Primer hiperparatiroidide minimal invaziv paratiroidektomi sonrası gelişebilecek hipokalsemilerin sınıflandırılması ve risk faktörlerinin belirlenmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Giriş ve Amaç: Minimal invaziv paratiroidektomi (MİP), primer hiperparatiroidizm (PHPT) tedavisinde geleneksel boyun eksplorasyonu yerine uygulanan güncel bir cerrahi yaklaşımdır. MİP sonrası gelişebilecek hipokalsemi, heterojen klinik tablolara yol açabilir. Bu çalışmada, hipokalseminin klinik alt tiplerinin sınıflandırılması ve her biri için risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, postoperatif dönemde PTH düşüklüğüyle seyreden ancak klinik olarak asemptomatik olan yeni bir hipokalsemi formu olan "süpresif hipoparatiroidi" tanımı literatüre kazandırılmak istenmiştir. Materyal-Metod: Kasım 2020 – Aralık 2024 tarihleri arasında MİP uygulanan ve preoperatif lokalizasyonla adenomları saptanan PHPT hastaları retrospektif olarak değerlendirildi. Demografik özellikler, biyokimyasal parametreler, kemik mineral yoğunluğu, adenom ağırlığı ve postoperatif hipokalsemi bulguları karşılaştırıldı. Hastalar, "süpresif hipoparatiroidi" ve "aç kemik sendromu (AKS)" gelişimine göre gruplandırıldı. Bulgular: Toplam 126 hasta değerlendirildi. Süpresif hipoparatiroidi gelişen hastalarda preoperatif serum kalsiyum düzeyi daha yüksek (p=0,007), fosfor düzeyi daha düşük (p<0,001) ve femur boyun T-skorları anlamlı şekilde daha yüksekti (p=0,03). Multivaryant analizde düşük fosfor düzeyi (OR: 0,21; %95 GA: 0,05–0,85; p=0,029) ve yüksek femur T-skoru (OR: 2,10; %95 GA: 1,22– 3,62; p=0,008) süpresif hipoparatiroidi için bağımsız risk faktörleri olarak saptandı. AKS gelişen hastalarda ise preoperatif PTH (p<0,001), ALP düzeyleri (p=0,01) ve adenom ağırlığı (p=0,03) daha yüksek, femur T-skorları ise daha düşüktü (p=0,02). Yalnızca yüksek preoperatif PTH düzeyi AKS gelişimi için anlamlı bağımsız belirteçti (OR: 1,006; %95 GA: 1,00–1,01; p=0,009). Sonuç: MİP sonrası hipokalsemi tek bir klinik antite olarak değerlendirilemez. Bu çalışmada tanımlanan süpresif hipoparatiroidi, postoperatif dönemde PTH düşüklüğü ile seyreden ancak klinik olarak hafif semptomatik ya da asemptomatik hastalar için özgün bir alt kategoridir. AKS ise daha agresif biyokimyasal bozukluklarla karakterizedir. Bu iki tablonun ayrıştırılması, postoperatif yönetimi ve hasta takibini kolaylaştırabilir.
Introduction and Purpose: Minimally invasive parathyroidectomy (MIP) is a current surgical treatment applied instead of traditional neck exploration for the treatment of primary hyperparathyroidism (PHPT). Hypocalcemia that may develop after MIP may lead to heterogeneous clinical presentations. This study aimed to classify the clinical subtypes of hypocalcemia and to determine the risk factors for each. In addition, the definition of "suppressive hypoparathyroidism" a new hypocalcemia formula that progresses with PTH decrease in the postoperative period but is clinically asymptomatic, was aimed to be added to the literature. Material-Method: PHPT patients who underwent MIP between November 2020 and December 2024 and whose adenomas were detected by preoperative localization were evaluated retrospectively. Demographic characteristics, biochemical parameters, bone mineral density, adenoma weight and postoperative hypocalcemia findings were compared. Patients were grouped according to the development of "suppressive hypoparathyroidism" and "hungry bone syndrome". Findings: A total of 126 patients were evaluated. Patients who developed suppressive hypoparathyroidism had higher preoperative serum calcium levels (p = 0.007), lower phosphorus levels (p <0.001), and significantly higher femoral neck T-scores (p = 0.03). In multivariate analysis, low phosphorus levels (OR: 0.21; 95% CI: 0.05–0.85; p = 0.029) and high femoral T-score (OR: 2.10; 95% CI: 1.22–3.62; p = 0.008) were identified as independent risk factors for suppressive hypoparathyroidism. In patients who developed HBS, preoperative PTH (p <0.001), ALP levels (p = 0.01), and adenoma weight (p = 0.03) were higher, while femoral T-scores were lower (p = 0.02). Only elevated preoperative PTH level was a significant independent predictor for HBS (OR: 1.006; 95% CI: 1.00–1.01; p = 0.009). Conclusion: Hypocalcemia after MIP can not be evaluated as a single clinical entity. Suppressive hypoparathyroidism defined in this study is a specific subcategory for patients who have low PTH in the postoperative period but are clinically mildly symptomatic or asymptomatic. Hungry bone sydrome is characterized by more aggressive biochemical disorders. Separating these two conditions may facilitate postoperative management and patient follow-up.











