İletişim Bilimleri Bölümü Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 5 / 5
  • Öğe
    Tarihî Gaziantep Bey Mahallesine Mutenalaştırma Kavramı ve Medyadaki Temsili Çerçevesinden Bakmak
    (2025) Yıldırım, Berkay; Gökgöz, Gökhan
    Bu çalışmada, tarihî Gaziantep Bey Mahallesinin, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çatısı altında işlerlik gösteren Koruma Uygulama ve Denetim Büroları’nın (KUDEB) uygulayıcılığını üstlendiği sokak sağlıklaştırma projesi kapsamındaki restorasyon sürecinin sebep olduğu mekânsal dönüşüm süreci, “mutenalaştırma” (Gentrification) kavramı kapsamında irdelenmiştir. Neoliberalizmin kentsel mekâna sirayeti ve mutenalaştırma kavramı özelinde kentsel mekânın yeniden üretim merhaleleri, Bey Mahallesi örneği üzerinden tartışmaya açılmaktadır. Neoliberal kent politikaları ve mutenalaştırma kavramı kapsamında bir kentsel mekân örneği olarak Bey Mahallesinin tarihselliği ve barındırdığı anlam, mekânın kimliğine odaklanan tarihsel, fiziksel (restorasyon), ekonomik ve simgesellik kategorileri çerçevesinde irdelenmiştir. Bey Mahallesinin “sokak sağlıklaştırma projesi” ile başlayıp yenileme çalışmaları ile devam eden dönüşüm süreci, mahalle içerisinde yapılan derinlemesine görüşmelerden edinilen izlenimler, Bey Mahallesinin medyadaki temsilini oluşturan internet haberlerindeki söylemlerle birlikte kategoriler çerçevesinde tematik olarak analiz edilmiştir. Bey Mahallesi özelinde mutenalaştırma sürecinin, yerleşim bölgesi sakinleri açısından ötekileştirici/dışlayıcı bir şekilde işletildiği söylenebilir. Kamuoyu açısından ise gerek derinlemesine görüşmelerde gerekse haber metinlerinde yer alan söylemlerden yola çıkarak Bey Mahallesinin medyadaki temsilinin yanıltıcı nüveler barındırdığı görülmektedir. Kentin tüm görünümlerine kolektif anlamlar sinmiştir ve bu anlamlara hassasiyet gösterilmesi gerektiğine yönelik söylemler, farklı kereler hem derinlemesine görüşmelerde hem de basına yansıyan söylemler çerçevesinde yaratılan medya temsilinde kendini göstermiştir. Kent alanlarında nesnelerin, insanların ve çevredeki kümelenmelerin varlığının izi vardır. Bu izleri silmeye dönük her faaliyet, mekânın hafızasını silmekle eşdeğerdir.
  • Öğe
    Göç ve Medya: Gaziantep’teki Suriyeli Göçmen Üniversite Öğrencilerinin Suriye Medyasına İlişkin Eğilimleri
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Gökgöz, Gökhan
    Bu çalışma, Gaziantep kentinde yerleşik Suriyeli göçmen üniversite öğrencilerinin Suriye medyasına ilişkin eğilimlerini anlamaya dönük bir araştırmayı içermektedir. Bu doğrultuda yarı-yapılandırılmış bir soru formu üzerinden farklı disiplinlerde yükseköğrenim gören 50 göçmen genç ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Göçmen üniversite öğrencilerinin Suriye medyasında takip ettikleri gazete, dergi, radyo gibi geleneksel iletişim araçları yanında bütün olarak temel enformasyon kaynaklarına ilişkin önce genel bir nicel görünüm ortaya konmuş; öğrencilerin söylemlerine, anlam güzergâhlarına, medyayı tasavvur etme biçimlerine ve bununla birlikte en çok rağbet edilen medya mecralarının yönetmenlerinin kendi toplumsal konumları ile yayın politikalarına ilişkin tariflerine yaslanan etnografik verilerle bu görünüm nitel olarak da derinleştirilmiştir. Genel olarak bakıldığında; Türkiye medyasında hâkim olan ve Suriyeli göçmenleri bir tür fazlalık olarak gören temsil biçiminin, göçmen gençlerin bakışını bir potansiyel olarak Suriye medyasına çevirdiği söylenebilse de bunun büyük oranda edime dönüşmediği ve Suriye medyasına dönük göçmen ilgisinin yoğun olmadığı anlaşılmaktadır. Göçmen izleyicilerin medya motivasyonuna bakıldığında ise iki hat belirgindir: Medya etkisine kendini tamamen kapatmak ve Suriye’de geride kalanlarla medya aracılığıyla bağ kurmak.
