Yazar "Emin, Efe Muhammet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Klasik Sonrası Dönemde “İslam Felsefesi” - Çelişkili Bir İfade mi?(2020) Kaukua, Jari; Emin, Efe MuhammetBu makale, Dimitri Gutas’ın, post-klasik İslam felsefesi ve teolojisini, “felsefemsi” bir form veya felsefeye öykünen entelektüel bir faaliyet olarak nitelemesine eleştirel bir şekilde yaklaşır. Bu görüşün, felsefe tarihyazımı için standart sağlaması gereken felsefe kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını iddia ediyorum. Tarihsel süreklilikte boşluklara neden olma veya günümüzde felsefeden anladığımız şeyden kopuk olma gibi birtakım problemli sonuçları önlemek için, metafizik, bilim teorisi veya ampirik bilimlerinMeşşâî birleşimi gibi herhangi belirli bir tarihsel kavram yerine, pek tartışmalı olmayan bir çağdaş felsefe kavramından yola çıkmalıyız. Böyle bir strateji, felâsifeden olmayan pek çok klasik düşünürün yanı sıra postklasik düşünürlerin, herhangi bir kısırdöngüye girilmeksizin veya normatif felsefe kavramı kaybedilmeksizin İslam felsefesi tarihine dâhil edilmesi için sağlam bir temel sunar.Öğe Mâtürîdîlerin Hüsün-Kubuh Meselesindeki Özgünlük İddialarına İlişkin Bir İnceleme(2025) Hikmet, Şavluk; Emin, Efe MuhammetKelâm ilminin ve fıkıh usulünün temel meselelerinden olan hüsün-kubhun aklîliği meselesi, mezheplerin ilâhiyyât ve nübüvvât tasavvurlarını ontolojik ve epistemolojik olarak şekillendirmesi bakımından önemlidir. Mütekaddim dönemde Mu‘tezilîler ile Eş‘arîler arasında aklîlik – şer‘îlik ayrımı temelinde cereyan eden hüsün-kubuhla ilgili tartışmalarda, Mu‘tezilîler hüsün-kubhun akıl ile bilinebileceği ve sabit olacağı düşüncesindeyken Eş‘arîler sübut için şer‘î bildirimin gerekli olduğunu savunmuşlardır. Mâtürîdîliği benimsemeden önce Mu‘tezile ile benzer görüşlere sahip olan Hanefîler, Mâtürîdîliğe geçiş sonrasında hüsün-kubuh meselesindeki kabullerini gözden geçirerek bir revizyona tabi tutmuşlardır. Hanefî-Mâtürîdîler bu revizyonu tartışmaların temelinde yer alan salah – aslah ile aklın hüküm koyucu olması prensiplerini tenkit ederek yapmışlardır. Müteahhir Mâtürîdîlerden Sadrüşşerîa (öl. 747/1346) tartışmanın iki tarafı olan Mu‘tezile ile Eş‘ariyye’yi ayrıntılı ve dakik bir tenkide tabi tutarak Mâtürîdîlerin hüsün-kubuh meselesinde nasıl bir pozisyon aldığını et-Tavdîh adlı fıkıh usulü eserinde ortaya koymuştur. Sadrüşşerîa’nın dört önerme üzerine inşa ettiği bu tenkit, sonraki kelâmcı ve usulcüler arasında geniş bir şöhret bulmuş ve “Mukaddimât-ı Erba‘a / Dört Mukaddime” adıyla anılır olmuştur. Bu çalışmada, Sadrüşşerîa’nın hüsün-kubuh meselesinde Mâtürîdîler adına ortaya koyduğu özgün yaklaşım erken dönem Hanefî usul metinleri ile mukayese edilmiş, bu metinler aracılığıyla oluşan anlam söylem analizi yöntemi kullanılarak incelenmiş, inceleme sonucunda 5./11. yüzyıla kadarki Hanefî söylemin müteahhir dönemde Mu‘tezilîlikten ayrılıp “Sünnî”liğe yaklaşan bir dönüşüme uğradığı tespit edilmiştir.











