Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 9 / 9
  • Öğe
    KENTSEL MEKÂNLARIN FOLKLORİK İŞLEVLERİ: ÇANAKKALE ÖRNEĞİ
    (2024) Dinç, Mustafa; Yolcu, Mehmet Ali
    21.yüzyıl folklor çalışmaları, kent kültürüne de odaklanmakta ve özellikle Sanayi Devrimi sonrasında hareketlenerek günümüze evirilen modern şehir hayatının kültürel ve sosyal dinamiklerini de ele almak suretiyle kırsal temelli geleneksel anlayışa yeni perspektifler kazandırmaktadır. Kent folkloru adı verilen bu anlayışla homojen bir toplumsal yapı içermeyen kentlerde yaşayan sosyal hayat, gelenek-inanç-ritüel bileşenleri, kent kültürü ve bunların canlı tutulduğu mekânlar bir arada ele alınarak kentli kimliği oluşturan müşterek değerler yorumlanabilmektedir. Çanakkale’nin tarihsel gelişimi, göç hareketlilikleri ve farklı etnik grupların etkisiyle zengin bir kültürel dokuya sahip olduğu ön kabulüyle ele alınan bu çalışma, Çanakkale kentinde kentsel mekânların folklorik işlevlerini ayrıntılı bir şekilde incelemektedir. Çanakkale’deki caddeler, meydanlar, tarihi yapılar ve diğer kentsel mekânlar, kent halkı için birer kültürel hafıza deposu işlevi görmektedir. Bu mekânlar, sadece fiziksel varlıklarıyla değil, aynı zamanda barındırdıkları hikâyeler, anılar ve sosyal etkileşimlerle de kentin kolektif belleğinin korunmasına katkıda bulunur. Çalışma, özellikle Çanakkale'nin belirli mekânlarının halkın günlük yaşamındaki folklorik anlamlarını ve bu mekânların “hafıza mekânları” olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu mekânlar, sosyal ve kültürel anlamları ile kent halkı için bir aidiyet duygusu yaratmakta ve bu anlamlar üzerinden kent kültürünün devamlılığı sağlanmaktadır. Kentsel mekânlar hem toplumsal aidiyeti güçlendiren hem de geçmiş ile günümüz arasında bir köprü kuran önemli bir rol üstlenmektedir. Çalışmada, Çanakkale özelinde kent mekânları üzerinden kentsel folklorun işlevleri analiz edilerek, bu işlevlerin modern iletişim araçları ve kentsel dönüşüm süreçleri üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Bu analiz, kentin kültürel kimliğinin nasıl şekillendiğine dair ipuçları sunmakla birlikte kent folkloru ve kentsel mekânlar konusunda daha sonraki çalışmalara da örneklik etmeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda Çanakkale’deki rekreasyon alanları, kafeler ve parklar gibi eğlence mekânları, kentin sosyal dinamiklerine katkıda bulunurken aynı zamanda bireylerin sosyalleşme ve toplumsal aidiyet duygularını pekiştirmektedir. Kentin eğitim ve gelenek aktarımı işlevine yönelik olarak ise müzeler, kitapçılar ve tarihi alanlar öne çıkmakta; bu alanlar, kent kültürünü gelecek kuşaklara aktarmada önemli bir rol oynamaktadır. Toplumsal kurumlar ve törenlere destek veren mekânlar bağlamında ise Cumhuriyet Meydanı ve İskele Meydanı gibi açık alanlar ön plana çıkmaktayken kentin ekonomik işlevli mekânlarını kentin ticaret ve hizmet faaliyetlerinin merkezi olan Çarşı Caddesi, Cuma Pazarı, Köprübaşı, Demircioğlu Caddesi gibi alanların oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kentteki meydanların ve parkların, protesto gösterileri gibi toplumsal hareketlerin de sahnelendiği alanlar olarak belirdiği ortaya çıkmıştır.
