Lapseki Meslek Yüksekokulu Uygulamalı Araştırmalar Dergisi (2020 - halen)

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 42
  • Öğe
    İstiridye Mantarında (Pleurotus Ostreatus)Farklı Depolama Sıcaklıklarında Modifiye Atmosfer Paketleme Uygulamalarının Kaliteye Etkileri
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021) Başyiğit, Samed; Sakaldaş, Mustafa
    Bu Çalışmada; Türkiye’de hızla popülaritesi artan, besin ve tat özellikleriyle farklı pazarlarda beğeni toplayan; buna karşın;muhafaza süresinin çok kısa oluşu ve özellikle raf ömrü süresince çok büyük oranda kalite kaybının yaşandığı İstiridye mantarında (Pleurotus ostreatus) modifiye atmosfer paketleme uygulamalarıyla muhafaza süresinin uzatılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda; Çanakkale- Işıklar köyünde bulunan özel üretim çadırlarında bulunan pamuk yetişme ortamında gelişim göstermiş ve ‘Cypra’ ticari markalı miselyum kullanılmış mantarlarda polimer özelliğe sahip modifiye atmosfer ambalaj materyalleriyle farklı sıcaklıklarda muhafaza işlemi söz konusu olmuştur. Bu muhafaza sıcaklıkları; stok depolamayı ifade eden 0-2°C; süpermarket sebze-meyve rafı koşullarını ifade eden 10-12°C; ve tüketici saklama koşullarını ifade eden 4-6°C olmuştur. Mantarlar farklı sıcaklıklarda 7 gün süreyle muhafaza edilmişlerdir. Muhafaza süresi sonunda ürünlerde; zemin rengi parlaklığı, ağırlık kaybı, SÇKM, protein içeriği ve görsel kalite özellikleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre modifiye atmosfer paketleme (MAP), tüm depolama sıcaklıklarında kalitenin korunumunu önemli seviyede sağlamıştır. Diğer taraftan; 0°C sıcaklık kalitenin korunumu açısından en iyi sonuçları vermesine karşın; ürünün diğer depolama sıcaklıklarında da büyük kalite kayıpları olmadan MAP uygulamasıyla muhafaza edilebildiği saptanmıştır.
  • Öğe
    Determination of Plant Growth Performance and Flowering Characteristics of Cyclamen (Cyclamen hederifolium Aiton.) Under Salinity Stress
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021) Akçal, Arda; Kaynaş, Kenan
    This study was carried out to determine the effects of salinity stress on cyclamen (Cyclamen hederifolium Aiton.) grown as a potted ornamental plant. In the study, carried out in the unheated glass greenhouse of Çanakkale Onsekiz Mart University, Faculty of Agriculture, tubers of Cyclamen hederifolium Aiton., one of the natural cyclamen species, with a circumference of 10-12 cm were used as plant material. Plants grown in peat medium by using soilless culture technique, were irrigated with Hoagland nutrient solution and four different concentrations (T0; K:Control, T1; K+1dSm-1, T2;K+2 dSm- 1, T3;K+3 dSm-1 ) of salinity level created by addition to the irrigation water. Salt applications were carried out with the addition of NaCl. In the study, morphological, physiological and biochemical properties were investigated in order to determine the effects of different salinity levels on plants. The effect of three different salinity levels (T2, T3, T4) for C. hederifolium was also found to be significant compared to the control (T1) (p Bu çalışma, saksılı süs bitkisi olarak yetiştirilen siklamen bitkileri üzerinde tuz stresinin etkilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Ziraat Fakültesinin ısıtmasız cam serasında gerçekleştirilen çalışmada bitkisel materyal olarak doğal yayılışa sahip siklamen türlerinden Cyclamen hederifolium Aiton.’nun 10-12 cm çevre uzunluğuna sahip yumruları kullanılmıştır. Topraksız tarım tekniği ile torf ortamında yetiştirilen bitkiler Hoagland besin solüsyonu ile sulanmış, sulama suyuna üç farklı konsantrasyonda(T1;K:Kontrol, T2; K+1dSm-1, T3;K+2 dSm-1, T4;K+3 dSm-1 ) NaCl ilavesi gerçekleştirilerek tuz uygulanmıştır. Çalışmada, farklı tuzluluk düzeylerinin bitkiler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal özellikler incelenmiştir. C. hederifolium Aiton. türü için üç ayrı tuzluluk düzeyinin (T2, T3, T4) etkisi de, kontrol (T1)’e göre (p
  • Öğe
    The Effect of Designed Drainage Structures on Landslide Areas: UAV Results of the Güzelyalı Landslide
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2022) Erenoğlu, Oya; Erenoğlu, R. Cüneyt; Ulugergerli, Emin
    Unmanned aerial system has been widely used to produce highly- precise orthomosaics, digital surface models, digital terrain models and three dimensional models in many applications. It is also utilized to determine and to monitor landslide sites using low-cost photogrammetric approach. Particularly, possibility of high precise-sensor acquisition provides substantial information about geometric features and classification for landslides. Landslides are highly erosive processes that dominate soil movement and reshape lands. Therefore, measuring and characterizing landslide volume is essential for disaster prevention and understanding landscape evolution. In this study, a new low-cost drone-based methodology is used to detect soil mass movement caused by rain water drainage constructed to evacuate water in an active landslide area. To do it, the principles, analyzes and results of landslide monitoring are presented by using aerial photographs obtained with the help of high-resolution cameras integrated with unmanned aerial vehicles. For this purpose, an active landslide near Güzelyalı Village (Çanakkale, Turkey) was selected as the study area. Beside the given high-accurate geometric model, the approach has provided fast, efficient and economical solutions. İnsansız hava sistemi, birçok uygulamada yüksek hassasiyetli ortomozaikler, sayısal yüzey modelleri, sayısal arazi modelleri ve üç boyutlu modeller üretmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Düşük maliyetli fotogrametrik yaklaşımla heyelan sahalarının belirlenmesi ve izlenmesi için de kullanılmaktadır. Özellikle, yüksek hassasiyetli sensör elde etme olasılığı, heyelanlar için geometrik özellikler ve sınıflandırma hakkında önemli bilgiler sağlar. Heyelanlar, toprak hareketine hakim olan ve arazileri yeniden şekillendiren oldukça erozyona neden olan süreçlerdir. Bu nedenle, heyelan hacmini ölçmek ve karakterize etmek, afetlerin önlenmesi ve peyzaj evriminin anlaşılması için esastır. Bu çalışmada, aktif bir heyelan alanında suyun tahliyesi için inşa edilen yağmur suyu drenajının neden olduğu toprak kütlesi hareketini tespit etmek için düşük maliyetli insansız hava aracına dayalı yeni bir metodoloji kullanılmıştır. Bunun için insansız hava araçları ile entegre yüksek çözünürlüklü kameralar yardımıyla elde edilen hava fotoğrafları kullanılarak heyelan izleme prensipleri, analizleri ve sonuçları sunulmuştur. Bu amaçla, çalışma alanı olarak Güzelyalı Köyü (Çanakkale, Türkiye) yakınlarında aktif bir heyelan seçilmiştir. Verilen yüksek doğruluğa sahip geometrik modelin yanı sıra, yaklaşım hızlı, verimli ve ekonomik çözümler sağlamıştır.
  • Öğe
    Farklı Domates Çeşitlerinin Güney Marmara Lokasyonlarındaki Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi: Çanakkale Domatesi Coğrafi İşaret Tescili
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021) Kaya, Seçkin; Er, Sena; Kaynaş, Kenan
    Çanakkale Domatesi kavramı ülke çapında oldukça tanınan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu terimin bir çeşit değil bir coğrafi alan olarak açıklanması ve tanımlanması gerekmektedir. Bu amaçla, Güney Marmara’da en çok yetiştirilen 3 farklı çeşit (Elegro F1, Yekta F1, Stdv8033 F1), 4 farklı lokasyonda (Çanakkale, Balıkesir, Biga ve Ayvacık) yetiştirilmiştir. Lokasyonlar arasındaki kalite farklılıklarının nasıl gerçekleştiğinin açıklanması için, tek meyve ağırlığı (g), meyve çapı (mm), meyve boyu (mm), Hue° ve Chroma değerleri, suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik miktarı (%), C vitamini (ml/100ml) parametrelerindeki değişimler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Çanakkale lokasyonunda yetiştirilen Elegro F1 domates çeşidinde renk, %SÇKM, %TA ve C vitamini içeriği açısından diğer lokasyonlara göre daha kaliteli domates meyvelerinin elde edildiği belirlenmiştir. Ayrıca, Yekta F1 çeşidinin %SÇKM ve renk bileşenleri açısından diğer lokasyonlara oranla Çanakkale lokasyonunda nispeten daha kaliteli meyveler elde edildiği saptanmıştır. Stdv8033 F1 çeşidinde ise renk bileşenleri ve C vitamini açısından diğer lokasyonlara oranla daha kaliteli meyveler elde edilmiştir. Elde edilen bu farklılıkların kaynağının lokasyonlar arasındaki iklim, toprak ve uygulanan kültürel işlemlerin farklılığına bağlı olarak değiştiği söylenebilir. Lokasyonlar içindeki farklılık ise çeşitlerin kalıtsal yapıları ile ilişkili olduğu saptanmıştır.
  • Öğe
    LEAM Modeli ile Erozyon Riskinin Değerlendirilmesi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2025) Everest, Timuçin; Sungur, Ali; Özcan, Hasan
    Hızlandırılmış toprak erozyonu, ekonomik ve çevresel etkileri nedeniyle küresel bir sorun haline gelmiştir. Erozyonu etkili bir şekilde tahmin etmek ve erozyon yönetim planları oluşturmak için farklı birçok formülasyon ve bilgisayar modelleri geliştirilmiştir. Bu çalışma da erozyon riskinin tahmin edilebilmesi için Çanakkale ilinin Bayramiç ilçesinin güneydoğusunda bulunan Derekolu mevkiinde bir çalışma yürütülmüştür. Araştırma kapsamında erozyon risk durumunu belirlemek için LEAM (Land Erodibility Assessment Model) kullanılmıştır. Bu kapsamda Derekolu mevkisindeki arazilerin eğim riski (S), yağışın erozyon oluşturma riski (RR) ve toprağın erozyon duyarlılık faktörü (K) LEAM metodolojisi kapsamında Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre araştırma alanındaki arazilerin %35.61’inin düşük, %41.34’ünün orta ve %23.05’inin ise yüksek düzeyde potansiyel erozyon riskine sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışma alanındaki özellikle yüksek eğimli arazilerde toprak koruma tedbirleri alınması gerekmektedir. Bu çalışmadan elde edilen veriler, doğal kaynakların izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi açısından önemli bilgiler sunma potansiyeline sahiptir.
  • Öğe
    Ruelya’da (Ruellia brittoniana) Farklı Oksin Uygulamalarının Bazı Çelik, Sürgün ve Köklenme Özelliklerine Etkileri
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021) Koyuncu, Didem; Sarıyer, Tolga; Akçal, Arda
    Süs bitkilerinde çoğaltım konusundaki bilgi eksikliği nedeninden dolayı çoğaltım materyalleri genellikle ithal olarak elde edilmektedir. Bu durum süs bitkileri üretiminde ek masrafa neden olmaktadır. Ruelya çalı formlu sık çiçeklenen bir süs bitkisidir. Çalışma son zamanlarda sıklıkla kullanılan Ruelya (Ruellia brittoniana)’nın çoğaltımına farklı köklendirme ortamlarının (torf, torf+perlit, perlit, kokopit) ve farklı dozlarda IBA (500, 1000, 2000, 4000 ppm) ve NAA (250, 500, 1000, 2000 ppm) uygulamalarının etkisinin araştırılması amacı ile yapılmıştır. Çalışma sonucunda incelenen köklenme süresi (gün), çelik canlılık oranı (%), çelik ağırlığı (g), çelik sürme oranı (%), sürgün sayısı (adet/çelik), sürgün uzunluğu (mm) parametreleri açısından perlit ortamına ait IBA 1000 ve 2000 dozlarının en başarılı uygulamalar olduğu belirlenmiştir. İkinci en başarılı uygulamaların ise gene perlit ortamındaki NAA 1000 ve 2000 dozları ile torf+perlit ortamındaki IBA 1000 dozu olduğu belirlenmiştir. IBA 4000 dozunun ise tüm ortamlarda çelik kalite özelliklerine olumsuz etki ettiği belirlenmiştir. Bununla birlikte çalışmada perlit ortamının en başarılı, kokopit ortamının ise en başarısız ortam olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Farklı Sulama Seviyelerinin Ceylangözü’nün Bitkisel Özellikleri Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2020) Doğan, Selin; Demirel, Kürşad; Çamoğlu, Gökhan; Nar, Hakan; Akçal, Arda
    Sulama, bitkilerin yetişmesinde ve sağlıklı kalabilmesinde önemli bir paya sahiptir. Bu nedenle, su stresinin bitkileri nasıl etkilediğini belirlemek için araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı; su stresinin, Ceylangözü’nün (Pelargonium domesticum) bitkisel özelliklerine etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaçla; çalışmada, fizyolojik (klorofil indeksi, yaprak oransal su içeriği, yaprak sıcaklığı, stoma iletkenliği, yaprak su potansiyeli), morfolojik (bitki çapı, çiçek sayısı, bitki boyu) ve hasat sonrası (kök uzunluğu, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, kök kuru ağırlığı) ölçümler yapılmıştır. Çalışma laboratuvar koşulları altında saksı ortamında yapılmış ve 5 farklı sulama konusu (saksılarda eksilen nemin kullanılabilir su tutma kapasitesinin %100’üne (S100), %80’ine (S80), %60’ına (S60), %40’ına (S40) ve %20’sine (S20) tamamlanması) oluşturulmuştur. Sulamalar, haftada bir kez yapılmış ve toprak nemi saksı ağırlık değerlerine göre izlenmiştir. Araştırma, 2020 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesinde bulunan BİSİTLAB araştırma laboratuvarında yürütülmüştür.Çalışma sonucunda, sulama konularına göre toplam sulama suyu miktarı ve bitki su tüketimi değerleri sırasıyla 45-130 mm ve 1.4-2.6 mm/gün olarak bulunmuştur. Fizyolojik özelliklerden klorofil indeksi ve yaprak su potansiyeli değerlerinde konular arasındaki fark tüm sulama seviyelerinde istatistiksel olarak önemli bulunurken, çalışmada ölçülen morfolojik özelliklerin tümünde önemsiz bulunmuştur. Sonuç olarak %20 oranında uygulanan bir su kısıtının Ceylangözü bitkisinde, fizyolojik ve morfolojik özelliklerine olumsuz etkilemediği söylenebilir.
  • Öğe
    Çanakkale Koşullarında Andezitlerde Toprak Oluşumu
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Ekinci, Hüseyin; Yüksel, Aykut
    Çanakkale’nin Çan (Muratlar Köyü) ve Ayvacık (Bektaş Köyü) İlçelerinde yürütülen bu çalışma, yörede yaygın olarak bulunan andezitik kayaçlar üzerinde oluşmuş iki toprak profilinin fiziko-kimyasal ve minerolojik özelliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır.Toprak örneklerinde fiziksel ve kimyasal analizler ve bazı mineralojik analizleri (XRD, SEM-EDX ve major oksit) yapılmış ve kimyasal ayrışma indeksi –CIA, plajioklas alterasyon indeksi – PIA ve SİO2/Al2O3 gibi bazı ayrışma oranları hesaplanmıştır Profil 1 yüzeyde kumlu kil tın, yüzey altında ise kil tın - kil, profil 2 ise genellikle kil tın ve kil bünye sınıfındadır. Profil 1 de CIA ve PIA ayrışma indeksleri profil 2 ye göre çok yüksek bulunmuştur. Buna göre feldspatların optimum ayrışma değerine yaklaştığı ve ileri derecede bir ayrışmanın gerçekleştiği saptanmıştır. Belirlenen yüksek değerdeki ayrışmada hidrotermal alterasyon etkili olmuştur. X-Işını difraksiyon (XRD) analiz sonuçlarında profil 1de yüzey horizonlarında kaolinit belirlenmiş, profilin alt katlarında ise yüksek oranda montmorillonite rastlanmıştır. Profil 2 de başat mineraller olarak özellikle feldspatlar ve muskovit belirlenmiştir. Çalışma sonuçları, profil 1’in profil 2 ye göre ileri derecede ayrışma gösteren, daha farklı horizonlara sahip yaşlı bir profil olduğunu göstermektedir. Toprak profilleri toprak taksonomisine göre sırasıyla Ultic Haplustalf ve Mollic Haploxeralf, WRB sınıflamasına göre ise Leptic Luvisol (chromic clayic) ve Leptic Luvisol (chromic) olarak sınıflandırılmıştır.
  • Öğe
    Hasat Öncesi Gibberellik Asit (GA3) Uygulamasının 0900 Ziraat, Van, Early Burlat Kiraz Çeşitlerinin Kalite Özelliklerine Etkilerinin Belirlenmesi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Gür, Engin; Savaş, Elif
    Gülgiller (Rosaceae) familyasına ait olan kirazın anavatanı (Prunus avium L.) Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya’dır. Ülkemiz kirazın birçok çeşidinin yetiştiriciliğini yapmaya uygun sıcaklığa ve alanlara sahiptir. Bu olumlu özelliklerden dolayı Türkiye, kiraz üretiminde dünyada söz sahibi ülkelerin başında yer almaktadır. Artan üretimle beraber meyvelerde aranan verim ve kalite değerleri de önem kazanmıştır. Meyvelerdeki uçucu aromalar da kalite kriteri olmasından ve bitki gelişim düzenleyiciler ile ilişkilerinin bulunmasından dolayı önemlidir. Üretimde lider konumda olan ülkemizin ihracatta da ilk sırada olması, tüketicilerin taleplerini karşılayabilmesi için yetiştiricilikte yapılacak önemli uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalardan biri kaliteyi ve verimi artırıcı etkisi olan gibberellik asit (GA3) uygulamasıdır. 2020 yılında yapılan çalışmamız üretimde önemli illerimizden biri olan Çanakkale İlinin Lapseki İlçesinde bulunan kiraz bahçesinde yürütülmüş; Early Burlat, 0900 Ziraat, Van kiraz çeşitlerinde hasattan 1 ay önce farklı dozlarda GA3 uygulanmıştır. İnsan sağlığı açısından birçok olumlu etkiye sahip olan kirazda yapılan çalışmada, üç çeşit için üç farklı uygulama yapılmış ve pomolojik özellikleri belirlenmiştir. Gibberellik asit uygulanan meyveler ile uygulama yapılmamış meyveler arasında önemli farklar saptanmıştır. Çalışma sonucunda meyve ağırlığı, meyve eni ve boyu, meyve et sertliği, meyve et rengi, SÇKM (% brix) ve TEA değerlerindeki değişimler çeşitler ve uygulamalar arasında önemli görülmüştür.