  • Öğe
    Ayfer Tunç’un Kuru Kız Adlı Romanında Beden Sorunsalı
    (Cyprus International University, 2024) Soysal Eşitti, Aslı
    Beden, kişinin varlığını somut düzleme taşıyarak benlik algısına, kişiliğine ve kimliğine etki eder ve hem bireysel hem toplumsal yaşamda görünür olmasını sağlar. Modern çağda bedenin disipline edilerek ideal ölçülere sahip olmasına büyük önem atfedilir. Bu durumun sonucu olarak bedenin sahip olduğu boy, kilo, yaş, güzellik, fiziksel sağlık durumu vb. özelliklerin idealin dışında kalması, kişilerin bedenleri sebebiyle damgalanarak ötekileştirilmesine ve toplumun dışında bırakılmasına sebep olur. Ayrıca bedenin kültürel ideallerin dışında sayılabilecek özelliklere sahip olması -aşırı eksik ya da aşırı fazla- söz konusu bedeni kırılgan hâle getirir. Günümüz Türk Edebiyatı’nın önde gelen temsilcilerinden biri olan Ayfer Tunç tarafından kaleme alınan Kuru Kız’da beden sorunsalı romanın merkezine yerleştirilmiştir. Kuru Kız adlı romanda bedene dair temsile odaklanılan bu çalış-mada, “güzellik”, “kırılganlık” ve “damga” gibi kavramlar ile beden arasında kurulan ilişkiyi tematik analizle irdeledim. Kadının ailesindeki tüm bireylerin ölümünün ardından damgasının dayattığı yaşamdan kurtulmak üzere harekete geçtiği, bu yeni yaşamında “kırılgan”, “damgalı” ve “çirkin” addedilen bedeni aracılığıyla değil; kişiliğiyle değer gördüğü bir alanda yaşamaya başlayarak özgürleştiğini ortaya koydum.
  • Öğe
    Ayfer Tunç’un Gençlik Sabah Çiyidir adlı hikâyesinde yaşlılığın temsili
    (2023) Soysal Eşitti, Aslı
    Ayfer Tunç, toplumu oluşturan temel dinamiklerin iyi bir gözlemcisidir. Eserlerinde birey ve toplum arasındaki çatışmayı sıklıkla merkeze alan yazar, toplumdaki çeşitli yaş gruplarını, cinsiyetleri, sosyo- ekonomik düzeyleri, eğitim durumlarını ve farklı kültürleri yansıtacak kişilere yer verir. Çalışma, Ayfer Tunç’un Mağara Arkadaşları adlı eserinde yer alan “Gençlik Sabah Çiyidir” adlı hikâyesinde yaşlılığın nasıl temsil edildiği sorusu üzerine temellendirilmiştir. İnsan hayatının son evresi olan yaşlılık, sosyolojik, biyolojik ve ruhsal yönleri göz önünde bulundurularak açıklanabilir. Edebiyatın toplumu yansıtan bir ayna işlevi gördüğü düşüncesinden hareketle, toplumsal olarak yaşlılığa atfedilen değerlerin edebiyat aracılığıyla görünür kılındığı söylenebilir. “Gençlik Sabah Çiyidir” adlı hikâyeyle ilgili yapılan bu çalışmada, yaşlılık çok yönlü olarak ele alınarak yaşlılığın bireysel, toplumsal ve ruhsal olarak sahip olduğu anlam dünyasına odaklanılmıştır. Çalışmada yaşlılık döneminde hem bireysel hem toplumsal bağlamda yaşanan çatışmalar irdelenerek yaşlılığın modern dünyada deneyimlenme biçimi, çok yönlü bir bakışla ele alınmıştır. Gençlik ve yaşlılık arasındaki temel çatışmaların görünür kılındığı bu çalışma aracılığıyla yaşlılığın yalnızlık, değersizlik duygusu ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir dönem olarak hikâyede temsil edildiği ortaya konulmuştur.
  • Öğe
    ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÇANAKKALE HALKEVLERİNİN VE HALKODALARININ KÜTÜPHANE FAALİYETLERİ (1932-1951)
    (2023) Karataş, Esmeray
    Bu çalışmanın amacı 1932 ile 1951 yılları arasında Çanakkale’de faaliyet gösteren Halkevlerinin ve Halkodalarının kütüphane çalışmalarını incelemektir. Çalışmada belgesel kaynak tarama yöntemiyle dönemin rapor, yazışma, kitap, dergi gibi önemli belgeleri incelenmiştir. Elde edilen bilgiler kütüphanenin beş unsuru olan bina, personel, bütçe, derme ve kullanıcı perspektifinden analiz edilmiştir. Çanakkale’de; Çanakkale, Gelibolu, Bayramiç, Eceabat, Ayvacık, Biga, Ezine, Lapseki olmak üzere 8 Halkevi ve 92 Halkodası olduğu tespit edilmiştir. Çanakkale Halkevi’nde aylığı 50 Liradan ve Biga Halkevi’nde yevmiyesi 1 Liradan birer kütüphane memuru çalıştırılmıştır. Çanakkale Halkevi Kütüphanesinin ilk dermesi Çanakkale Türk Ocağı’ndan kalma 300 adet kitaptır. Çanakkale Halkevi Kütüphanesi, kullanıcıların kütüphane kullanım oranını artırmak amacıyla gezici kütüphane hizmeti sunmanın yanı sıra yayın faaliyetleri ile de kullanıcılara ulaşmıştır. Çanakkale Halkevi Kütüphane ve Neşriyat Şubesi yayın çalışmaları; Anafarta Dergisi, Köylü Duvar Gazetesi, Çanakkale Vilayet Gazetesi’nde yayımlanan Halkevinden Halka isimli yazı dizisi ile Dünden Bugüne Çanakkale ve Cumhuriyet’in 15’inci Yılında Çanakkale isimli kitaplardır. Çanakkale Halkevleri ve Halkodaları, diğerleri gibi ülke genelinde resmi olarak 1951 yılında kapatılmıştır. Kütüphanelerin ve kitapların akıbeti hakkında kapsamlı ve yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.