  • Öğe
    A Heterodox Community under the Siege of Sunni Islam in Turkey: The Tahtacis
    (Oxford University Press, 2022) Yolcu, Mehmet Ali; Aça, Mustafa
    .
  • Öğe
    BAŞARI KÜLTÜRÜNÜN GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERDEN HALKBİLİMİNİN EPİSTEMOLOJİK AÇIDAN ANALİZİ
    (Geleneksel Yayıncılık Ltd Şti, 2022) Aydın Kasımoğlu, Handan; Altın, Ayaz Yusuf; Kasımoğlu, Murat
    This study examines how folklore affects social structure epistemologically. It also deals with the effects of societies on collective attitude. In this framework, considering the scientific approach and framework of folklore, Geert Hofstede's model was evaluated. Action-oriented structure and system developments are evaluated within the framework of the structural features of model societies. It is very crucial to understand the culture that determines the basic competitive power of societies, especially in the global system. The main factors that direct the level of participation have a great impact on the success of societies. In this framework, the basic features of Turkish culture have been analyzed over the basic dimensions developed by Hofstede. The basic values and attitudes of our social structure from past to present have been determined. Thus, it will be possible to evaluate how the development, change and transformation of our own values will develop especially in the digitalized new age. The great digital transformation experienced in every field today affects the basic epistemology of folklore and creates new paths. Understanding these new sprouts is also important for understanding the basic dynamics of our country and for policy making. As a result, when we consider culture from the folklore perspective, epics, tales and intangible heritages have an important place. With these approaches, it is possible to evaluate the structure of Turkish culture in the global system comparatively with folklore epistemology based on evidence. Evaluating the subject through the structural relationship of these areas with each other provides us detailed information about the decisions, tendencies, togetherness and shared values of societies. The study deals with the values of the societies that are passed down from generation to generation through folklore. Historically developing structures especially affect individuals' behavior and attitudes. Epistemology of folklore, fairy tales, folk songs and similar tools develop predictive models for the development of the characteristics of societies. This facilitates the transition of societies to the next stage and supports a more competitive structure. The study was guided by a comprehensive literature review, conceptual model design, and evaluation of empirical data. As a result, the values of societies develop under the influence of many factors over time, by developing themes and predictions that are very difficult to change. Therefore, analyzing the parameters of folklore, which is the most basic parameter of these processes, in an eclectic framework reveals a deep vision for the future. Considering the six dimensions of Turkish culture, especially the framework of the field, which has a deep conceptual scope such as folklore, it is important for our country's policies to form macro-meso and micro-level policies. In the process of creating a society focused on education, entrepreneurship, development and success, a framework has been developed by taking into account the basic framework of folklore epistemology. Thus, the effect and relationship of folklore on social success and development has been revealed.
  • Öğe
    TARAMA SÖZLÜĞÜ’NDE OLUMSUZ İNSAN KARAKTERLERİNİ ADLANDIRAN SÖZLERİN DUYGU ULAMI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2024) Özbek, Özgül
    Çalışmada XIII. Yüzyıldan Beri Türkiye Türkçesiyle Yazılmış Kitaplardan Toplanan Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü adlı eserden hareketle Türkçede insanın olumsuz karakterlerini gösteren sözlerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Eser Türkçenin en önemli sözlüklerinden biridir ve Türkçenin tarihsel sürecini ortaya çıkarması bakımından araştırmacılar için çok önemli bir kaynak kitap niteliğindedir. İnsanın olumsuz karakterlerinin birçok yönü vardır. Örneğin eserde insanın cimriliği cığan “cimri, bahil, hasis” sözleriyle, cahilliği bilmez “bilmeyen, cahil” veya bilüsüz “bilgisiz, cahil” gibi sözlerle, cesaretsizliği babak “korkak” sözüyle yer almaktadır. Eserde insanın hangi olumsuz karakterlerinin hangi sözlerle ifade edildiğini tespit etmek, Türkçe kavram dünyasının zenginliğini ortaya koymak, dolayısıyla Türkçenin gücünü göstermek açısından önemlidir.
