ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Dergisi (2013 - halen)
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Çanakkale İli Açık Alan Domates Yetiştiriciliğinde Pestisit KalıntılarınınQuEChERS yöntemi ile Araştırılması(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2018) Polat, Burak; Tiryaki, OsmanBu çalışmada, 2017 yılında açık alan domates yetiştiriciliği yapılan Çanakkale ilinde Entegre zararlı yöntemi gözetilerek mücadele ve geleneksel mücadele yapılan alanlardaki pestisit kalıntıları araştırılmıştır. Bu amaçla Dardanos, Dümrek ve Çıplak köyünde deneme parsellerinden TC Tarım Bakanlığı Standart Örnekleme metodu kullanılarak domates örneklemesi yapılmıştır. Analizlerde uluslararası alanda başarıyla uygulanan QuEChERS analiz yöntemi uygulanmıştır. Kromatografik analizler LC-MS/MS (Sıvı Kromatografi/Kütle Spektrometresi) sisteminde yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre hiçbir pestisitin kalıntısı MRL (Maksimum Kalıntı Seviyesi) düzeyini aşmamıştır. Sadece chlorpyrifos-methyl, fenamidone, propamocarb ve pyrimethanil’in kalıntı seviyesi dedekte edilebilen seviyenin (LOQ) üzerinde çıkmıştır. Elde edilen bu değerlerde MRL’nin çok altındadır.Öğe Vermikompostun Bazı Toprak Özellikleri ve Pazı Bitkisinde Verim Üzerine Etkisi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2017) Aksu, Gizem; Köksal, Sultan Betül; Altay, HamitSera koşullarında kış döneminde yürütülen bu çalışmada, farklı dozlarda vermikompost uygulamasının pazı (Beta vulgaris L. var. cicla) bitkisinin gelişimi ve toprağın bazı özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışma Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü’ne ait naylon ısıtmasız serada yürütülmüştür. Deneme vermikompostun 0, 250, 500, 750, 1000 kg/da dozları ile tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürlü ve iki paralelli olarak kurulmuştur. Hasattan sonra bitkinin yaş ve kuru ağırlığı, yaprak sayısı, yaprak boyu ve eni, yaprak alanı ve toprağın pH, tuz, kireç ve organik madde içeriği belirlenmiştir. Sonuçlar MINITAB 17.0 istatistik paket programı kullanılarak tek yönlü varyans analizine (One–Way ANOVA) tabi tutulmuştur. İstatistiki olarak konular arasında sonuçlara göre önemli bulunan farklar LSD testi ile kıyaslanmıştır. Deneme sonunda elde edilen verilere göre yapılan vermikompost uygulaması bitki yaş ve kuru ağırlığı ile yaprak enini istatistiksel olarak önemli (P?0,05) seviyede etkilemiştir. Ancak toprak özellikleri kireç hariç yapılan vermikompost uygulamasından etkilenmemiştir.Öğe Yaprak Gübrelemesi ile Roka (Eruca vesicaria) Bitkisinin İyotça Zenginleştirilmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2017) Aksu, Gizem; Temel, Erdem; Altay, HamitBu çalışma ile roka (Eruca vesicaria) bitkisinin yapraktan gübrelenen mikro element iyot ile zenginleştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma potasyum iyodürün 5 dozu (0, 0.2, 0.4, 0.8, 1 mM KI) ve 2 uygulama zamanı (hasattan 1 ve 2 hafta önce bir defa) ile 3 tekerrürlü olarak serada kurulmuştur. Bitki yaş ve kuru ağırlığı, yaprak eni, boyu ve alanı, klorofil içeriği ve bitki iyot içeriği belirlenmiştir. Sonuçlar MINITAB 17.0 istatistik paket programında tek yönlü varyans analizi (One–Way ANOVA) ile değerlendirilmiştir. İstatistiki açıdan konular arasında varyans analizi sonuçlarına göre önemli bulunan farklar LSD testi ile kıyaslanmıştır. Topraktan ve yapraktan yapılan iyot uygulamaları bitki yaş ve kuru ağırlığında istatistiksel olarak önemli (P<0.05)bir fark yaratmıştır. Yaprak eni, boyu ve alanı üzerine uygulama zamanı istatistiksel olarak önemli (P<0.01) bulunmuştur. Klorofil içeriğinde istatistiksel bir fark bulunamamıştır. Bitkilerin iyot içeriği yapılan uygulama dozlarına paralel olarak artış göstermiştir. Bitkilerin iyota maruz kalma süresi uzadıkça iyot içeriğinde önemli bir artış olmuştur. Sonuç olarak roka bitkisinin iyot içeriğini arttırmada potasyum iyodürün kullanılabileceği ancak bitkiye vejetatif olarak zarar vermeyecek dozu belirlemek için daha detaylı doz çalışmalarının yapılması gerektiği belirlenmiştir.