  • Öğe
    Kekik Uçucu Yağı Bileşenlerinden Timol, Karvakrol ve Alfa-Terpinen’in Yabani Yulaf Üzerine Allelopatik Etkileri
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Coşkun, Yalçın; Taş, İsmail; Oral, Ayhan; Tütenocaklı, Tülay; Türker, Gülen
    Yabancı otlar tarımsal üretimde ürün ve kalite kaybına neden olmaktadır. Yabancı ot kontrolü için kullanılan ilaçların çoğu sentetik kimyasallardan elde edilmektedir. Gelişen teknoloji, bitkiler için zararlı olan kimyasalların kullanımı yerine doğal bitkisel materyallerin kullanımı üzerine araştırmaları artırmaktadır. Bu çalışmada, kekik uçucu yağı bileşenlerinin buğday tarlalarından elde edilen yabani yulaf tohumlarının çimlenmesi ve çim bitkisinin kök uzunluğu üzerindeki allelopatik etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, alfa-terpinen, karvakrol ve timol farklı dozlarda (0, 2, 5, 10 ve 20 µL/Petri kabı) uygulanarak yabani yulaf tohumlarının çimlenme oranı, çim bitkilerinin kök uzunluğu üzerine etkileri araştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, karvakrol ve timol’ün tohumlarının çimlenme oranı ve çim bitkilerinin kök uzunluğu üzerine etkileri olumsuz ve istatistiksel olarak anlamlı bir düzeyde (P<0.01) iken, alfa-terpinen’in etkisi istatistiksel olarak önemsiz (P>0.05) bulunmuştur. Bu sonuç, araştırmada kullanılan biyo-kimyasalların kışlık bitkilerde yabani yulaf kontrolü için biyo-herbisit olarak kullanılabilme potansiyeline sahip olduğunu düşündürmektedir. Ancak, bu biyo-kimyasallar biyo-herbisit olarak kullanmak için, kışlık bitkiler üzerine etkileri de araştırılmalıdır.
  • Öğe
    Jeotermal Bölgelerde Arazi Yüzey Sıcaklıklarının Sentinel Uydu Görüntüleri Kullanılarak Belirlenmesinin Doğruluk Analizi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Çınar, Hatice Edanur; Erenoğlu, Ramazan Cüneyt
    Doğal afetler kendi iç dinamiklerinde değerlendirildiğinde bir döngü veya yenilenme olarak düşünülse de insanoğlu ve beşer yapılar üstünde çok büyük felaketlere yol açabilmektedir. Özellikle son yüzyılda insanoğlu doğal afetlerin önüne geçemese de insanoğlu üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışmaktadır. Bununla beraber doğal afetlerden, hayatımızın her alanında çokça kullandığımız mühendislik yapılarının etkilenmemesi için çaba göstermektedir. Özellikle deprem, heyelan gibi doğal afetlerin ardından mühendislik yapıları olan karayolu, demiryolu vb. yapıların etkilenmesi hem mal hem de can kayıplarını sebep olmaktadır. Bu çalışmada, doğal afetlerin direkt sebep olduğu ya da dolaylı yoldan mühendislik yapılarını etkileyerek meydana gelecek kazaların önüne geçilebilmesi için nesnelerin interneti, bulut bilişimi kullanılarak bir erken uyarı sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan bu sistem sürekli mesafe ölçmeleri yardımı ile söz konusu mühendislik yapısı olan demiryolunda sürekli üst yapı takibi ile üst yapının deformasyonunu ve kaymaları tespit edebilmek için tasarlanmıştır. Tasarlanan erken uyarı sistemi nesnelerin interneti olarak ardunio sensörler ve bulut bilişimi olarak Google Drive teknolojisini kullanmaktadır. Yaptığı tekrarlı mesafe ölçülerini kablosuz ağ aracılığı ile Google Bulut sistemine aktarabilmektedir. Tam otomatik olarak veri toplama, depolama ve analiz gerçekleştirebilen sistem. Gelecekte tüm çalışmalara baz oluşturacağı gibi birçok alanda erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir.
  • Öğe
    Doğal Afetlerin Mühendislik Yapıları Üzerindeki Etkilerinin Yer Bilimleri Tabanlı Disiplinlerarası Bir Yaklaşımla Erken Uyarı Sistemi Tasarımı
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Bozkurt, Oğuzhan; Erenoğlu, Ramazan Cüneyt
    Doğal afetler kendi iç dinamiklerinde değerlendirildiğinde bir döngü veya yenilenme olarak düşünülse de insanoğlu ve beşer yapılar üstünde çok büyük felaketlere yol açabilmektedir. Özellikle son yüzyılda insanoğlu doğal afetlerin önüne geçemese de insanoğlu üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışmaktadır. Doğal afetlerden hayatımızın her alanında çokça kullandığımız mühendislik yapılarının etkilenmemesi için çaba gösterilmektedir. Özellikle deprem, heyelan gibi doğal afetlerin ardından mühendislik yapıları olan karayolu, demiryolu vb. yapıların etkilenmesi hem mal hem de can kayıplarına sebep olmaktadır. Bu çalışmada, doğal afetlerin direkt sebep olduğu ya da dolaylı yoldan mühendislik yapılarını etkileyerek meydana gelecek kazaların önüne geçilebilmesi için nesnelerin interneti, bulut bilişimi kullanılarak bir erken uyarı sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan bu sistem sürekli mesafe ölçmeleri yardımı ile söz konusu mühendislik yapısı olan demiryolunda sürekli üst yapı takibi ile üst yapının deformasyonunu ve kaymaları tespit edebilmek için tasarlanmıştır. Tasarlanan erken uyarı sistemi nesnelerin interneti olarak Ardunio ve bulut bilişimi olarak Google Drive teknolojisini kullanmaktadır. Yaptığı tekrarlı mesafe ölçülerini kablosuz ağ aracılığı ile Google Bulut sistemine aktarabilmektedir. Tam otomatik olarak veri toplama, depolama ve analiz gerçekleştirebilen sistem, gelecekte tüm çalışmalara baz oluşturacağı gibi birçok mühendislik yapısında erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir.