  • Öğe
    Irmak Zileli’nin Romanlarında Annelik
    (2023) Oktay, Gülçin
    Annelik, bir kadının hayatını değiştiren dönüm noktalarından biridir. Biyolojik bir süreç gibi görünmekle birlikte annelik, kadının psikolojik durumunu da etkiler. Yüzyıllar boyunca “kutsallık” üzerinden tanımlanan annelik, son yıllarda çeşitli tartışmaların odağındadır. Buna göre; en çok dillendirilen sorular anneliğin içgüdüsel olup olmadığı ve her kadının anne olmayı isteyip istemediğidir. Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişmekle birlikte son yıllarda kadınlar lehine bir tablo ile karşılaşmaktayız. Kadınlar artık anneliği içgüdüsel, dinî bir görev veya soyun devamlılığı dayatması üzerinden görmemekte bunu bir “tercih” üzerinden okumaktadırlar. Özellikle doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlık kazanması ve kadınların iş hayatına katılarak ekonomik özgürlüklerini ele almaları bunu kolaylaştırmıştır. Avrupa’da ve Amerika’da “childfree” kavramı üzerinden tanımlanan bu durum, gönüllü olarak çocuk sahibi olmamayı ve çocuksuzluğu bir tercih olarak görmeyi ifade eder. Türkiye’de ise çocuk sahibi olmanın bir tercih üzerinden konuşulması yaygın olmamakla birlikte son yıllarda artmaktadır. Edebiyat metinleri de kadınların hayatını meşgul eden böyle bir meseleye kayıtsız değildir. Anne, anne olmak ve çocuk; uzun zamandır edebiyat eserlerinde yer verilen bir konuyken son dönemlerde anne olmama kararı da edebiyat eserlerine konu olur. Bu eserlerden biri de Irmak Zileli’nin 2014 yılında yayımlanan Gözlerini Kaçırma romanıdır. Zileli, anneliği bir tercih üzerinden değerlendirirken çeşitli anne örnekleri üzerinden de konunun sorunlu yanlarına değinir. Üstelik Irmak Zileli sadece bu romanında değil diğer romanlarında da annelik, anne olma, anne-kız ilişkisi gibi meselelere odaklanır. Bu makalede de annelik kavramı, anneliğin edebî eserlere yansıması irdelenecek ve Irmak Zileli’nin romanları üzerinden gelinen nokta hakkında çıkarım yapılacaktır.
  • Öğe
    Ortodoks Kurgunun Heterodoks Düzlemden Görünüşü: “Ansiklopedideki Vahşi”nin “Estetik Boyut”u
    (2024) Güngör, Bilgin
    “Ansiklopedideki Vahşi”, telif ve çeviri eserleriyle Cumhuriyet’in ilk 50 yıllık sürecinde toplumcu düşünce ve eleştiri literatürünün gelişmesine katkıda bulunmuş önemli isimler arasında yer alan Kerim Sadi’nin 1929’da yayımlanan hikâyesidir. Bu hikâyede yazar, toplumcu gerçekçi estetiğin sunduğu paradigmaya uygun olarak anamalcı dönemin, biri temel olmak üzere üç önemli çelişkisini (doğa-medeniyet, emek-sermaye ve kolonyal nesne-kolonyal özne çelişkileri) belirli simge ve karakter karşıtlıkları üzerinden kurgulaştırmıştır. Bundan ötürü “Ansiklopedideki Vahşi”, her şeyden önce, anamalcı düzenin tarihsel durumunu, bir başka deyişle verili toplumsal ilişkileri içeren gerçeklikle kurduğu estetik ilişki üzerinden yorumlanmaya elverişli bir eser kabul edilebilir. Bu makalede, Frankfurt Düşünce Okulu’nun temsilcilerinden Herbert Marcuse’ün, ana akım Marksist sanat anlayışı -ortodoks Marksizm’in estetiği- karşısında eleştirel ve heterodoks bir anlayışı temsil eden, daha çok tekelci anamalcılığın çeşitli siyasal ve kültürel görünümleriyle bireysel/öznel varlık alanını baskılama pratiklerine bir