Doğa-insan ilişkisi bağlamında kara ve deniz avcılığı folkloru: Çanakkale örneği
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İnsanlığın doğayla kurduğu tarihsel ilişkilerin en derin örneklerinden biri olan avcılık, yaşam sürmek amacıyla yürütülen bir faaliyetin çok ötesinde; bireysel ve kolektif hafızanın, teknik becerinin, yerel bilginin, inanç sistemlerinin ve değer yargılarının iç içe geçtiği kültürel bir bütünlüğü yansıtmaktadır. Bu yönüyle avcılık, ait oldukları toplulukların ekolojik duyarlılıkları ile çevre koşullarına uyum sağlama süreçlerinde geliştirdikleri bilişsel örüntülerin, teknolojik donanımların ve kültürel kodların bir bileşimini temsil etmektedir. Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan hem Asya hem de Avrupa kıtasında toprağı bulunan ve tarihsel süreçte stratejik konumuyla birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Çanakkale bölgesi; Biga yarımadasının ormanlık alanları ile Ege Denizi'nin kıyı ekosistemleri arasında kurduğu ekolojik geçişkenlik sayesinde, kara ve deniz coğrafyasının eş zamanlı biçimde varlık gösterdiği özgün bir tabiat dokusuna sahiptir. Bu özellik, bölgede kara ve deniz avcılığının gelişimini desteklediği gibi avcılık etrafında şekillenen kültürel birikimin birlikte değerlendirilebilmesine de olanak tanımakta; her iki avcılığa ait folklorik unsurların hem maddî (yöntem, teknik vb.) hem de manevî (anlatı, inanış, ritüel vb.) düzeyde çeşitlenip biçimlendiği özgün bir araştırma alanı sunmaktadır. Çanakkale'nin farklı yerleşimlerinde yaşayan 215 kaynak kişiden toplanan ve 122 saati aşan ses kayıtlarının deşifre edilmesiyle elde edilen verilerin sistematik analizine dayanan bu çalışma, Çanakkale'de gelişen kara ve deniz avcılığına dair kültürel yapıyı halk bilimi disiplini çerçevesinde ele almakta; geniş literatür taraması ile kapsamlı saha araştırmalarından elde edilen bulgular doğrultusunda, avcılık folklorunu yerel ekolojik bilgi sistemleriyle etkileşimi ve kültürel aktarım biçimleri bağlamında çok yönlü bir yaklaşımla incelemektedir. Ayrıca geleneksel avcılık bilgisi, günümüz çevre sorunlarına yönelik geliştirilebilecek yaklaşımlar üzerinden sürdürülebilir doğa-insan ilişkisine dair yeni açılımların tartışılmasına olanak tanımaktadır.
Hunting, which is one of the deepest examples of humanity's historical relations with nature, reflects a cultural integrity in which individual and collective memory, technical skills, local knowledge, belief systems and value judgements are intertwined. In this respect, hunting represents a combination of cognitive patterns, technological equipment and cultural codes developed by the communities to which they belong in the processes of adaptation to ecological sensitivity and environmental conditions. Çanakkale region, which is located in the northwest of Turkey, has territories in both Asia and Europe and has hosted many civilisations with its strategic location in the historical process, has a unique natural texture where land and sea geography exist simultaneously thanks to the ecological transitivity established between the forested areas of the Biga Peninsula and the coastal ecosystems of the Aegean Sea. This feature not only supports the development of land and sea hunting in the region, but also allows the cultural accumulation shaped around hunting to be evaluated together; it offers a unique research area where folkloric elements of both hunting are diversified and shaped at both material (method, technique, etc.) and spiritual (narrative, belief, ritual, etc.) levels. Based on the systematic analysis of data collected from 215 informants living in different settlements of Çanakkale and obtained through the transcription of over 122 hours of audio recordings, this study addresses the cultural structure of land and sea hunting in Çanakkale within the framework of the discipline of folklore; in line with the findings obtained from an extensive literature review and comprehensive field research, it examines hunting folklore with a multifaceted approach in the context of its interaction with local ecological knowledge systems and forms of cultural transmission. In addition, traditional hunting knowledge enables the discussion of new openings regarding the sustainable nature-human relationship through approaches that can be developed towards today's environmental problems.