Öğe ICONA Modeli ile Biga Yarımadası Güneybatı Bölümünün Erozyon Risk Değerlendirmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2025) Everest, Timuçin; Sungur, Ali; Özcan, HasanErozyon, arazi kaynakları üzerinde küresel ölçekte bir tehlike oluşturan bir degradasyon unsurudur. Bu çalışma Türkiye’nin kuzeybatısında bulunan Biga yarımadasının güneybatı bölümünü oluşturan arazilerde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada erozyon risk durumu belirlemek için ICONA (Instituto Nacional para la Conservación de la Naturaleza) modeli kullanılmıştır. ICONA modelinde; eğim, jeoloji, arazi örtüsü ve vejetasyon yoğunluğu verileri bir sistematik içinde değerlendirilmekte ve sonuç haritaları coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ortamında üretilmektedir. Modelde ilk aşamada dijital yükseklik modeli (DEM) kullanılarak eğim sınıfları oluşturulmuştur. Oluşturulan eğim sınıfları model doğrultusunda kategorize edilerek jeolojik birimler ile birleştirilmiş ve çalışma alanının potansiyel erozyon risk haritası oluşturulmuştur. Daha sonra toprak koruma haritasını oluşturmak için arazi örtüsü ve vejetasyon yoğunluğu haritaları üretilmiştir. Bu parametreler arazide bulunan farklı arazi kullanım türlerinin model doğrultusunda kategori edilmesi ve arazideki vejetasyonun örtü oranını belirlemede kullanılmıştır. Bu kapsamda Coordination of Information on the Environment - Çevresel Bilginin Koordinasyonu (CORINE) 2018 yılı verileri kullanılmıştır. Üretilen potansiyel erozyon haritası ve toprak koruma haritası ICONA modeli doğrultusunda birleştirilerek sonuç ICONA haritası üretilmiştir. Sonuç haritası verilerine göre; çalışma alanı arazilerinin %0.19’unda çok az, %33.32’sinde az, %42.32’sinde orta, %21.82’inde yüksek ve %2.35’inde çok yüksek erozyon riski olduğu ortaya konmuştur. Gerçekleştirilen bu çalışma ile üretilen veriler doğal kaynakların izlenme, değerlendirme ve yönetimi açısından önemli bilgiler sunabilecek potansiyele sahiptir. İlaveten ICONA yönteminin geniş alanların erozyon riskinin belirlenmesinde faydalı olduğu ve önemli fikirler verdiği gözlemlenmiştir. Bu modelin daha farklı bölgelerde de uygulanması tavsiye edilmektedir.Öğe Batak Ovası Tarım Topraklarının Ağır Metal İçeriklerinin Değerlendirilmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2025) Everest, Timuçin; Temel, Erdem; Sungur, Ali; Özcan, HasanTarım arazilerinde ağır metal ve etkileşimlerinin belirlenip izlenmesi sürdürülebilirlik açısından son derece önemlidir. Bu çalışma Çanakkale ili Troya Tarihi Milli Parkı sınırları içinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında tarım arazilerinde belirlenen noktalarda 15 adet yüzeyden toprak örneği alınmıştır. Toprak örneklerinin fiziko-kimyasal özellikleri (toprak tekstürü, pH, EC, organik madde ve kireç içerikleri) ile toplam ve alınabilir ağır metal içerikleri belirlenmiştir. Toplam ağır metal içeriklerinin belirlenmesi için kral suyu (Aqua regia) yaş yakma metodu, alınabilir içerikler için ise dietilen triamin pentaasetik asit (DTPA) ekstraksiyon yöntemi kullanılmıştır. Toprak örneklerinin toplam ağır metal konsantrasyonlarının ortalama değerleri incelendiğinde Cu (16,39 µg/g), Pb (25,69 µg/g) ve Zn (35,69 µg/g)’nin kabul edilebilir limitlerde olduğu, Ni elementinin ise 70,26 µg/g ortalama değer ile limitlerin biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Alınabilir ortalama değerlere göre ise Cu, Ni, Pb ve Zn değerlerinin sırasıyla 1,33 µg/g, 0,76 µg/g, 1,20 µg/g ve 1,14 µg/g olduğu ve belirlenen limit değerlerin altında olduğu görülmüştür. İstatistiksel olarak pH ile Cu ve Zn, kireç ve organik madde ile Pb ve Zn ve toprak tekstürü ile de tüm metaller arasında farklı ilişkiler belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile sürdürülebilir tarımsal üretim ve toprak sağlığı açısından izleme ve değerlendirme çalışmalarının önemini yeniden vurgulanmıştır.