tür tepki olarak somutluk kazanan estetik algısı ışığında söz konusu hikâyenin gerçeklik karşısındaki bağımlılığı/özerkliği üzerine eleştirel bir okumada bulunulmuştur. Böyle bir okumada amaç, bir yandan Türk edebiyatında toplumcu anlatının ilk ürünlerinden olmakla birlikte edebiyat tarihlerinde ve eleştiri metinlerinde pek sözü edilmeyen “Ansiklopedideki Vahşi”yi araştırmacıların dikkatine sunmak diğer yandan da hikâyenin gerçeklikle ilişkisi üzerinden toplumcu gerçekçi bir anlatının Marcuse’ün penceresinden nasıl göründüğüne dair örnek bir okuma pratiği ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    THE EFFECTS OF MODERN POLITICAL MOVEMENTS ON CULTURAL IDENTITY: THE CASE OF RITES OF PASSAGE IN TÜRKİYE
    (2023) Aça, Mustafa; Yolcu, Mehmet Ali
    An analogy is often established between the concepts of cultural change and cultural transformation. The forms represented by innovations that allow a concrete follow-up of culture in folk life can arise through change and transformation. The connection established between these two concepts is limited to new representation forms. Apart from this limited cooperation, cultural change often takes place in a balanced and harmonious manner without any obligations. Cultural transformation refers to a fragile process in which the individual or the community is forced to accept, often through the manipulation of the powerful, the elements such as history, origins, and sense of belonging in order to create an identity. Political identities and ideologies that affect the natural course of social and cultural change in Turkish sociology and culture have become dominant since the 2000s. The rich diversity of birth, marriage and funeral ceremonies contains important findings for understanding the arguments that affect the transformation of folk life and culture. This article discusses the impact of Islamist and secular ideologies and groups on the structural and functional transformations observed in rites of passage in Turkish folk life. The study argues that the roles of conflicting socio-political identities in the processes of reinterpretation and representation of folkloric knowledge are more pronounced than in the past. Data obtained with ethnographic research techniques also support this claim. The qualitative field research was conducted within the constraints of ritualistic traditional ceremonies of birth, marriage and death in urban and rural communities in western Türkiye.
  • Öğe
    Son Dönem Çağatay Türkçesiyle Yazılan Misbâhu’l- Envâr Adlı Eserde “Yör-” Fiili ve Anlamları
    (Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, 2024) Eker, Ümit
    “yör-” fiili Türk dilinde Eski Uygur Türkçesi döneminden itibaren yoğun olarak kullanılmaktadır. Fiil tarihî Türk lehçelerinde daha çok “hareket etmek, gitmek, dolaşmak, gezmek, gezinmek, yürümek, çözmek, yorumlamak (tabir etmek)” anlamlarında kullanılmış olup fiilin daha az kullanılan “yaşamak” anlamı da Orhun Türkçesi döneminden itibaren değişen yoğunluklarda kullanımınıdevam ettirerek günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Bu çalışmada son dönem Çağatay Türkçesiyle yazılmış Misbâhu’l-Envâr adlı eserdeki “yör-” fiili kullanımları