Yazar "Keskin, Gülseren" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bir Üniversite Öğrenci Örnekleminde Bağlanma Stilleri ve Şiddet Eğiliminin Incelenmesi(2016) Babacan Gümüş, Aysun; Keskin, GülserenAmaç: Bu çalışmanın amacı, bir üniversite öğrenci örneklemindebağlanma stilleri ve şiddet eğilimini incelemektinYöntem: Tanımlayıcı nitelikteki araştırma Çanakkale Onsekiz MartÜniversitesinde öğrenim gören 375 gönüllü öğrenci ilegerçekleştirilmiştir: Veriler üniversite öğrencileri için hazırlananDemografik Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA) ve ŞiddetEğilim Ölçeği (ŞEÖ) kullanılarak toplanmıştır: Verilerin analizindetanımlayıcı istatistikler; Kolmogorov--Smirnov testi, PearsonKorelasyon analizi, student testi veANO VA kullanılmıştır:Bulgular: Çalışmadan elde ettiğimiz bulgulara göre, öğrencilerinŞEO toplam puanları ile korkulu bağlanma puanları arasındapozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir (r 0.164, p<0. 01).Öğrencilerin SE toplam puanları ile saplantılı bağlanmapuanlarıarasında da anlamlı ilişki bulunmuştur (r 0.103, p<0.05). Şiddeteğilimi yüksek ve düşük olan öğrenciler bağlanma stilleri açısındandeğerlendiğinde, şiddet eğilimi yüksek olan öğrencilerin düşükolanlara göre korkulu bağlanma puanlarının anlamlı düzeydeyüksekolduğu belirlenmiştir (t -1.991 /p<0.05).Sonuç: Güvensiz bağlanma stillerinden korkulu ve saplantılıbağlanmanın öğrencilerin şiddet eğilimleri üzerinde etkiliolabileceği düşünülmüştür.Öğe Characteristics associated with self-esteem and body image in pregnancy(2011) Babacan Gümüş, Aysun; Çevik, Nihal; Hataf Hyusni, Selime; Biçen, Şeyda; Keskin, Gülseren; Tuna Malak, ArzuThis study was conducted to investigate characteristics associated with self-esteem and body image in pregnancy. This study has been carried out between October 2008 - February 2009 in 4 different primary health care and Obstetrics and Gynecology Service of Bahattin-Huriye Demircio?lu Obstetrics and Gynecology Hospital in Çanakkale. Data were collected from 150 pregnant women by Introductory Information Form, Rosenberg Self-Esteem Scale and Body Cathexis Scale. Data were analized by Mann Whitney U, Kruskal Wallis, t test ve Pearson Correlation analysis. A negative relationship was determined between self-esteem mean score and the mean age of marriage in pregnant women (r =-0.257, p<0.01). It was determined that there were statistically significant differences in pregnant women's self-esteem according to their educational status (KW=26.622, p=0.000), profession (KW= 13.373, p= 0.001), family type (z=-2.462, p=0.014), the age of marriage (r=-0.257, p<0.01), intermarriage status (z=-2.184, p=0.029), husband's educational status (KW=16.139, p=0.001), the nature of the relationship with her husband (KW=10.917, p=0.004). Statistically, there have been significant differences in pregnant women's body image according to their income status (KW=13.202, p<0.01), the nature of the relationship with their husband's educational status (KW=6.295, p<0.05), negative change in sexual life (t=-4.688, p<0.01), the request to birth type (z=-2.245, p<0.05). According to the results obtained, pregnant women who describe themselves as both they and their husbands have low level of education, living in large families, the age of marriage is low, having intermarriage and having bad relations with their husbands have lower self-esteem. The body image of pregnant women having low-income, describing relations with their husbands are bad, indicating a negative change in their sexual lives and wanting cesarean section are more negative.Öğe Fonksiyonel sağlık örüntüleri modeli ile bir huzurevinde yaşayan yaşlıların bakım gereksinimlerinin belirlenmesi(2012) Babacan Gümüş, Aysun; Şıpkın, Sevinç; Keskin, GülserenAmaç: Bu çalışma Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeli ile bir huzurevinde yaşayan yaşlıların bakım gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Çanakkale Çakader Daniş Huzurevinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 66 yaşlı oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, NANDA- Taksonomi II- Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Altında Gruplanmış Hemşirelik Tanıları Listesi ve Standardize Mini Mental Test kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı-yüzde dağılımı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan yaşlıların yaş ortalaması 76.35 (SS= 9.94), %56.1i kadın, %93.9u dul, %48.5i ilkokul mezunudur. Yaşlıların %80.3ü huzurevinde isteyerek kalmakta, %59.1inin ziyaretçisi gelmekte, %31.8i ziyarete gidebilmektedir. Yaşlıların %74.2sinin sağlık güvencesi mevcuttur. Yaşlılarda Standardize Mini Mental Test puanı ortalaması 23.38 (SS=5.47) olarak saptanmıştır. Belirlenen hemşirelik tanılarına göre, yaşlılarda en sık görülen sorunlar, uyku örüntüsünde rahatsızlık (%60.6), sosyal etkileşimde bozulma (%60.6), yorgunluk (%54.5), yalnızlık riski (%53), ağrı (%50), özbakım eksikliği sendromu (%50), anksiyete (%40.9), etkisiz bireysel baş etme (%36.4), aktivite intoleransı/aktivite intoleransı riski (%33.3), yaralanma riski (%33.3) ve bellekte bozulma (%30.3) olarak belirlenmiştir. Sonuç: Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeline göre, yaşlılarda en fazla sorun saptanan alanlar, Aktivite-Dinlenme, Baş etme-Stres toleransı, Bilişsel-Algısal, Güvenlik-Korunma ve Kendini algılamadır. Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeli huzurevinde yaşayan yaşlıların bakım gereksinimlerinin belirlenmesinde ve hemşirelik girişimlerinin uygulanmasında kolay ve kullanışlı bir model olarak kullanılabilir.Öğe Huzurevinde yaşayan yaşlılarda ağrı ve yaşam aktiviteleri: depresyon, anksiyete ve somatizasyon yönünden bir inceleme(2012) Babacan, Aysun Gümüş; Keskin, Gülseren; Orgun, FatmaGiriş: Bu araştırmanın amacı yaşlılarda ağrı ve yaşam aktivitelerini depresyon, anksiyete ve somatizasyon yönünden incelemektir.Gereç ve Yöntem: Araştırma, Çanakkale'de Çakader Daniş Huzurevinde yapılmıştır. Çalışma 77 yaşlı ile yürütülmüştür. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Yaşlılar için Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Somatizasyon ölçeği, Sayısal Ağrı Skalası, Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, Lawton ve Brody'nin Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi ile toplanmıştır.Bulgular: Ağrısı olan yaşlıların olmayanlara göre somatizasyon düzeyi daha yüksektir (z=- 3.201, p<0.01). Kronik ağrı yaşayan yaşlıların akut ağrı yaşayanlara göre depresyon (z=-2.042, p<0.05), anksiyete (z=-1.995, p<0.05) ve somatizasyon (z=-3.508, p<0.01) düzeyi daha yüksektir. Günlük yaşam aktiviteleri yönünden bağımsız düzeydeki yaşlılara göre yarı bağımlı yaşlıların depresyon (z=-1.996, p?0.05), anksiyete (z=-1.937, p?0.05) ve somatizasyon (z=-2.710, p<0.01) düzeyi daha yüksek bulunmuştur.Sonuç: Kronik ağrılı ve yarı bağımlı yaşlıların somatizasyon, depresyon ve anksiyete düzeyi daha yüksektir.Öğe İnfertilite: Umutsuzluk perspektifinden bir inceleme(2014) Keskin, Gülseren; Babacan Gümüş, AysunAmaç: İnfertilite tıbbi, psikiyatrik, psikolojik ve sosyal yönleriyle psişik travmaya neden olan bir kriz durumudur. Üreme tekniklerindeki gelişmeler, hastalara bir yönüyle umut olurken, diğer yandan özellikle kadınlarda üzüntü, kontrol kaybı, damgalanma gibi durumlar da yaratmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmada infertilite tedavisi gören kadınlarda umutsuzluk ve umutsuzluğu etkileyebilecek benlik saygısı, çift uyumu, kişilik özellikleri ve sosyodemografik değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikteki bu araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Planlaması ve Kısırlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde 2009-2010 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini 141 kadın oluşturmuştur. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) ve Mizaç ve Karakter Envanteri (MKE) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 32.21 (SD=4.73) olan infertil kadınların RBSÖden aldıkları puan ortalaması 5.13 (SD=3.52), BUÖden aldıkları puan ortalaması 7.52 (SD=3.82) olarak belirlenmiştir. Çalışma grubu- nu oluşturan kadınlarda benlik saygısı %37.3ünde düşük, %45.6sında orta, %17.9unda yüksektir. Düşük gelirli grupta BUÖden alınan puanlar anlamlı düzeyde daha düşüktür (F=12.35, p<0.01). Görücü usulü ile evlenen kadınların umutsuzluk düzeyleri daha yüksektir (F=3.63, p<0.05). Kadınlarda çift uyumu ile umutsuzluk arasındaki ilişki negatif yönde orta düzeydedir (r=-0.445, p<0.01). Çalışmaya katılan kadınlardan infertilite tedavi görme süresi en uzun olanlar BUÖden daha yüksek puan almışlardır (F=2.88, p<0.05). Kadınların RBSÖ ve BUÖden aldıkları puanlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0.445, p<0.01). Regresyon analizi sonuçlarına göre sorumluluk, beceriklilik ve kendini unutma şeklindeki üç karakter özelliği kadınlarda umutsuzluğu yordayan değişkenler olarak saptanmıştır (F=16.36; p<0.01). Sonuç: Benlik saygısı, çift uyumu ve karakter özellikleri infertil kadınlarda umutsuzluğu etkileyen değişkenlerdir. İnfertilite tedavi sürecinde destekleyici psikososyal yaklaşımlara yer verilmesi yararlı olacaktır.