Öğe Farklı Biçim Uygulamalarına Bazı Sorgum Sudanotu Melezi Çeşitlerinin Agronomik Özellikleri ile Otunun Enerji Değerlerindeki Değişimlerin İncelenmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2024) Özsüer, Münir Sadi; Alatürk, FıratBu çalışma sorgum sudanotu melezi (SSM) çeşitlerinde (Nutri Honey ve Nutrima) farklı hasat uygulamalarına bağlı olarak toprak üstü ve toprak altı biomass üretimi ile yaprak ve sapların enerji içeriklerinin belirlenmesi amacıyla 2020-2021 yıllarında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında yürütülmüştür. Bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak kurulan araştırmada ana parselleri çeşitler (Nutri Honey ve Nutrima), alt parselleri ise biçim yükseklikleri (bitki boyu 30, 60, 90, 120, 150 cm olduğunda ve fizyolojik olum döneminde hasat) oluşturmuştur. Araştırmada bitkilerle ilgili olarak yeşil ot verimi, yaprak, sap ve salkım oranları, kök miktarı, yaprak ve sap kısımlarına ait TSBM, ME, NE ve SE değerleri incelenmiştir. Toplam yeşil ot verimleri biçimdeki bitki boyunun artışına bağlı olarak artmıştır. Nutri Honey çeşidinin toplam yeşil ot üretimi (7323.0 kg da-1) Nutrima’ya (7019.3 kg da-1) göre daha yüksek olmuştur. Bitkide büyümeye bağlı olarak yaprak oranları düşerken, sap ve salkım oranlarında artışlar olmuştur. Bitkilerde boy uzaması ile kök üretimi arasında olumlu ilişki olduğu ve boy uzunluğu arttıkça üretilen kök miktarının da arttığı tespit edilmiştir. Yaprakların TSBM içerikleri saplara göre %4.82, ME içerikleri %5.63, NE içerikleri %5.43 ve SE içerikleri %4.84 daha yüksek olmuştur. Yapılan çalışmanın sonunda benzer ekolojilerde kaba yem kaynağı olarak her iki sorgum sudanotu melezi çeşitlerinin yetiştirilmesi ve 150 cm bitki boyuna ulaştıktan sonra hasat edilerek yetiştirme döneminde iki kere verim alınması önerilmektedir.Öğe Çanakkale İli Koşullarında Yalova İncisi (Vitis vinifera L.) Üzüm Çeşidinden Yılda İki Ana Ürün Alma Olanaklarının Belirlenmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2024) Dardeniz, Alper; Şahin, Esra; Çoban, Harun; Kaya, ÇağlarBu araştırma, ‘ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi Ziraat Fakültesi Çiftçiliği Bitkisel Üretim ve Araştırma Birimi’ Sofralık Üzüm Çeşitleri Araştırma ve Uygulama Bağı’nda yer alan, 41B anacı üzerine aşılı 12 yaşlı ‘Yalova İncisi’ üzüm çeşidi üzerinde, iki vejetasyon yılı süresince yürütülmüştür. Çanakkale ili koşullarında ‘Yalova İncisi’ üzüm çeşidinden yılda iki ana ürün alma olanaklarının belirlenebilmesi amacıyla, üzüm çeşidi omcaları üzerinde farklı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Normal ürün (KNT) omcaları her iki yılda da herhangi bir uygulamaya tabi tutulmamıştır. Birinci ana ürün (BAÜ) uygulaması omcalarında ilk yıl bazı erkencilik uygulamaları gerçekleştirilmiş, bu erkencilik uygulamalarına ikinci yılda gerek duyulmamıştır. İkinci ana ürün (İAÜ) uygulaması omcaları erkencilik uygulamaları yapılmış olan aynı omcalardır. İAÜ hasadının hemen ardından mevcut yazlık sürgünler kış budamasında olduğu gibi 2–3 göz üzerinden yapraklı şekilde yeniden kısa budanmıştır. İlk yıl ve ikinci yılda en yüksek ortalama verim KNT’den (2161.8 g omca–1 ve 3372.6 g omca–1) alınmıştır. İlk yılda İAÜ uygulamasında en düşük (1229.9 g omca–1) ortalama verim elde edilirken, BAÜ uygulaması 1840.6 g omca–1 ile ara grubu oluşturmuştur. İkinci yılda İAÜ uygulamasından ancak 354.7 g omca–1 ortalama verim elde edilebilmiş, ortalama verim BAÜ uygulamasında da azalarak 1271.9 g omca–1’a gerileyerek başka bir grubu oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; erkencilik uygulamaları yapıldığı takdirde, Çanakkale ili koşullarında ‘Yalova İncisi’ üzüm