Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Özkan, Muhammet Fatih" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    Demokratların Dış Politika Gelenekleri Bağlamında Obama’nın Suriye Politikası
    (Üsküdar Üniversitesi, 2016) Özkan, Muhammet Fatih
    2010 yılının son aylarında Tunus’ta başlayan Arap Baharı, Ortadoğu’da önemli kırılmalara yol açmıştır. Aradan yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen, sürecin etkileri hala devam etmekte, yaşanan gelişmeler karşısında hem büyük güçler hem de bölge ülkeleri net bir tutum takınmakta zorlanmaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de bu aktörlerden biridir. ABD’nin Arap Baharına özellikle de Suriye’deki krize yaklaşımı, bazı çevrelerde hayal kırıklığı yaratmıştır. Nitekim Demokrat Obama yönetiminin ciddi bir insani krizin yaşandığı Suriye’deki sorunla ilgili pasif bir tutum takınması, Washington’da da bazı Cumhuriyetçi isimlerden eleştiri almasına neden olmuştur. Bu durum, Obama’nın Demokrat kimliği ile ABD’nin Suriye politikası arasındaki bağlantının niteliğini araştırmayı gerekli kılmıştır. Dolasıyla bu çalışmada, ilkeler ve uygulamalar şeklinde ikiye ayrılan Demokrat Parti dış politika gelenekleriyle, ABD’nin Arap Baharı sürecindeki Suriye politikası arasındaki süreklilik ve kopuşa odaklanılmıştır [EN] The Arab Spring, which began in the last months of 2010 in Tunis, led to the significant breakages in the Middle East. Although it has been nearly six years, the impacts of this process is still going on and both great powers and regional countries have been experiencing difficulties in determining a clear approach in the in the face of ongoing developments. The United States of America (US) is also one of these actors. The US’s approach towards the Arab Spring, in particular the crisis in Syria, created disappointment in some circles. In Washington, some Republican figures have been criticizing Democrat Obama administration due to its passive approach towards the Syrian humanitarian crisis. This situation requires researching the nature of relation between the Democrat identity of Obama and the US’s Syria policy. Thus, this study focuses on the continuity and rupture between the Democratic Party foreign policy traditions, which can be divided into two groups as principles and the implementations, and the US’s foreign policy towards Syria in the process of the Arab Spring
  • [ X ]
    Öğe
    Dengeleme Aracılığıyla Güç Dengesi Oluşturma: İran’ın Irak Kürtleri ile İlişkileri (2011-2018)
    (2021) Özkan, Muhammet Fatih; Baba, Gürol
    Bu çalışma, Arap Baharı sonrasında Irak Kürt bölgesinde yaşanan gelişmeler bağlamında, İran’ın bölgedeki güç dengesini koruma çabalarını analiz etmektedir. İran’ın söz konusu güç dengesini sağlamaya yönelik stratejileri bu kavramın bir alt unsuru olan dengeleme yöntemlerinin varsayımlarıyla önemli benzerlikler göstermektedir. Ayrıca devletleri dengeleme davranışına başvurmaya motive eden faktörlerle, İran’ı Irak’ta dengeleme yönünde bir strateji benimsemeye sevk eden koşullar arasında da benzerlikler görülmektedir. Diğer yandan bu çalışma, güç dengesine dair tanımlardan hareketle bu kavramın bir dış politika stratejisi olarak da kullanılabileceğine dikkat çekerek, İran’ın Irak Kürtleriyle ilişkilerinin dengeleme aracılığıyla güç dengesini sağlama önermesi üzerinden açıklanabileceği iddia etmektedir. Bu iddiayı somutlaştırmak adına çalışma, yöntem olarak özellikle 2011 sonrasında yaşanan bazı siyasi gelişmeleri örnek olay incelemesi olarak ele almaktadır. Bunların başında Arap Baharı’nın etkilerinin Irak Kürt bölgesinde görülmesi sonrasında Kürt partiler arasında ortaya çıkan rekabet durumu gelmektedir. Ele alınan diğer gelişmeler, DAEŞ terör örgütünün Kürt bölgelerine saldırması ve Eylül 2017’de Irak’ın kuzeyinde bir bağımsızlık referandumunun gerçekleştirilmesidir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İran'ın dengeleme motivasyonları ve stratejileri çerçevesinde Irak Kürtleriyle ilişkileri