Öğe Pain and living activities in elderly at a nursing home: An investigation in terms of depression, anxiety and somatization(2012) Babacan Gümüş, Aysun; Keskin, Gülseren; Orgun, FatmaIntroduction: The aim of this study was to examine pain and life activities in the elderly in terms of depression, anxiety and somatization. Materials and Method: The study was carried out in Çakader Danifl Nursing Home in Çanakkale The study was carried out with 77 elderly persons. Data were collected by Introductory Information Form, Geriatric Depression Scale, Beck's Anxiety Scale, Somatization Scale, Numerical Pain Scale, Katz Index of Independence in Activities of Daily Living and Lawton and Brody's Instrumental Activities of Daily Living Index. Results: Somatization level of the elderly having pain was higher than the ones without pain (z=-3.201, p<0.01). The elderly experiencing chronic pain had higher depression (z=-2.042, p<0.05), anxiety (z=-1.995, p<0.05) and somatization (z=-3.508, p<0.01) levels than the ones experiencing acute pain. In terms of daily living activities, semi-dependent elderly persons had higher depression (z=-1.996, p?0.05), anxiety (z=-1.937, p?0.05) and somatization (z=-2.710, p<0.01) levels than the independent ones. Conclusion: Somatization, depression and anxiety levels of the semi-dependent elderly with chronic pain are higher.Öğe The evaluation of anxiety, anger and coping strategies in patients with chronic heart failure(2012) Keskin, Gülseren; Gümüfl, Aysun BabacanObjective: Anger and coping strategies is less studied with respect to anxiety in chronic heart failure. The aim of the study is to examine anxiety, anger and coping strategies in patients with chronic heart failure. Method: This study was conducted with 96 patients with chronic heart failure admitted to the Cardiology Polyclinic of Ege University Hospital. Socio-Demographic and Clinical Information Form, Beck Anxiety Inventory (BAI), Spielberger's State-Trait Anger Expression In?ventory (SSTAEI) and The Coping Strategy Indicator (CSI) were applied. In the analysis of data, Student's t-test, Kruskal Wallis test and Pearson Correlation analysis were used. Findings: A positive correlation (p=0.000, r=0.560) was determined between BAI and SSTAEI anger-out subscale (p=0.000, r=0.495), SSTAEI anger-in subscale (p=0.001, r=0.458), SSTAEI trait anger (p=0.001, r=0.659) scores of patients with chronic heart failure. A moderate negative correlation (p=0.000, r=0.560) was determined between CSI problem solving subscale and SSTAEI anger-out subscale (p=0.000, r=-0.407), SSTAEI angerin subscale (p=0.001, r=-0.491) and a moderate pozitive correlation (p=0.000, r=0.560) was determined between CSI avoidance subscale and SSTAEI anger-state subscale (p=0.05, r=0.297) scores of patients with chronic heart failure Discussion and Conclusion: According to the results of the study, patients with higher levels of anxiety, trait anger, anger suppression of inward and outward levels of reflection increases. Inward and outward anger rsuppression in patients with higher levels of reflection has been reduced by the use of problem-solving strategy. Avoidance strategy increases patients' in the continuous anger.DinleyinFonetik olarak okuyun.Öğe The prevalence of postpartum depression and associated variables(2012) Gümüfl, Aysun Babacan; Keskin, Gülseren; Alp, Nursel; Özyar, Sibel; Karsak, AsiyaPurpose: This research was conducted to examine the variables associated with postpartum depression and the prevalence. Method: In a cross-sectional descriptive study was conducted in three different health centers. 221 women participated in the study voluntarily. Data Edinburgh Postpartum Depression Scale was collected by using a face-to-face interview method. Evaluation of the data points and percentage distribution, "t" test, analysis of variance was used. Findings: 26.2% of women were high levels of depressive symptoms according to Edinburgh Postnatal Depression Scale. Women who were less educated, not working anywhere, low income, having a depression history previously, having a family history of depression, using alcohol, assess the negative relationship with his husband, unintentionally become pregnancy, engaged in vaginal deliveries, or had previous premenstrual syndrome symptoms, had a fever of giving birth, living postpartum distress, have a boy baby, have a unheyealthy baby, not take family support, tended to report higher levels of depressive symptoms. Discussion and Conclusion: The results of this study are important because it shows the variables associated with postpartum depression. Factors associated with postpartum depression, taking into account mainly the development of maternal and child health, including community mental health services for women during pregnancy and the postpartum period, psychosocial evaluation and monitoring is recommended.