çeşidinden bir vejetasyon yılında iki ana ürün almanın mümkün olabileceği belirlenmiştirÖğe Zeytin Bahçelerinde Zeytin Güvesi Prays oleae Bernard (Lepidoptera: Yponomeutidae)’nin Mücadelesi Hakkında Çiftçilerin Bilinç Düzeylerinin Belirlenmesi(2018) Kırıkoğlu, Osman; Genç, HanifeZeytinin en önemli böcek zararlılarından biri olan zeytin güvesi, Prays oleae Bernard (Lepidoptera:Yponomeutidae) zeytin (Oleae europeae) üretimi yapılan hemen hemen her yerde bulunmaktadır. Zararlınınzeytin dışındaki diğer konukçuları, yabani zeytin (Oleae oleaster), akçakesme (Phillyrea spp.), yasemin(Jasminum spp.), kurtbağrı (Ligustrum spp.) vb. olduğu bilinmektedir. Ekonomik öneme sahip hem sofralık hemde yağlık zeytin üretimi Güney Marmara Bölgesinde ve yaygın olarak Bursa, Balıkesir ve Çanakkale illerindeolarak yapılmaktadır. Zeytin güvesi özellikle sofralık zeytin üretim alanlarında, zeytinin yaprak, çiçek ve meyvegibi her fenolojik döneminde bir nesil vererek iklim şartlarına bağlı olarak yılda 3 döl vermektedir. Çalışmada,Bursa ve Çanakkale ili zeytin bahçelerinde önemli bir zararlı olan zeytin güvesinin tanınması ve mücadelesihakkında çiftçilerin bilinç düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anketçalışması 2017 yılının Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında Bursa ilinin Mudanya ilçesine bağlı, Yaylacık,Dereköy, İpek Yayla, Çepni, Mürselköy, Dedeköy, Küçük Yenice, Balabancık, Hançerli köyü ve Çanakkaleilinin Ayvacık ilçesine bağlı, Sazlı, Kozlu, Kayalar, Bademli, Küçükkuyu köylerinde yürütülmüştür. Toplamda60 çiftçi ile yüz yüze görüşülerek, 20 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, çiftçilerin eğitimdurumu, yaşı, zeytin yetiştiriciliği yapılan arazinin büyüklüğü, zararlı ile mücadelede danışılan kurumlar,mücadele konusunda bilgi düzeyleri ve mücadelede kullandıkları tarım ilaçları vs. gibi konularda bilgiler ortayakoyulmuştur. Elde edilen bulgular, Bursa ve Çanakkale’deki zeytin üreticilerin zeytin güvesi hakkındaki bilgidüzeylerini ve farkındalıklarını ortaya koymuştur.Öğe Yeni Armut Çeşidi: Akçay 77®(2016) Ekinci, Neslihan; Akçay, M. EminYeni armut çeşitlerinin üretime kazandırılmasında melezleme ıslahı çalışmaları ile doğal tomurcuk mutasyonları ayrı bir önem taşımaktadır. Bursa\"nın Samanlı mahallesinde bulunan ,,Santa Maria\" armut bahçelerinde yapılan gözlem ve incelemeler sırasında mutasyona uğradığı düşünülen bir ana bitki belirlenmiştir. Farklı özellikteki bu ana bitkinin dalından alınan aşı kalemleri BA-29 ayva klon anaçlarına aşılanmış ve elde edilen fidanlarla kurulan parsel üzerinde gerekli fenolojik ve pomolojik gözlemler yapılmıştır. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü\"nde on yıl süren çalışmalar sonucunda 2011 yılında Akçay 77® ismi ile tescillenmiş ve yeni bir çeşit olarak üretime ve çiftçilerin beğenisine sunulmuştur. Akçay 77® armut çeşidinin ağaçları bodur ve yarı-bodur klon anaçları üzerinde orta kuvvette, dik veya yarı-dik olarak gelişme göstermektedir. Erken verime başlamakta, çiçeklenme orta mevsimde ve hasat zamanı Yalova şartlarında genellikle Ağustos ayının ilk haftasında olmaktadır. Meyveleri basık armut şekilli ortalama 242,34 g ağırlığında, sarı-yeşil renkli, güneş gören yüzü pembe renkli, meyve eti sulu ve tereyağı grubunda bir çeşittir. Sık dikime ve depolamaya uygundur.