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2019) Özkan, Muhammet Fatih; Baba, Gürol
    İran'ın Irak Kürtleriyle ilişkileri, Uluslararası İlişkiler disiplininin güç dengesi ile ilgili tanımlamaları ve kuramsal açıklamalarıyla uygunluk göstermektedir. Kuramsal olarak, güç dengesini korumak isteyen ve bunu bir dış politika stratejisi olarak benimseyen devletlerin, diğer aktörlerin gücünü farklı dengeleme yöntemleriyle sınırlandırdığı iddia edilebilir. Çalışma boyunca, güç dengesi kuramı ve dengeleme davranışının önermelerinden yararlanarak İran'ın Irak Kürtleriyle ilişkilerinin açıklanabileceği savunulmaktadır. İran'la Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerde en belirleyici faktörün Irak merkezi hükümetini temsil eden aktörlerin siyasi ve mezhepsel kimliği olduğu çalışmada ileri sürülen savlardan birisidir. Bu nedenle, taraflar arasındaki ilişkiler iki ayrı dönemde ele alınmıştır. Irak'ta Baas rejimin iktidarda olduğu yıllarda, İran'ın Kürtler üzerinden merkezi hükümeti dengelemeye çalıştığı, Bağdat'ta Şii ağırlıklı bir hükümetin kurulmasından sonra ise, Kürtlerin merkezi hükümetin aleyhine güçlenmesinin önüne geçecek şekilde dengeleme hamleleri yaptığı tespit edilmiştir. Irak'ta iki ayrı yönetim anlayışının olduğu bu dönemlerde İran'ın, Irak Kürtleriyle ilişkiler üzerinden daha farklı aktörleri de dengeleme arayışı içinde olduğu varsayılmaktadır. Bunların başında Irak Kürt bölgesinde etkinliğini artırmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Türkiye gibi ülkeler gelmektedir. Ayrıca Tahran'ın İranlı Kürtlere, birbirlerine karşı Iraklı Kürt gruplara ve bazı terör örgütlerine karşı başvurduğu farklı dengeleme stratejileri ortaya koyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Güç Dengesi, Dengeleme, İran Dış Politikası, Irak Kürtleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İran'ın dengeleme motivasyonları ve stratejileri çerçevesinde Irak Kürtleriyle ilişkileri
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2019) Özkan, Muhammet Fatih; Baba, Gürol
    İran'ın Irak Kürtleriyle ilişkileri, Uluslararası İlişkiler disiplininin güç dengesi ile ilgili tanımlamaları ve kuramsal açıklamalarıyla uygunluk göstermektedir. Kuramsal olarak, güç dengesini korumak isteyen ve bunu bir dış politika stratejisi olarak benimseyen devletlerin, diğer aktörlerin gücünü farklı dengeleme yöntemleriyle sınırlandırdığı iddia edilebilir. Çalışma boyunca, güç dengesi kuramı ve dengeleme davranışının önermelerinden yararlanarak İran'ın Irak Kürtleriyle ilişkilerinin açıklanabileceği savunulmaktadır. İran'la Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerde en belirleyici faktörün Irak merkezi hükümetini temsil eden aktörlerin siyasi ve mezhepsel kimliği olduğu çalışmada ileri sürülen savlardan birisidir. Bu nedenle, taraflar arasındaki ilişkiler iki ayrı dönemde ele alınmıştır. Irak'ta Baas rejimin iktidarda olduğu yıllarda, İran'ın Kürtler üzerinden merkezi hükümeti dengelemeye çalıştığı, Bağdat'ta Şii ağırlıklı bir hükümetin kurulmasından sonra ise, Kürtlerin merkezi hükümetin aleyhine güçlenmesinin önüne geçecek şekilde dengeleme hamleleri yaptığı tespit edilmiştir. Irak'ta iki ayrı yönetim anlayışının olduğu bu dönemlerde İran'ın, Irak Kürtleriyle ilişkiler üzerinden daha farklı aktörleri de dengeleme arayışı içinde olduğu varsayılmaktadır. Bunların başında Irak Kürt bölgesinde etkinliğini artırmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Türkiye gibi ülkeler gelmektedir. Ayrıca Tahran'ın İranlı Kürtlere, birbirlerine karşı Iraklı Kürt gruplara ve bazı terör örgütlerine karşı başvurduğu farklı dengeleme stratejileri ortaya koyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Güç Dengesi, Dengeleme, İran Dış Politikası, Irak Kürtleri