Öğe The relationship between problematic internet use, violence trend and some demographic variables among university students(Gulhane Military Medical Academy, 2015) Babacan Gümüş, Aysun; Şıpkın, Sevinç; Tuna, Arzu; Keskin, GülserenAim: The aim of this study is to investigate relations between problematic internet use, violence trend and some demographic variables in university students. Methods: The study was conducted with students studying at a state university. The sample consisted of 375 university students as 201 female and 174 male. The data were collected using Demographic Information Form, Internet Addiction Scale (IAS) and Violence Proneness Scale (VPS). In the analysis of the data; descriptive statistics student t test, ANOVA, Post hoc Tukey HSD test, pearson correlation analysis and stepwise hierarchical regression analysis were used. Results: The mean age of the students was 21.04±1.65 years (age range 18-28 years). It was found that 82.7% of the students in the study group use internet with the purpose of information, and 78.4% of the students use internet for social and entertainment purposes. According to IAS points; 3.7% of the students are problematic internet use, whereas 30.4% show borderline indications in terms of problematic internet use. According to VPS points; 40% of students have high trend of violence and 2.7% of the students have very high trend of violence. A positive relationship was determined between IAS and VPS mean scores (r=0.346, p<0.01). Duration of internet use, violence trend, internet use for social and entertainment purposes and gender are the variables that predict problematic internet use level. Problematic internet use, friend relationships, duration of mother education, gender and duration of internet use are significant predictors of violence trend. Conclusion: The research findings indicate that a significant portion of university students are at risk of problematic internet use and high violence trend. It is believed that the findings obtained in this research will be beneficial in terms of taking necessary measures for groups at risk and of raising awareness among university students. © GATA.Öğe Üniversite öğrencilerinde problemli internet kullanımı, şiddet eğilimi ve bazı demografik değişkenler arasındaki ilişki(2015) Babacan Gümüş, Aysun; Şıpkın, Sevinç; Tuna, Arzu; Keskin, GülserenBu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerini problemli internet kullanımı, şiddet eğilimi ve bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiler yönünden incelemektir. Yöntem: Çalışma bir devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 201'i kadın 174'ü erkek olmak üzere 375 kişi katılmıştır. Veriler Demografik Bilgi Formu, İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ) ve Şiddet Eğilim Ölçeği (ŞEÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, student t testi, ANOVA, Post hoc Tukey HSD testi, pearson korelasyon ve aşamalı hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 21.04±1.65 yıl, yaş aralığı 18-28 yıldır. İnterneti bilgi edinme amacıyla kullanan öğrencilerin oranı %82.7, sosyal ve eğlence amacıyla kullananların oranı %78.4'tür. İBÖ puanlarına göre, öğrencilerin %3.7'si problemli internet kullanıcısı, %30.4'ü sınırlı semptom göstermektedir. ŞEÖ puanlarına göre, öğrencilerin %40'ında şiddet eğilimi yüksek, %2.7'sinde çok yüksektir. İBÖ ve ŞEÖ puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0.346, p<0.01). İnternet kullanım süresi, şiddet eğilimi, sosyal ve eğlence amaçlı internet kullanımı ve cinsiyet problemli internet kullanımını yordayan değişkenlerdir. Problemli internet kullanımı, arkadaş ilişkileri, anne eğitim süresi, cinsiyet ve internet kullanım süresi ise şiddet eğilimini anlamlı olarak yordamaktadır. Sonuç: Araştırma bulguları, üniversite öğrencilerinin önemli bir bölümünde problemli internet kullanımı riskinin ve şiddet eğiliminin yüksek olduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçların, ilişki bulunan değişkenler açısından, riskli gruplar için gerekli önlemlerin alınmasında ve öğrencilerin bilinçlendirilmesinde yararlı olacağı düşünülmektedir