Öğe Yalova İncisi Üzüm Çeşidinde Farklı Taç Yönetimi Uygulamalarının Yaprakların Stoma Özellikleri Üzerine Etkileri(2018) Atik, Fulya; Dardeniz, AlperBu araştırma, ‘ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi Ziraat Fakültesi Çiftliği Uygulama ve AraştırmaBirimi’ndeki ‘Sofralık Üzüm Çeşitleri Uygulama ve Araştırma Bağı’nda, 2016 yılı vejetasyon dönemindeyürütülmüştür. Araştırmada, bağdaki ‘41B’ anacı üzerine aşılı ‘Yalova İncisi’ üzüm çeşidinde farklı taç yönetimiuygulamalarının (1. uygulama; 1. bağlama telinin 10 cm altından uç alma, 2. uygulama; 1. bağlama telinin 10 cmüzerinden uç alma, 3. uygulama; 2. bağlama teli hizasından uç alma (kontrol), 4. uygulama; sürgünleri 2.bağlama teli hizasından uzun bırakma, 5. uygulama; Sylvoz usulü taç yönetimi) yaprakların stoma özellikleriüzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için, her uygulamadan birer adet omca belirlenerek,omcaların tesadüfî olarak seçilen yazlık sürgünlerinin 5., 6., 7., 8. ve 9. boğumlarındaki yapraklarının uçdilimleri üzerinden, ‘tırnak cilası yardımıyla kalıp çıkarma yöntemine’ göre stoma kalıpları elde edilmiştir.Alınan stoma kalıpları, stoma yoğunluk ve büyüklüklerinin tespiti amacıyla 10x40 büyütmeli ışıkmikroskobunda incelenmiş, stoma sayımları 0,196 mm2’lik görüş alanından gerçekleştirilip elde edilen stomasayılarının 5,1 katı alınarak, 1 mm2’deki stoma sayıları hesaplanmıştır. ‘Yalova İncisi’ üzüm çeşidinde farklı taçyönetimi uygulamalarının stoma yoğunluğu ile stoma eni ve stoma boyu parametrelerinde önemli etkileroluşturduğu belirlenmiştir. Bütün boğumların ortalaması olarak en yüksek stoma yoğunluğunu 2. uygulama(124,4 adet/mm2), en düşük stoma yoğunluğunu 5. uygulama (99,3 adet/mm2) oluşturmuş, farklı boğumlarbazında stoma yoğunlukları arasında önemli bir farklılık tespit edilememiştir. Bütün boğumların ortalamasıolarak en geniş stomaları 4. uygulama (18,65 ?m), en dar stomaları 2. (16,88 ?m) ve 3. uygulamalar (17,20 ?m)vermiştir. En geniş stomalar 5. boğumdan (18,52 ?m), en dar stomalar 9. (17,21 ?m) ve 8. boğumlardan (18,40?m) elde edilmiştir. Bütün boğumların ortalaması olarak en uzun stomalar 4. (30,26 ?m) ve 5. uygulamalardan(30,17), en kısa stomalar 3. (29,14 ?m), 1. (29,24 ?m) ve 2. uygulamalardan (29,30 ?m) alınmıştır. En uzunstomaları 5. boğum (30,20 ?m) oluşturmuştur.Öğe Vermikompostun Ispanak(Spinacia oleraceaL.) Verimive BazıToprakÖzellikleri Üzerine Etkisi(2016) Özkan, Nurdan; Dağlıoğlu, Mehmet; Ünser, Ergül; Müftüoğlu, Nuray MücellaDenemede, organik bir gübre olan vermikompostun farklı dozları kullanılarak bazı bitki ve toprak özellikleri üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışma, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Besleme Bölümü seralarında yürütülmüş ve bitki materyali olarak da Catrina F1 çeşidi ıspanak kullanılmıştır. Yetiştirme ortamı toprak ile vermikompostun 6 dozu (0; 1; 2; 3; 4 ve 5 ton/da) karıştırılması ile elde edilmiştir. Araştırmada; ıspanak bitkisinin verimi, bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak boyu, yaprak eni, bitki ağırlığı, kök ağırlığı ve verim/kök ağırlığı oranı, toprakta ise; toprak reaksiyonu, suda çözünebilir tuz miktarı, kireç, organik madde, fosfor ve potasyum özellikleri incelenmiştir. Sonuç olarak uygulanan vermikompost miktarı arttıkça; bitki özelliklerinden verim, bitki boyu, yaprak boyu, yaprak eni, bitki ağırlığı ve kök ağırlığı değerlerinin arttığı ve değişimin istatiksel anlamda önemli olduğu belirlenmiştir. Yaprak sayısı değerleri vermikompost miktarı artışı ile birlikte artış göstermiş ancak istatistiki anlamda önemli bulunmamıştır. Verim/kök ağırlığı oranı verilen vermikompost miktarı ile genellikle azalmış ancak istatiksel anlamda bir fark olmadığı saptanmıştır. Toprak özelliklerinden; toprak reaksiyonu ve fosfor değerleri arasındaki farklar istatiksel anlamda önemli bulunmuştur. Vermikompost uygulaması ile suda çözünebilir tuz, kireç, organik madde miktarında değişme olmuş fakat istatiksel anlamda önemli bulunmamıştırÖğe Türklerde deve güreşlerinin orta asya'dan anadolu'ya 4.000 yıllık geçmişi(2014) Yılmaz, Orhan; Ertürk, Yakup Erdal; Ertuğrul, MehmetBinlerce yıldır süren Türk Tarihi boyunca at ve koyunun yanısıra deve de önemli bir hayvan idi.Arkeolojik kanıtlara göre Türkler arasında deve güreşlerinin en azından 4.000 yıllık geçmişi vardır. Rusya Cumhuriyeti?ne bağlı Hakasya Cumhuriyeti?nin Sulekskay, Margiana?da bulunan deve güreşini gösteren bir taş tılsım en azından M.