  • Öğe
    Çanakkale Yöresindeki Granitik Toprakların Genesisi ve Bazı Özellikleri
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Ekinci, Hüseyin; Tunç, Uğur
    Bu çalışmada Namazgah (Yenice), Evciler (Bayramiç) ve Uluköy (Ezine) Köyü civarında granitler üzerinde oluşmuş üç adet toprak profili incelenmiştir. Bu çalışmada, farklı bölgelerden açılan toprak profillerinden alınan toprak numunelerinin kimyasal analizleri fiziksel analizleri, oksit analizleri, mineralojik (SEM, XRD) analizleri yapılarak açılan profile ait toprakların özelliklerinin belirlenmesi, topoğrafik değişimlerin ve farklılıkların granit kayaçların üzerinde oluşan toprağa ve bu toprakların sınıflandırılması üzerine olumlu ve olumsuz etkilerinin incelenerek ortaya koyma gayesi ile yapılmıştır. Toprak profillerinde genel olarak tınlı kum ve kumlu bünyenin baskın olduğu görülmüştür. Toprak asitliği (pH) genellikle 5 ile 6,9 arasında değişmekte olup asidik ve hafif asidik olarak tespit edilmiştir. Katyon değişim kapasitesi (KDK) değerleri kum içeriğinin yüksek olması nedeni ile düşüktür. İncelenen topraklarda X-Işını difraksiyon (XRD) analiz sonuçlarına göre, kuvars ve feldispatlar dominant minerallerdir. Toprak profillerinde toprak oluşumunun incelenmesinde SiO2/Al2O3 gibi ayrışma oranları ve kimyasal alterasyon indeksi (CIA) gibi indeksler kullanılmıştır. Bu indekslere göre, en yüksek kimyasal ayrışma indeksi 66 olarak bulunmuştur. Araştırma profilleri, analiz sonuçlarına ve morfolojik gözlemlere bağlı olarak toprak taksonomisi ve WRB sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılmıştır. Toprak taksonomisine göre profil 1 ve 2 Entisol, profil 3 ise Inceptisol ordolarında, WRB sistemine göre profil 1 ve 2 Arenosol, profil 3 ise Cambisol referans toprak gruplarında sınıflandırılmıştır.
  • Öğe
    Flood Analysis and Mapping Using Sentinel Imagery: A Case Study from Tarsus Plain, Turkey
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Arslan, Enis; Erenoğlu, Ramazan Cüneyt
    Floods are natural disasters that corrupt vegetation, cause loss of lives, and harm economies. There are many cases floods originate, sometimes natural, sometimes man-made. The use of agricultural fields unconsciously, land cover modifications, incorrect city planning can be listed as unnatural reasons. Modeling and mapping the floods, real-time monitoring with satellite are cost-efficient ways of decreasing the causes of floods and helping the authorities to give the exact decisions during or after the event. Synthetic-aperture radar (SAR) satellite imagery helps in monitoring disasters like flooding. The allweather operating capability provides cloud-free day and night imagery, even in the worst weather conditions. In this paper, Sentinel-1 satellite imagery provided by European Space Agency (ESA) is used to investigate the flood event that happened in January 2020 in the Tarsus agricultural field (West Cukurova Region) of Mersin, Turkey. Sentinel-1 imagery for the nearest dates is collected, pre-processed, and thresholded with Otsu’s method and a flood map is obtained. Sentinel-2 satellite imagery for the same study area is used to verify the Sentinel-1 output composite. Spectral indices are applied on Sentinel-2 composite and classification is done with Random Forests, CART, Support Vector Machine (SVM) and Naive Bayes algorithms. Random Forest and SVM algorithms provided the best classification result. Finally, Sentinel-1 and Sentinel-2 products are overlaid as change management.
  • Öğe
    Çanakkale İli İşyeri İlaçlama Uygulamaları Üzerine Bir Araştırma
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Kasap, İsmail; Ergen, Yusuf
    Bu çalışma 2018-2019 yılları arasında Çanakkale ilinde işyerleri ilaçlamalarında uygulanan prosedürleri içermektedir. İşyerlerinde özellikle ilkbahar aylarında havaların ısınmasıyla birlikte artan böcek ve vektör problemlerine karşı nasıl bir önlem alınmaktadır, işyerlerindeki ilaçlamaları, işletmeciler kendileri mi? yoksa profesyonel ilaçlama firmaları mı yapmaktadır gibi konularda anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalarda 40 adet işyerinde işletme adı, faaliyet alanı, çalışanların yaşı, eğitim durumu, iş tecrübesi, hijyen-temizlik kuralları ve ilaçlamaların sonuçları gibi sorular sorularak anket çalışması yapılmıştır. 40 kişi üzerinde yapılan anket çalışması sonuçlarına göre; işyerlerinde ilaçlamalarının etki durumu sorulduğunda, ilaçlamaların etkili olduğunu belirten 31 kişi (%77,5) ve ilaçlamaların kısmen etkili olduğunu belirten ise 9 kişi (%25) olarak belirlenmiştir. İşyerlerindeki ilaçlamaların ne sıklıkta yapıldığına ilişkin yapılan anket çalışmasında ise 33 kişi (%82,5) ilaçlamaları düzenli olarak ayda bir defa yaptırdığını, çalışanlardan 7 kişi (%17,5) ise ilaçlamaları düzensiz olarak ya da üç ayda bir defa yaptırdığını bildirmiştir. Yapılan ilaçlamaların, hijyen ve temizlik kurallarına dikkat edilmesi durumunda böcek probleminin %80 azaldığı ve başka bir ilaçlamaya gerek olmadığını belirtmişlerdir. Bu sonuçlara göre Çanakkale ilinde işyerlerinde hijyen-temizlik kurallarına önemli oranda uyulduğu ve çevre sağlığına dikkat edilerek böceklerle mücadele edildiği sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Çanakkale Bölgesi Elma (Malus domestica L.) Çeşitlerinde Budama Artık Katsayısının ve Yenilenebilir Enerji Potansiyelinin Belirlenmesi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021-06-30) Çiçek, Gıyasettin; Gür, Burak
    Türkiye’de elma budama artıklarının enerji potansiyelinin hesaplanmasında kullanılabilecek budama katsayısının belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada, Çanakkale ilinde 3 farklı elma çeşidi ve her çeşit için 2 farklı yaş grubunda, toplam 30 elma ağacında budama çalışmaları yapılmıştır. Starking, Golden Delicious ve Granny Smith elma çeşitlerinden elde edilen veriler ile budama artık miktarı ve budama katsayısı belirlenmiştir. Yürütülen budama faaliyetleri sonucunda elde edilen budama artık miktarının ağaç başına ortalama 0-10 yaş arası çeşitlerde 1,57 kg, 10-20 yaş arası çeşitlerde ise 3,42 kg olduğu belirlenmiştir. En fazla budama artığı sırasıyla Granny Smith, Golden Delicious ve Starking elma çeşitlerinde elde edilmiştir. Türkiye’de elma budama artıklarına ait enerji potansiyelinin belirlenmesi için yürütülen bu çalışmadan elde edilen veriler doğrultusunda budama artık katsayısının 2,5 kg.ağaç-1, kullanılabilir budama artık miktarının 99 252 ton.yıl-1, Türkiye enerji potansiyelinin 2 269 TJ.yıl-1, Çanakkale enerji potansiyelinin ise 32,35 TJ.yıl-1 olduğu tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Teke Spermasının Kriyokonservasyonu ve Uygun Yöntem Kullanımı
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2020-12-31) Konyalı, Coşkun
    Kriyokonservasyon, üreme biyoteknolojisi, ıslah ve genetik kaynakların korunma ve muhafazası gibi birçok alanda önemli fayda sağlamaktadır. Uygun kriyokonservasyon yöntemleri sayesinde üremede başarı arttırılabilecektir. Özellikle keçiler gibi mevsime bağlı üreme yapısına sahip türlerde kriyokonservasyon büyük avantaj sağlamaktadır. Türlere göre üreme biyoteknolojilerinin geliştirilmesi, sahip oldukları biyolojik farklılıkların bir sonucu olup, dondurma çözdürme sonrası hayatta kalma oranı türlere göre önemli farklılık göstermektedir. Sperma membranının lipid ve protein gibi kompozisyonunu oluşturan bileşenlerin çözdürme sonrası kalite üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Teke spermasının özelliklerinin belirlenerek uygun semen alımı, değerlendirilmesi işlemleri ile dondurma protokollerinin geliştirilmesi üreme performansını arttırıcı önemli unsurlar olup, yapay tohumlama ya da diğer in vitro – in vivo çalışmalarda spermin kullanılabilirliğini etkilemektedir. Kriyokonservasyonun zararlı ve öldürücü etkisinin azaltılması dondurma çözdürme sonrası sperm kalitesi üzerinde doğrudan etkilidir. Dondurmada kullanılan çözelti ve biyolojik ortamların iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda tekelerde semen alımı, işlenmesi, kriyokonservasyonu ve çözdürme süreçlerini kapsayan protokollerin maliyet, iş gücü ve zaman tasarrufu da sağlayarak uygun sperm analiz yöntemlerin oluşturulması gerekmektedir.
  • Öğe
    Lapseki İlçesi’nin Tarım Potansiyeli
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2020-12-31) Yılmaz, Neşe; Gür, Engin; Kaçan, Ali
    Lapseki Marmara Bölgesinde yer almaktadır. Sahip olduğu coğrafik yapı ve ekolojik koşullar sebebiyle ülkemizin tarım potansiyeli ve ürün çeşitliliği yüksek ilçeler arasında yer almaktadır. Topraklarının verimli olması, ikliminin çok sert geçmemesi ilçede tarımsal üretimin önemini daha da arttırmıştır. Lapseki, 361.788 dekar tarım arazisine sahiptir ve bu arazilerin; %32 tarla ziraati arazisi, %18meyve bahçesi, %3’ü sebze ziraat arazisi olarak kullanılmaktadır. Ticari değerli ürünler ön plana çıkmıştır ve bölge halkının üretimini önemli ölçüde etkilemiştir. Bölgede özellikle yoğun olarak meyve yetiştirilmekte ve yüksek kalitede ürün elde edilebilmektedir. Lapseki şeftali, nektarin ve kiraz yetiştiriciliğinde marka haline gelmiştir. Yüksek gelir getiren şeftali yetiştiriciliği, tarım ile uğraşan nüfusun geçim kaynağını oluşturmaktadır. Türkiye şeftali üretiminin %11,10’ luk kısmı Lapseki İlçesinden karşılanmaktadır. Özellikle ihracat açısından önemli olan tür ve çeşitlerin yetiştiriciliğinin yapılması gerek bölge ve gerekse ülke ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır.
  • Öğe
    Etlik Piliç Refahının Tespitinde Yeni Nesil Teknolojik Sistemlerin Önemi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2020-12-31) Aydın, Arda
    Bu çalışmanın ana amacı, yeni nesil teknolojilerin ve yöntemlerin etlik piliçlerin refah seviyelerini belirlemek için nasıl kullanıldığını belirlemektir. İnceleme için sorulan ilk soru, "Hangi teknolojiler refahla ilgilidir?” İkinci soru ise, bu teknolojik sistemler ile etlik piliçlerin refah düzeyi belirlenebilir mi?" Etlik piliçlerin değerlendirilmesi için kullanılan Refah Kalitesi® protokolü, kullanılan teknolojik sistemlerin analiz edilmesi için bir çerçeve olarak kullanılmıştır. Araştırmada, Web of Science ve Scopus veri tabanlarından elde edilen hakemli makaleler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre, refah kalitesi protokolü içinde yer alan “İyi sağlık” ilkesi, yeni nesil teknolojilerin kullanıldığı çalışmalarda ele alınan ana kriterken, en az gözlemlenen ilke “iyi beslenme” ilkesi olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada aynı zamanda teknolojik sistemlerin kullanımlarına göre (konum, üretim sistemi ve ölçülen değişkenler) değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, yeni nesil teknolojilerin ana odak noktasının etlik piliç tesisleri ile ilgili sorunlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte piliçlerin serbest dolaştığı sistemlere, mezbahalara ve taşıma sorunlarına daha az dikkat edildiği görülmektedir. Yeni nesil teknolojilerin kullanımı ile elde edilen değerli çıktılar göz önüne alındığında, bu teknolojilerin etlik piliç üretiminde kullanımı, çiftçi adaptasyonunu da dikkate alarak teşvik edilmeye devam edilmelidir.
  • Öğe
    Türkiye’de 2000-2020 Döneminde Tarımsal Destekleme Politikalarının Gelişiminin İncelenmesi
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2020-12-31) Yüceer, Sema Ezgi; Tan, Sibel; Semerci, Arif
    Bu çalışmada Türkiye’de 2000 yılından günümüze kadar olan tarımsal destekleme politikalarında yaşanan değişmeler ve gelişmeler incelenmiştir. Çalışmanın ana materyalini ikincil kaynaklardan elde edilen veriler oluşturmuştur. Değerlendirilen bulgulara göre; 2019 yılında Türkiye’nin tarımdan elde edilen gayri safi üretim değerinin yaklaşık %13’ü uygulanan tarım politikaları sonucunda oluşmaktadır. Bu değer AB ve OECD ortalamalarının altında iken; ABD’nin üzerinde seyretmektedir. Türk tarım sektörü; uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen politikalar sonucunda olumsuz olarak en fazla etkilenen sektörlerden biridir. Türkiye’nin olumsuz etkilenmemesi yönünde etkili olacak tedbirler alınması ve mevcut durumun ülkenin kendi iç dinamikleri özelinde değerlendirmesi gerektiği düşünülmektedir.