  • [ X ]
    Öğe
    İran'ın Ortadoğu'da etkinlik arayışları: Devrim ihracı politikasından Şii Hilali söylemine
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2013) Özkan, Muhammet Fatih; Güler, Ruhi
    Bu çalışmanın temel konusu, İran'ın İslam devriminden günümüze kadar geçen süre zarfında Ortadoğu'daki etkinlik arayışlarıdır. İran İslam Cumhuriyeti liderleri, ülkelerinin Ortadaoğu'da etkin bir güç olması hedefine, bölgede İran modeline benzer rejimler kurulmasıyla ulaşacağına inanmışlardır. Ancak, bu amaçla uygulamaya konan devrim ihracı politikası, İran'ı Irak'la sekiz yıl süren savaşa sürüklerken bölgesel anlamda herhangi bir rejim değişikliğine yol açmamış ve 1990'lı yıllarda ülkenin resmi bir politikası olmaktan çıkmıştır. İran'ın devrim ihracı yönündeki faaliyetlerinin daha çok Şii gruplar arasında karşılık bulması nedeniyle bu politika çoğu zaman mezhep eksenli değerlendirilmiş ve 2004 yılında
  • [ X ]
    Öğe
    Özbekistan’ın Komşu ve Küçük Bir Devlet Olarak Afganistan Barış Sürecindeki Rolü
    (Politik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, 2020) Özkan, Muhammet Fatih; Omonkulov, Otabek
    Afganistan’da barışın tesis edilmesi için son yirmi yılda çeşitli uluslararası aktörlerin girişimleri olmuştur. Bu makale, bu aktörlerden biri olan Özbekistan’ın Afganistan barış sürecinin özellikle son dönemlerinde belirginleşen arabulucu rolüne ele almaktadır. Nitekim Doha’da imzalanan barış antlaşmasına kadar Özbekistan’ın benimsediği dış politika, uluslararası arabuluculuğun kullanıldığı durumlarla uygunluk göstermektedir. Özellikle devletlerin komşularındaki krizleri çözme konusundaki arabuluculuk motivasyonlarıyla, Afganistan’a komşu bir ülke olarak Özbekistan’ın arabuluculuk çabalarının ardındaki temel nedenler önemli benzerlikler taşımaktadır. Çalışmada bu gerekçeler ekonomik, güvenlik ve uluslararası prestij arayışı şeklinde üç başlık altında toplanmaktadır. Taşkent’in Afganistan barış sürecinde karşılaştığı zorluk ve fırsatlar da küçük devletlerin uluslararası arabuluculuktaki sınırlılıkları ve avantajlarına benzemektedir. Küçük devlet statüsü, Özbekistan’a her zaman istediği sonuçları elde etme şansı vermese de barışçıl ve tehdit içermeyen konumuyla tarafların güvenini kazanabilmesini sağlamıştır. Taşkent, sürece genel olarak çatışan taraflarla ayrı ayrı diyalog kurma, topraklarının görüşmeler için kullanılmasını teklif etme, diğer üçüncü taraflarla yakın işbirliğini sürdürme ve uluslararası toplantılara ev sahipliği yapma gibi katkılar sunmuştur
  • [ X ]
    Öğe
    Reel-politikle Yüzleşmek: Irak Kürtlerinin Bağımsızlık Arayışları
    (2021) Özkan, Muhammet Fatih; Baba, Gürol
    Bu çalışma, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde Iraklı Kürtlerin bağımsızlık arayışları sırasında karşılaştığı zorluklara odaklanmaktadır. Kürtlerin bu arayışları, Uluslararası İlişkilerde neden-sonuç odaklı analizlerde sıklıkla başvurulan anlatısal- açıklamacılık yöntemi kullanılarak dört ayrı dönemde incelenmiştir. Bunlardan ilki, Irak’ta İngiliz Manda yönetiminin egemen olduğu 1920’li yıllardan itibaren Baas rejimi hakimiyetinin konsolide edildiği 1970’li yılların sonuna kadar geçen dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde Kürtler ilk olarak, İngiltere’nin daha önceki desteğinin aksine bağımsızlık yolundaki engellemeleri ile karşılaşmışlardır. 1930’larda Irak’ın Milletler Cemiyeti’ne üyelik sürecinde Bağdat, Kürtlerin haklarını tanıyacağı vaadinde bulunsa da kayda değer bir adım atmamıştır. 