Ö. 2.000 yılına tarihlenmiştir. Ayrıca Kazakistan?ın Beşoba Kurganı ile Rusya?da güneyUrallar?da Filippovka?da bulunan ve M.Ö. 6. veya 5. yüzyıl ile M.Ö. 5. veya 4. yüzyıla tarihlenen 2 ayrı bronzplak üzerinde birbirleri ile güreşen deve figürleri bulunmaktadır. Bu kanıtlar bize deve güreşlerinin en az 4.000yıl önce başladığını göstermektedir. Deve güreşleri günümüzde küçük bir deve güreşi taraftarları tara fından yürütülmektedir.Öğe Türkiye'de Yetiştirilen Kimi Tek Tırnaklılara Ait Bazı Morfolojik Özellikler(2014) Yılmaz, Orhan; Ertuğrul, MehmetBu çalışma Malakan Atı, Türk Katırı ve Anadolu Eşeğinin bazı morfolojik özelliklerini belirlemekamacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 106 (57 erkek ve 49 dişi) at, 144 (75 erkek ve 69 dişi) katır ve 194 (124erkek ve 70 dişi) eşek kullanılmıştır. Elde edilen verilere, Minitab 15 bilgisayar programı kullanılarak ANOVAve t test analizleri yapılmıştır. Malakan Atı için tanımlayıcı istatistik değerler cidago yüksekliği 142,9±0,48 cm,sağrı yüksekliği 142,0±0,46 cm, vücut uzunluğu 146,1±0,79 cm, göğüs çevresi 163,2±1,09 cm, göğüs derinliği66,7±0,42 cm, ön incik çevresi 19,1±0,16 cm, baş uzunluğu 56,4±0,38 cm ve kulak uzunluğu 12,8±0,16 cmolarak belirlenmiştir. Bu değerler Türk Katırı için cidago yüksekliği 131,7±0,59 cm, sağrı yüksekliği 132±0,58cm, vücut uzunluğu 135,1±0,60 cm, göğüs çevresi 149±0,62 cm, göğüs derinliği 60,5±0,38 cm, ön incik çevresi16,3±0,12 cm, baş uzunluğu 55,2±0,37 cm ve kulak uzunluğu 19,8±0,17 cm olarak belirlenmiştir. Aynı değerlerAnadolu Eşeği için cidago yüksekliği 102,3±0,53 cm, sağrı yüksekliği 104,3±0,50 cm, vücut uzunluğu105,2±0,57 cm, göğüs çevresi 113,5±0,49 cm, göğüs derinliği 45,7±0,30 cm, ön incik çevresi 13,6±0,08 cm, başuzunluğu 48,7±0,22 cm ve kulak uzunluğu 21,9±0,14 cm olarak belirlenmiştir.Öğe Türkiye’de Pamuk Üretimi İçin Bir Öngörü Modeli: Var Yaklaşımı(2018) Eski, Özlem; Kayalak, SelmaBu çalışmada, 1981’den 2017’ya kadar 36 yıllık dönemdeki pamuk sektörü incelenerek, Türkiye’ninpamuk lifi üretimi, üretim alanları, tüketim, pamuk dış ticareti ve pamuk fiyatları arasındaki karşılıklı etkileşimibelirleyerek, VAR modelinden yararlanılarak geleceğe yönelik öngörü yapmak planlanmıştır. Pamuk bitkisi,dünyada ve Türkiye’de stratejik bir öneme sahiptir. Türkiye’de pamuk ekim alanları, 36 yıllık süreçte %38azalmış olmasına rağmen, verime bağlı olarak pamuk üretim miktarı %51 artmıştır. Türkiye, 1995’lere kadarpamuk üretiminin de kendine yeterli bir ülkeyken özellikle tekstil sanayindeki büyüme, dünya fiyatlarındakideğişimler, girdi masraflarındaki artışlar, destekleme politikalarının yetersiz kalması gibi nedenlerle 2017 yılınagelindiğinde önemli bir ithalatçı konumuna gelmiştir. Türkiye’de pamuk üreticisinin yüksek maliyet sorunuylaortaya çıkan dünya fiyatları karşısındaki dezavantajı, özellikle verimlilik artışı ve girdi desteklemesine yönelikpolitikalar geliştirilmesiyle mümkün olabilecektir. Pamuk destekleme primlerinin belirlenmesinde üretimmaliyeti ve dünya fiyatları dikkate alınarak yapılmalıdır.Öğe Türkiye"de Tarımsal Örgütlenme Politikalarının ve Mevzuatının İrdelenmesi: Tarımsal lı Kooperatifler Örneği(2013) Tan, Sibel; Karaönder, İlkerTarım sektörü insan ihtiyacı olan gıda gereksinimini karşılaması, sanayiye ham madde sağlaması, istihdam yaratması gibi fonksiyonlarından dolayı önemini sürekli korumakta ve bu işlevleri yerine getirirken çeşitli sorunlarla mücadele etmektedir. Örneğin girdi fiyatlarının yüksek olmasına karşın, ürünlerin satış fiyatlarının düşük olması, sorunları sıklıkla tartışılmaktadır. Bu sorunların ve sektörün diğer pek çok sorununa çözüm olarak görülen tarımsal amaçlı örgütlenmenin etkin olmaması da ilave olarak sektörün bir başka önemli sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarımda tespit edilen bu ve benzeri sorunlara çeşitli çözüm önerileri sunulmaktadır ve