incelenmiştir. Fiilin özellikle “yaşamak” anlamında, çekimli ve çekimsiz fiil olarak hangi ek ve yapılarla kullanıldığı ortaya konulmuştur. Eski Uygur Türkçesinden itibaren Türk dilinin bütün tarihî dönemlerinden çeşitli eserler seçilip taranarak “yör-” fiilinin “yaşamak” anlamı merkezindeki kullanımları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Buna göre “yör-” fiili Orhun ve Eski Uygur Türkçesinde daha çok “yürümek, hareket etmek, gitmek, dolaşmak, gezinmek, uygulamak, yürütmek, çözmek, yorumlamak/tabir etmek” anlamlarında kullanılmış olup “yaşamak” anlamı bu dönemde henüz oluşum aşamasındadır. Fiilin bu anlamdaki kullanımı, sırasıyla Karahanlı, Harezm ve Çağatay Türkçesi dönemlerinde değişen yoğunluklarda devam etmiş, Çağatay Türkçesinin ardılı Özbek ve Yeni Uygur Türkçelerinde de varlığını sürdürmüştür. Son dönem Çağatay Türkçesiyle yazılan Misbâhu’l-Envâr’da “yaşamak” anlamında 11 kullanım bulunmaktadır. Fiilin özellikle “görülen geçmiş zaman, geniş zaman, gelecek/geniş zaman, şart kipi” gibi farklı zaman/kip ekleriyle kullanımı, bu işlevdeki kullanımın genişliğini gösterir. Fiil, çekimsiz fiil olarak da sıfat fiil ve zarf fiil ekleriyle kullanılmıştır.
  • Öğe
    Karahanlı Türkçesinde Somut Adlardan Soyut Eylemler Türeten Ekler
    (2023) Akgün, Ayşe Nur; Yener, Mustafa Levent
    Karahanlı Türkçesiyle ilgili yapılan gramer çalışmalarında, dil bilimi açısından önemli bir nokta da yapım eklerinin sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırma, Karahanlı Türkçesinde türetilen eylemlerin özelliklerini belirlemek ve dilin yapısını daha iyi anlamak için büyük bir öneme sahiptir. Karahanlı Türkçesi ile ilgili dil bilgisi çalışmalarında addan eylem yapım eklerinin sınıflandırılması için çeşitli ölçütler kullanılmaktadır. Literatürdeki gramer çalışmalarında başvurulan ölçüt, türetilen eylemlerin geçişli-geçişsiz olmaları, ekin eklendiği ad kökünün hece sayısına göre tercihi, olma ya da yapma eylemleri türettiği, eklendiği eylemlerin çatıları üzerine odaklanmaktadır. Yapmış olduğumuz çalışma ile addan eylem yapım eklerine farklı bir açıdan yaklaşarak ekin sözcüğün işaret ettiği kavramda, meydana getirdiği somut ve soyut değişiklikleri incelemeyi amaçlamaktayız. Bu şekilde, ekler üzerinde tekdüze sınıflandırmaya yeni bir bakış açısı sunulmakta ve şekil bilgisi ile anlam bilgisi arasında bir köprü kurulmaya çalışılmaktadır. Çalışmamızda Karahanlı Türkçesinde kullanılan addan eylem yapım eklerini saptamak için “Dîvânu Lugâti't- Türk, Kutadgu Bilig, Atabetü’l-Hakâyık ve Kur’an Tercümesi” temel kaynaklar olarak alınmıştır ve eserler üzerinde yapılan detaylı bir inceleme ile addan eylem yapım ekleri kullanılarak türetilmiş sözcükler tespit edilmiştir. Suat Ünlü’nün “Karahanlı Türkçesi Sözlüğü”nden, ad ve eylemlerin anlamlarının açıklanabilmesi adına faydalanılmıştır. Tespit edilen sözcükler, ad kökleri ve eylem gövdeleri üzerinden değerlendirilmiş ve ad kökü ile türetilen yeni eylem gövdelerinin somut-soyut ilişkisi incelenmiştir. İncelenen ekler tablolar halinde sunulmuş ve sayısal veriler ile ifade edilmiştir. Elde edilen sayısal veriler ışığında addan eylem yapım eklerinin somut ve soyut tercihleri istatistiksel olarak incelenmeye çalışılmıştır.