1950’li ve 1960’lı yıllarda ise muhalif gruplar, Irak’ta iktidarı ele geçirince Kürtlerle aralarına mesafe koymuşlardır. Kürtler son olarak, İran’dan destek almış fakat Bağdat ve Tahran arasında yapılan bir antlaşmayla bu destek sona erince, Irak Kürt hareketi dağılma noktasına gelmiştir. İran-Irak Savaşı ve Körfez Savaşı’nın yaşandığı 1980’ler ve 1990’lar çalışmada ele alınan ikinci dönemdir. Kürtler, İran-Irak Savaşı sırasında Tahran’ın desteğiyle bazı bölgelerde kontrolü ele geçirseler de Bağdat’ın bu işbirliğine tepki olarak başlattığı operasyonlar ve uluslararası toplumun bu operasyonlara yeterli duyarlılığı göstermemesi sonucunda ciddi bir yıkım yaşamışlardır. Her seferinde reel-politikle acı bir şekilde yüzleşmenin yol açtığı hayal kırıklıkları devam ederken Körfez Savaşı sonrası yaşanan gelişmeler, Iraklı Kürtlerin önüne fiili olarak özerk bir bölgeyi yönetme fırsatı çıkarmıştır. Ancak, yoğun Kürt nüfusa sahip bölge ülkelerinin reel-politik kaygıları ve Kürtlerin kendi içindeki rekabeti, daha güçlü bir statü elde etmeyi imkânsız kılmıştır. 2003’te Saddam Hüseyin’in devrilmesi sonrasındaki dönem, çalışmanın üçüncü bölümünü oluşturmaktadır. Irak Kürt bölgesinin anayasal bir nitelik kazandığı ve Kürt liderlerin başka ülkelerde diplomatik teamüllere uygun bir şekilde ağırlanmaya başladığı bu dönemde, merkezi hükümetle gelirlerin paylaşımı ve tartışmalı bölgelerin durumu konusunda yaşanan gerilimler, önemli bir sorun alanı olarak kalmıştır. Çalışmada son olarak 2014’teki DAEŞ saldırıları sonrası başlayan ve 2017’deki bağımsızlık referandumuyla sona eren sürece değinilmektedir. Uluslararastoplumun desteğiyle bu tehdinin bertaraf edilmesi, Irak Kürtlerini bağımsızlık konusunda cesaretlendirse de Bağdat ve bölgede etkin olan diğer güçlerin söz konusu referanduma karşı çıkmaları bu süreci akamete uğratmıştır. Tüm bu süreçler, bölge içi ve bölge dışı aktörlerin reel-politik yaklaşımlarının, Kürtlerin bağımsızlık taleplerinin gerçekleşmesinin önündeki en önemli engel olduğunu göstermektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Türkiye’de yerel yönetimlerin sınır ötesi faaliyetleri: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin Suriye’nin kuzeyindeki yeniden inşa çabalarına katkısı
    (Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Özkan, Muhammet Fatih; Akyol, İbrahim Tanju
    2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşla beraber, ülke ekonomisi çökmüş, şehirler tahrip olmuş, altyapı zorlukları ve sosyal gerilimler ortaya çıkmıştır. Bu iç savaş, Türkiye gibi sınır ülkelerini derinden etkilemiştir. Türkiye, milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yaparak savaşın etkilerini doğrudan hisseden ülkelerin başında gelmiştir. Türkiye, ülkedeki Suriyelilere yönelik sağlık, barınma, eğitim başta olmak üzere pek çok alanda faaliyetler yürütmüş, sosyal uyumu sağlamak amacıyla politikalar geliştirmiştir. Sonraki süreçte Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları ile Suriye’de güvenli bölgeler oluşturmuş ve bu güvenli bölgelerde yeniden inşa faaliyetlerine başlamıştır. Türkiye, merkezi yönetim birimleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel aktörlerle birlikte yeniden inşa sürenin başarıya ulaşması amacıyla çaba göstermiştir. Suriye’nin sınır komşularından biri olan Gaziantep yeniden inşa faaliyetlerinde ön plana çıkan şehirlerden biri olmuştur. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, güvenli bölgelerde yaşanılabilir yerler oluşturmak amacıyla çeşitli faaliyetlerde bulunmaya gayret göstermiştir. Bu çalışma da Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği faaliyetleri incelemektedir. Çalışmanın temel amacı ise Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin yürütmüş olduğu sınır ötesi faaliyetlerin ardındaki temel motivasyonları ortaya koymak ve bu süreçte merkezi hükümetle geliştirdiği ilişkilerin niteliğini analiz etmektir. Çalışma, örnek olay araştırması şeklinde tasarlanmıştır. Araştırma sonucunda, Türkiye’de yerel yönetimlerin dış ilişkilerinin, sınırları merkezi hükümet tarafından belirlenen siyasi ve hukuki bir çerçeve doğrultusunda şekillendiği görülmüştür.