tarımsal örgütlerin güçlendirilmesi genelde bu çözüm önerileri arasında yer almaktadır. Sonuç olarak, tarımsal örgütlerin başarısızlığı hem sorun olarak karşımıza çıkmakta hem de diğer sorunların çözümü için yine güçlü tarımsal örgütlerin önemi vurgulanmaktadır. Türkiye'de tarımsal örgütlerle ilgili yapılan birçok araştırmada örgütlerin başarısızlığı incelenmiş ve başarısızlığın sebepleri belirlenmiştir. Yapılan araştırmaların önemli bir kısmında -mevzuattan kaynaklanan sorunlar? ortak sonuç olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla, bu araştırmada tarımsal örgütlerin mevzuattan kaynaklanan sorunları ve tarımsal örgütlenme politikaları irdelenmiş, konuyla ilgili çözüm önerileri sunulmuştur.Öğe Tuz ve potasyum uygulamalarının mısırın yaprak su durumu ile bazı agronomik ve yansıma özelliklerine etkileri(2014) Demirel, Kürşad; Çamoğlu, Gökhan; İnalpulat, Melis; Kahrıman, Fatih; Genç, LeventBu çalışma, mısır bitkisinin erken vejetatif döneminde potasyum eksikliğinin ve tuz stresi koşullarındauygulanan potasyum düzeylerinin bazı agronomik özelliklere, biyokütleye, yaprak su göstergelerine ve spektralkarakteristiklerine etkisini belirlemek amacıyla 2012 yılında laboratuar koşullarında yürütülmüştür . Denemede mısıra 2 farklı tuz (0,5 ve 4, 0 ds m-1 ) ve 4 farklı potasyum seviyesi (14 kg da -1 , 28 kg da -1 , 56 kg da -1 , 84 kg da -1 )uygulanmıştır. Çalışmada, agronomik ölçümler (bitki boyu, taç genişliği, gövde çapı), biyokütle verimleri (toprak üstü yaş ve kuru ağırlık) ve yaprak su göstergelerine ait parametrelerin (yaprak oransal su içeriği (YOSİ), eşdeğer su yüksekliği (ESY), yaprak su içeriği (YSİ) yanı sıra; spektral ölçümlere dayalı bazı indekslerhesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, mısır bitkisinde erken döneminde yeterli potasyum uygulanması durumundatolerans seviyesinden daha fazla uygulanan tuz konusunda (4, 0 ds m-1) bitki taç genişliği, bitki boyu ve gövdeçapı değerlerinin etkilenmediği görülmüştür. En yüksek yaprak su göste rge değerleri 0, 5 ds m-1tuz ve 14 kg da -1potasyumun uygulandığı bitkilerde elde edilmiştir. Ayrıca, yüksek tuz uygulamalarında yaprak su içeriğininazaldığı ancak yüksek potasyum uygulanması ile tekrar artış olduğu gözlenmiştir. Buna karşın, biyokütledeğerleri su içeriğinin tersine bir eğilim göstermiştir. Spektral indekslerden yalnızca PRI (fotokimyasal yansımaindeksi) için uygulamalar arasında fark önemli bulunmuştur. Korelasyon analizi sonuçları da PRI ile yaprak sugöstergeleri arasında pozitif yönde (0,58 0,75) bir ilişki olduğunu göstermiştir.Öğe Tritikale ile Bezelye, Bakla ve Fiğ Karışım Oranlarının BelirlenerekYem Verimi ve Kalitesine Etkileri(2016) Yıldırım, Selim; Parlak, Altıngül ÖzaslanTek yıllık baklagiller ile tahılların karışık ekilmesi her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Tritikale (xTriticosecale Wittmack), bakla (Vicia faba L.), bezelye (Pisum arvense L.), Macar fiği (Vicia pannonica L.) bitkileri yalın ve tritikale ile üç farklı karışım oranında (75:25, 50:50 ve 25:75) ekilerek yeşil, kuru ot verimi, baklagil, buğdaygil ve yabancı ot oranları ham protein (HP), NDF, ADF, ADL ve kül miktarları belirlenmiştir. Karışımlarda ekimlerdeki baklagil ve buğdaygil oranlarının azalmasıyla hasat esnasında da baklagil ve buğdaygil oranları önemli derecede azalmıştır. Yabancı ot en az yalın ekilen tritikale ile tritikalenin bakla ile yapılan karışımlarında belirlenmiştir. En yüksek yeşil ot yalın baklada belirlenirken, kuru ot ise yalın tritikale ile tritikale: bakla (50:50) karışımlarında tespit edilmiştir. Genel olarak tritikalenin girdiği karışımlarda, tritikalenin oranı arttıkça kuru ot verimi de artmıştır. En yüksek ham protein oranı yalın ekilen baklagillerde, bunların arasında da baklada belirlenmiştir. Karışımdaki baklagillerin oranının artmasıyla ham protein oranı da artmıştır. Yalın ekilen baklagillerin NDF oranı en düşük olmuştur. Karışımlarda baklagillerin oranı düştükçe NDF oranının arttığı tespit edilmiştir. Bakla ve Macar fiği karışımlarında baklagillerin karışımlardaki oranının düşmesiyle ADL oranları da önemli derecede azalmıştır. Yalın baklanın kül oranı en yüksek olurken, tritikalenin en düşük olmuştur. Karışımların kül miktarları birbirine yakın olmuştur. Sonuç olarak yalın ekimlerin verimi yüksek çıksa da ot kalitesinin yüksek olması, çevrenin sürdürülebilirliği açısından tritikale: bakla (50:50) karışım oranı ile ekilmesi tavsiye edilebilirÖğe TR22 Güney Marmara Bölgesindeki Tüketicilerin Süt ve Süt Ürünleri Tüketim Düzeylerinin Belirlenmesi(2016) Niyaz, Özge CanSüt, insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Süt ve süt ürünleri, günlük beslenme düzeninde yer alan temel protein kaynaklarını oluşturmaktadır. Türkiye, süt üretimi açısından dünya sıralamasında ilk onda yer almasına rağmen içme sütü tüketimi açısından gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, süt üretiminde Türkiye\"nin önde gelen bölgelerinden biri olan TR22 Güney Marmara Bölgesindeki tüketicilerin, süt ve süt ürünleri tüketim düzeylerinin belirlenmesidir. Çalışmanın ana materyalini tüketiciler ile yüz yüze yapılan anketler oluşturmaktadır. Oransal örnekleme yöntemi kullanılarak 166 tüketici ile anket yapılmasına karar verilmiştir. Elde edilen birincil veriler temel istatistiki yöntemler ile değerlendirilmiştir. Buna göre düzenli olarak her gün süt içenlerin oranı yalnızca %16 civarındadır. Tüketicilerin %85\"i yalnızca inek sütü tüketmektedir. Günlük ortalama süt tüketimi kişi başına 0,136 lt olarak belirlenmiştir. Araştırma bölgesindeki tüketicilerin süt ve süt ürünleri tüketim miktarları, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında düşük düzeyde kalmaktadır.Öğe Trakya’da Bazı Kışlık Tek Yıllık Tarla Bitkilerinin Silaj Üretiminde Kullanılma İmkânlarının Araştırılması(2018) Karaevli, Mehmet Erdem; Baytekin, HarunBu araştırma, hayvansal üretimin yoğun olarak yapıldığı Trakya Bölgesi’nde, sulanamayan kıraçarazilerde silaj üretimi için, buğday, arpa, tritikale, yulaf ve kolza gibi bazı kışlık tarla bitkilerinin silaj üretimpotansiyellerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada Tekirdağ ilinin Kayı köyünde üreticiarazilerinde hasat edilen buğday, arpa, yulaf, tritikale ve kolza hasıllarına farklı miktar ve dozlarda arpa kırmasıve inokulant eklenmiş ve bitki türlerinin silaj özellikleri gözlenmiştir. Araştırmada en yüksek yeşil ot ve kurumadde verimleri kolza ve buğdaydan elde edilmiştir. Silaj yapımında kullanılan arpa kırması ve inokulant düzeyiarttıkça silaj özelliklerinde olumlu gelişmeler kaydedilmiştir.Öğe Topraksız Ortamda Yetiştirilen Marul Bitkisinin Gelişimi Üzerine Farklı Saksı Tiplerinin Etkileri(2016) Atlas, Onur; Sümer, AliYapılan bu çalışmada, farklı saksı tiplerinin sera koşullarında yetiştirilen marul bitkisinin morfolojik özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. İlkbahar döneminde yürütülen bu çalışmada; her biri dört litre hacminde bez (smart pot), delikli (air pot) ve düz (plastik ) saksı kullanılmıştır. Saksılara marul fideleri dört yapraklı olduklarında 22.02.2016 tarihinde tesadüf parselleri deneme desenine göre 7 tekerrürlü olarak dikilmiş ve toplamda 21 bitki ile çalışılmıştır. Yetiştirme ortamı olarak perlit seçilmiş, besin çözeltisi olarak hoagland solüsyonu kullanılmıştır. Perlitin nemi, deneme süresince tarla kapasitesi düzeyinde tutulmuştur.Bitkiler 06.04.2016 tarihinde hasat edilmiştir. Yapılan morfolojik ölçümlerde en iyi bitki gelişimi yaprak yaş ağırlığı 130,5 gr ile delikli saksıdan elde edilmiştir. Düz saksının 1674,6 cm ile en yüksek kök uzunluğu ortalamasına sahip olmasına rağmen yaprak yaş ağırlığında 128,5 gr ile ikinci sıradadır. Bez saksının aşırı su tüketimi sebebiyle bitki gelişimine olumsuz etki ettiği belirlenmiştir.