  • [ X ]
    Öğe
    UNPREDICTABLE POWER BROKER: RUSSIA’S ROLE IN IRAN’S NUCLEAR CAPABILITY DEVELOPMENT
    (Ortadoğu Araştırmaları Derneği, 2015) Özkan, Muhammet Fatih; Baba, Gürol
    One of the major strains of the new millennium international politics has been happening between Iran and the West. Iran’s efforts to build up its nuclear capability with Russia’s help have been keeping the West on its toes. Neither the West nor Russia would really want, and therefore always concerned about, Iran to have a nuclear competence on a military grade. Even though Iran declares the opposite, the West is never sure about the possibility that Iran will achieve this grade one day. Since Iran has been receiving nuclear technology, together with many other commodities, from Russia, Moscow becomes almost a perfect candidate to be a mediator in this dispute. This study investigates Russian diplomacy on Iranian nuclear build up and its problematic consequences within the framework mediation as a strategy to ease disputes. The time frame covers the developments from 2002 to 2014. Via this investigation this research argues that mediation is not as suave as it seems but more of a means for a Great Power, like Russia, to be utilized to influence or almost dominate an international dispute, via carving out a special position and acting as an “unpredictable power broker”, rather than solving it [TR] Yeni milenyum uluslararası ilişkilerinin en önemli gerilimlerinden biri şüphesiz ki İran ile Batılı devletler arasında uzun bir süredir süre gelen gerilimdir. Bu gerilimin en temel sebebi İran’ın, Rusya yardımıyla geliştirmeye başladığı nükleer kabiliyetidir. Batı da Rusya da, İran’ın bu kabiliyetini askeri nitelikli bir hale dönüştürmesini istememekte ve bundan ciddi bir endişe duymaktadırlar. İran’ın nükleer çabalarını bu düzeyde bir uluslararası soruna dönüştüren temel sebep de bu endişedir. Her ne kadar İran bunun aksini defalarca ifade etse de, özellikle Batı, bir gün gelip İran’ın askeri nitelikli nükleer bir güce kavuşup kavuşamayacağından emin olamamaktadır. İran’ın nükleer enerji teknolojisini, diğer pek çok edinimlerine ek olarak, Rusya’dan alıyor olması da Rusya’yı bu düzlemde en belirleyici arabulucu konumuna getirmektedir. Bu çalışma, Rus diplomasisini İran’ın nükleer kabiliyet elde etmesi çerçevesinde ve özellikle de arabuluculuk kavramı bağlamında değerlendirmektedir. Çalışma 2002-2014 yılları arasındaki gelişmeleri ele almaktadır. Bu değerlendirme aracılığı ile çalışma, uluslararası uyuşmazlıklarda bir çözüm yöntemi olarak kullanılan arabuluculuğun esasında tam anlamıyla iyi niyetli bir diplomatik yaklaşım olmadığını, Rusya gibi, büyük güçler tarafından söz konusu uyuşmazlığı çözmek yerine tarafları etkileyerek sorunu tahakküm etmek ve bu şekilde kendisine özel bir mevki edinmek için kullanılan bir araç olduğunu iddia etmektedir

| Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim