DergiPark
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe DİJİTAL REKLAMLARDA ÇOCUK KULLANICILARI BEKLEYEN RİSKLER VE ETİK SORUNLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME(İstanbul Aydın Üniversitesi, 2024) Kasım, Metin; Tunç, Pinar CanDijital reklamcılığın hızla büyüdüğü günümüz reklamcılık yaklaşımında, çocuk kullanıcıları dijital platformlarda bekleyen etik sorunlar giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu sorunların başında, çocukların kişisel verilerinin toplanması ve kullanılması gelmektedir. Çocukların çevrimiçi davranışları ve tercihleri, reklamcılar tarafından hedef kitlesine uygun reklamlar oluşturmak için kullanılmaktadır. Çocuk kullanıcıların gizliliği ve güvenliği ile ilgili endişelere yol açmaktadır. Ayrıca, çocukların manipülatif reklam tekniklerine karşı savunmasız olabileceği düşünüldüğünde etik konusu daha fazla önem kazanmaktadır. Dijital reklamcılığın tanımını yaparak dijital reklam türlerinin anlatıldığı bu çalışmada çocukların ölçülemeyen ve öngörülemeyen hangi reklamlar ile karşılaşabileceği incelenmektedir. Bu bağlamda çocukların çevrim içi olma davranışının incelendiği araştırmalar ışığında dijital reklamlarla karşılaşabileceği riskler ele alınmış ve dijital reklamcılığın yol açabileceği etik sorunlar tartışılmıştırÖğe İngilizce Öğretmenlerinin Öz-Yeterlik Algılarının Bilişsel Koçluk Yaklaşımı Kapsamında İncelenmesi(Sabri SİDEKLİ, 2025) Pilevne, Ceyda; Göker, Süleyman DavutDünyada yaşanan hızlı dönüşümler, eğitimin amacını, kendi öğrenme süreçlerini yaratabilen ve kendi öğrenme sürecinin sorumluluğunu alabilen bireyler yetiştirmek olarak yeniden biçimlendirmiştir. Bu noktada eğitimin değişen odağı, öğretmenlere farklılaşan rol ve sorumluluklar tanımlamış ve öğretmenlere öğretmenlik rolünün ötesinde bir ‘eğitim lideri’ kimliği yüklemiştir. Bu bağlamda, öğretmenlerin yaşanan değişimlere uyum sağlaması için eğitsel becerilerinin geliştirilmesine olanak tanıyan çağdaş denetim uygulamalarıyla desteklenmesi oldukça önemli hale gelmiştir. Bu çerçevede, bu çalışmada bilişsel koçluk yaklaşımına odaklanılmış ve mesleki gelişim aracı olarak bilişsel koçluk yaklaşımının, İngilizce öğretmenlerinin öz-yeterlik algılarının gelişimine bir etkisi olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, hazırlanan on dört haftalık Bilişsel Koçluk eğitim programı, Çanakkale ilinde bir özel okulda farklı kademelerde çalışan on beş İngilizce öğretmenine Eylül-Aralık 2022 tarihleri arasında uygulanmıştır.Bu araştırma ön/son test tasarımına dayanan bir tek vaka çalışmasıdır ve araştırma yöntemi olarak hem nitel hem nicel analizi içeren iç içe geçmiş karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın veri tabanı, nicel veri toplama aracı olarak kullanılan Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği (kısa form) ve nitel veri toplama aracı olarak kullanılan yansıtıcı günlükler, koçla yapılan bireysel görüşmelerin ses kayıtları, her bir öğretmenden eğitim öncesi ve sonrası alınan ders video kayıtları ve bilişsel koçluk eğitimi değerlendirme formu ile elde edilen veriler aracılığıyla yapılandırılmıştır. Araştırmanın sonuçları, bilişsel koçluk eğitiminin öğretmenlerin öz-yeterlik algılarının artmasında önemli etkisi olduğunu ve bu bağlamda bilişsel koçluk yaklaşımının işlevsel bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.Öğe Walter Benjamin’in Tarihi Yerler ve Aura Kaybı Kavramı Üzerine Bir İnceleme: Çanakkale Örneği(Bitlis Eren Üniversitesi, 2024) Yüksel, Fatma; Yıldız, Mustafa BekirBu çalışmada popüler kültürün tarihle olan etkileşimi ve tarihi mekanlardaki rolü ele alınıp, tarihi mekanların orijinalliğini ve değerini nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur. Tarihi objelerin replikalarının yapılması ile ‘Kitsch’ ürünler meydana gelmiştir. Kitsch ürünlerin yaygınlaşması, insanlar tarafından ilgi görmesi ve kabul edilmesi bu ürünlerin popülerleşmesini sağlamıştır. Neticede bu popülerleşme faaliyeti popüler kültür kavramına dönüşmüş ve popüler kültürün de etkisi ile insanların tarihi algılama, tarihi yerleri yorumlama biçimleri bir değişim geçirmiştir. Popüler kültür dönem dizileri, filmler ve influencer'ların paylaşımları aracılığıyla tarihi yerlere olan ilgiyi yeniden canlandırabilir fakat bu popülerlikle birlikte, tarihi yerler sadece yüzeysel olarak gezilen ve nesneleşen alanlara dönüşebilmektedir. Yaşanan bu değişim ile kültürel ve geliştirici bir aktivite olarak yapılan tarihi mekan ziyaretleri artık insanların farklı amaçlar ile bu mekanları ziyaret etmesine neden olmaktadır. Bu amaçlar arasında daha fazla takipçi kazanma, daha fazla görülme, tarihi mekanın atmosferinden yararlanarak içerik üretme, dikkat çekme gibi örnekler verilebilmektedir.Bu çalışma ile Çanakkale şehri örneği üzerinden Walter Benjamin’in ‘aura kaybı’ kavramından yola çıkılarak popüler kültürün tarih, tarihi dokular, tarihi yerler ve mekanlar ile insanlar nezdinde tarih anlayışına etkisi incelenmektedir. Bu araştırmada Nitel Araştırma Yöntemi ve Literatür Tarama Yöntemi kullanılarak Instagram ve X uygulamaları üzerinden fotoğraflar karşılaştırılmıştır.Öğe ANALYSIS OF COMMUNICATIONS IN DIGITAL ENVIRONMENT AS A TECHNOLOGY ADDICTION ON WHATSAPP EXAMPLE(Denizli İl Millî Eğitim Müdürlüğü, 2025) Aydın, Damla Zeyhan; Yengin, DenizTEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI OLARAK DİJİTAL ORTAMDAKİ YAZIŞMALARIN WHATSAPP ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN ANALİZİ Damla ZEYHAN AYDIN Çanakkale Onsekiz Mart University, Turkey damla.zeyhan@gmail.com https://orcid.org/0000-0003-1249-1153Teknolojinin gelişmesi ile birlikte günlük hayatımıza dahil olan yeni uygulamaların sayısı giderek artmaktadır.Whatsapp uygulaması da günümüzde en sık kullanılan sosyal medya uygulamalarından birisidir. Bireyler hem sosyal hayatlarında hem de iş hayatlarında diğer bireylerle iletişim kurmak için Whatsapp uygulamasının bireysel yazışma ve grup yazışmaları bölümlerini kullanmaktadırlar. Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde değerlendirildiğinde her bireyin Whatsapp kullanım nedenleri ve bu uygulamadan elde ettikleri doyumlar değişebilmektedir. Giderek artan Whatsapp kullanımı ile birlikte teknoloji bağımlılığı, dijital gözetim durumu ve pürdikkat çalışma ile ilgili bazı sorunların da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada yetişkinlerin Whatsapp kullanım durumları teknoloji bağımlılığı, dijital gözetim ve pürdikkat çalışma bağlamında incelenecektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. 30-45 yaş aralığındaki 50 yetişkin ile yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinden derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen sonuçlar betimsel analiz yöntemi ile irdelenmiş ve Whatsapp uygulamasının bilinçli kullanımına ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Teknoloji Bağımlılığı, Whatsapp, Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI OLARAK DİJİTAL ORTAMDAKİ YAZIŞMALARIN WHATSAPP ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN ANALİZİ Damla ZEYHAN AYDIN Çanakkale Onsekiz Mart University, Turkey damla.zeyhan@gmail.com https://orcid.org/0000-0003-1249-1153ÖZ Teknolojinin gelişmesi ile birlikte günlük hayatımıza dahil olan yeni uygulamaların sayısı giderek artmaktadır.Whatsapp uygulaması da günümüzde en sık kullanılan sosyal medya uygulamalarından birisidir. Bireyler hem sosyal hayatlarında hem de iş hayatlarında diğer bireylerle iletişim kurmak için Whatsapp uygulamasının bireysel yazışma ve grup yazışmaları bölümlerini kullanmaktadırlar. Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde değerlendirildiğinde her bireyin Whatsapp kullanım nedenleri ve bu uygulamadan elde ettikleri doyumlar değişebilmektedir. Giderek artan Whatsapp kullanımı ile birlikte teknoloji bağımlılığı, dijital gözetim durumu ve pürdikkat çalışma ile ilgili bazı sorunların da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada yetişkinlerin Whatsapp kullanım durumları teknoloji bağımlılığı, dijital gözetim ve pürdikkat çalışma bağlamında incelenecektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. 30-45 yaş aralığındaki 50 yetişkin ile yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinden derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen sonuçlar betimsel analiz yöntemi ile irdelenmiş ve Whatsapp uygulamasının bilinçli kullanımına ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Teknoloji Bağımlılığı, Whatsapp, Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı ANALYSIS OF COMMUNICATIONS IN DIGITAL ENVIRONMENT AS A TECHNOLOGY ADDICTION ON WHATSAPP EXAMPLE ABSTRACT With the development of technology, the number of new applications that are included in our daily lives is increasing. Whatsapp application is one of the most frequently used social media applications today. Individuals use the individual correspondence and group correspondence sections of the Whatsapp application to communicate with other individuals both in their social and business lives. When evaluated within the framework of uses and gratifications approach, the reasons for each individual's use of Whatsapp and the satisfaction they get from this application may change. It is thought that with the increasing use of Whatsapp, some problems related to technology addiction, digital surveillance and deep work have emerged. In this context, in this study, WhatsApp use cases of adults will be examined in the context of technology addiction, digital surveillance and deep work. Qualitative research method was used in the study. In-depth interviews were conducted with 50 adults between the ages of 30-45 using a semi-structured interview form. The results obtained from the interviews were examined with the descriptive analysis method and suggestions were made regarding the conscious use of the Whatsapp application. Key Words: Technological Addiction, Whatsapp, Uses and Gratifications ApproachÖğe Son Dönem Çağatay Türkçesiyle Yazılmış Bir Siyer Nüshasında Birleşik Fiiller(İnceleme - Çevriyazı - Türkiye Türkçesine Aktarım)(Bilim Eğitim Kültür Akademi Derneği, 2019) Eker, Ümit; Avcı, YusufOrta Asya ( = Türkistan) sahasında XV. yüzyıl başlarından 1921 yılına kadar ortak yazı ve edebiyat dili olarak kullanılanTürkçeye Çağatay Türkçesi adı verilmektedir. Geniş bir sahaya yayılan Çağatay Türkçesi, bölgedeki çeşitli Türk boylarıtarafından kullanılmış ve zaman içinde geniş bir Çağatay Türkçesi külliyatı oluşmuştur. Çağatay Türkçesiyle anılan yüzyıldanitibaren nazım ve nesir türünden pek çok eser kaleme alınmış olup nesir türünde kaleme alınan eserler çoğunlukla dinî içeriklieserlerdir. Bunlar içinde “siyer / siyer-i nebi, kısâsu’l-enbiyâ” türünden eserler de yer almaktadır. Üzerinde çalışılan siyermetnini, dil özelliklerine bakarak klasik sonrası devir Çağatay Türkçesi (1600 - 1921) dönemine dâhil etmek mümkündür. Eserİslam Peygamber’i Hz. Muhammet’in döneminde yaşanmış olaylardan bir kesit sunmaktadır. Eserin asıl nüshası bugünİngiltere’nin Oxford-Bodleian Kütüphanesinde Türkçe Yazmalar bölümündedir. Çalışmada metinde yer alan birleşik fiillerincelenmiştir. Bunlar çeşitli yönleriyle alt gruplara ayrılmış ve kendi içeriklerine göre barındırdıkları çeşitli özelliklere göresınıflandırılmıştır. Metinde en çok “isim / sıfat + yardımcı fiil” kuruluşunda birleşik fiil türüne rastlanmış, bunu sıklıkderecesine göre sırasıyla “isim + esas fiil (deyimleşmiş)” ve “ikili birleşik fiiller” izlemiştir. Metinde yer alan diğer birleşik fiiltürlerinde ise 12 adet birleşik fiil bulunmaktadır. Klasik sonrası devir Çağatay Türkçesinin ses, şekil ve söz dizimi özellikleriniaydınlatacak çeşitli metinler üzerinde yapılacak benzer çalışmalar bu dönem Türkçesini anlamaya yardımcı olacaktır.Öğe E-LOJİSTİK SİSTEMİNDE KRİTİK FAKTÖRLERİN, AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARIN İNCELENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA(Balıkesir Üniversitesi, 2020) Tetik, Aybike Esra; Eroğlu, FilizE-ticaret ve teknolojide yaşanan gelişmeler yeni bir konunun ortaya çıkmasını sağlamıştır: elojistik! Kısa zaman içinde tüm dünyada büyük bir ivme kazanan e-lojistik üzerine yapılacak bilimsel çalışmalar, konunun sağlam temellere oturtularak sağlıklı şekilde büyümesini sağlayacaktır. E-lojistik sisteminin getirdiği avantaj ve dezavantajların, aynı zamanda e-lojistik için kritik faktörlerin ortaya konulmasını amaçlayan bu çalışmada, İstanbul ilinde e-lojistik alanında faaliyet gösteren bir firmanın beş yetkilisi ile derinlemesine mülakat yapılmış, kaydedilen ifadeler MAXQDA 2020 programı ile içerik analizine tabi tutulmuştur. Bulgular; hız, yazılım ve maliyet kalemlerini kritik faktörler olarak ortaya çıkarırken avantajların tasarruf, artan hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti, rekabet üstünlüğü, daha az hata ile uzun vadede düşük maliyet ve karlılık; dezavantajların ise artan iadeler, hatalı işlem, entegrasyon sorunları, sistem problemleri, kısa dönemde zaman kaybı ve oluşan maliyetler olarak tespit edilmiştir. Sonuç kısmında sektördeki uygulayıcılar ve araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.Öğe Kimya fabrikalarında ve kümelerinde domino etkilerinin tarihsel bakış açısı ile incelenmesi(Atatürk Üniversitesi, 2021) Dalyan, Orkun; Pişkin, Mehmet1970'lerde dünyanın ilgisini çeken Batı ülkelerindeki büyük kazalar, kimya ve petrokimya sektörlerinde ve kümelerinde iç ve dış domino etkilerine yönelik araştırmalar için başlangıç noktasıdır. Başlangıçta, bu araştırmalar devlet kurumları ve hükümetle ilgili araştırma merkezleri tarafından yayınlandı. 1970'lerde ve 1980'lerde artan nicel risk analizleri ve Hollanda'da basılan “renkli kitaplar”, domino etkilerinin nicelleştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. İkinci Avrupa Seveso Direktifi, 1990'ların ortalarından sonra konuyla ilgili akademik yayınların ve domino etkileri üzerine bilimsel araştırmaları önemli ölçüde artmasını teşvik etmektedir. Batı ülkelerindeki araştırmalara risk değerlendirmelerinde olasılıklar hakimdir ve karmaşık domino etkileri ve sonuçları için başarısızlık mekanizmaları hesaplanır. Önceki çalışmalar siyasi, resmi ve özel karar alma ile yakından ilgilidir. Risk yönetimine geçiş henüz emekleme aşamasındadır. Domino etkilerinin başlangıç noktalarındaki ilk senaryoları anlamak için gelecekte olabilecek süreçlere bir geçiş gereklidir. Hindistan'da 1990'ların ortalarında domino etkileri için bir farkındalık çağrısı yapıldı. Uluslararası bilimsel literatürde domino etkileri üzerine Çin yayınları, 2000'lerin ortalarından itibaren ortaya çıkmaktadır. Çin’deki hızlı sanayileşme nedeniyle, sektördeki birçok büyük kazayla kıyaslandığında diğer kimya şirketlerine göre çok fazladır. Bu derleme çalışmasında, 1966-2018 döneminde domino etkileri üzerine yapılan araştırmaların sonuçları, bu kaza süreçlerinin ana belirleyicileri ve bu alanda gelecekteki olası geçiş tartışılmıştır.Öğe İLETİŞİM ÇALIŞMALARINDA UYGULAMALI KURAM EĞİTİMİ: İLETİŞİM KURAMLARI DERSİ ÖRNEĞİ(Deniz YENGİN, 2022) Bayrak, Tamer; Yengin, Denizİletişim çalışmalarında kuramsal bilginin önemi tartışılmaz biçimde büyüktür. Araştırmacı tarafından ele alınan problemin incelenmesi ve çözümü için kuramsal bilginin rehberliği, elde edilecek sonucun sınanması ve bilim normlarında sunulabilmesi için gereklidir. Ancak iletişim içerikli derslerde bu bilgilerin öğrencilere aktarılmasında sorunlar yaşanabilmektedir. Bu sorunların başında gelen öğrencideki dikkat ve meditasyon eksikliği önemli bir problem olarak göze çarpmaktadır. Problemin aşılabilmesi içinse uygulamalı ders anlatımının önemli olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın araştırma aşamasında İstanbul Aydın Üniversitesi Yeni Medya Programının 13 yüksek lisans öğrencisiyle odak grup çalışması gerçekleştirilmiştir. Güz 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde yer alan Yeni Medya Uygulamaları dersinde öğrencilerle odak grup biçiminde çalışılmıştır. Ders bağlamında bazı iletişim kuramları uygulamalı biçimde öğrencilere aktarılmış, öğrencilerden derslerde aktarılan kuramsal bilgilerle ilişkili makale yazmaları istenmiştir. Öğrencilerin araştırmalarıyla ilgili makale çalışmaları bağlamında iki ay içinde veriler toplanmış ve araştırmalar sona ermiştir. Bu araştırmalarda saptanan ve incelenen problemlerin kuramlarla ne ölçüde örtüştüğü ve bu bilgilerin ne ölçüde uygulanabildiği içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Böylelikle kuramsal ders içeriği ile uygulamalı dersler arasındaki uygunluk derecesi veöğrenci açısından kalıcılığı araştırılmıştır.Öğe YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE BİLGİSAYAR DESTEKLİ GÖRSEL MATERYALLERİNİN KULLANILMASININ BAŞARIYA ETKİSİ(Bilim Eğitim Kültür Akademi Derneği, 2015) Şahin, Esin Yağmur; Kana, FatihBu çalışmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğrenen yabancı uyruklu öğrencilerin “Kaçıncı” konusunun öğretimiyle ilgili bilgisayar destekli öğretimin etkisini araştırmaktır. Araştırma kapsamında Türkiye’nin batısında yer alan bir ilde Türkçe öğrenen 20 öğrenci üzerinde bir hafta süren deneysel bir araştırma yapılmıştır. Araştırma verileri Mann-Whitney U testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları incelendiğinde bilgisayar destekli öğretimin Yabancı Dil Olarak Türkçe öğretiminde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre Yabancı Dil Olarak Türkçe öğreten öğretim elamanlarının bu konuda iyi derecede bilgisayar eğitimi almaları öğrencilerin Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenmelerine büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Öğe İNTERNET ORTAMINDAKİ FUTBOL TAKIMI TARAFTARLARININ FUTBOLCULARA KARŞI NEFRET SÖYLEMİ(İstanbul Aydın Üniversitesi, 2022) Harranoğlu, Sefa; Yengin, DenizYaşadığımız çağ enformasyon çağıdır. Bu dönemde bilgi elde etmek diğer çağlara nazaran daha kolay ve daha ucuz durumdadır. İhtiyaçlar doğrultusunda yirminci yüzyılın en büyük devrimi olarak nitelendirilen internetin buluşu teknolojinin ilerlemesinin bu denli olmasındaki en büyük etkendir. İnternetin doğuşu ve her gün yeni özellikler kazanması birçok yeni kavramın hayatımıza girmesine neden olmuştur. Bu kavramlardan biri de yeni medya kavramıdır. Bu internet altyapılı ortamlar bireylere hem olumlu hem olumsuz değişkenleri bir arada sunmuştur. Bu olumsuzluklardan biri nefret söyleminin dijital alanlarda yer edinmesidir. Nefret söylemi doğuştan gelen insanların seçme şansının olmadığı özelliklerinin başkalarına karşı bir üstünlük eğilimi ve bundan dolayı kendinden olmayana karşı bir şiddet biçimidir. İnsanların internet ortamının sunduğu denetimsizlik ve anonimlik özellikleri fırsata çevirmesi, söz konusu nefret söylemini daha da görünür hale getirmiş ve körüklemiştir. Bu çalışmada internet ortamında bulunan futbol taraftarlarının nefret söylemine maruz kalan futbolcular üzerine bir araştırma yapılacaktır. Aynı zamanda çalışmada bu tarz söylemlerin sıklıkla yaşandığı forum siteleri, bloglar ve sosyal medya platformları üzerinden seçilen paylaşımların ekran görüntüleri alınıp içerik analizi yöntemiyle araştırma yapılacaktır.Öğe MESLEK YÜKSEKOKULU ÖGRENCILERININ AKADEMIK ERTELEME ALGILAMALARI(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2011) Kekeç Morkoç, Dilek; Erdönmez, CumhurBu çalışmanın amacı, Çanakkale Meslek Yüksekokulu İktisadi ve İdari Programlar Bölümü Öğrencileri arasında akademik erteleme davranışlarının yaygınlığı ile demografiközellikler ve bireysel tercihlerle olan ilişkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmaya Çanakkale Meslek Yüksekokulu İktisadi ve İdari Programlarda öğrenim gören toplam 496 önlisans öğrencisi katılmıştır. Araştırma aracı olarak Akademik Erteleme Ölçeği, Balkıs (2006) tarafından geliştirilen ve Türkçeyeuyarlanan “Aitken Erteleme Eğilimi” anketi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 15.0 programıaracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular ile daha önce yapılan araştırmalar iletartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Öğe MEDYA VE KADIN CİNAYETLERİ; ÇANAKKALE YEREL MEDYA ÖRNEĞİ(Istanbul Aydin University İstanbul Aydın Üniversitesi, 2023) Ilgın, Hicran Özlem; Karagül, DamlaBu çalışmada, 2022 yılında Çanakkale’de gerçekleştirilen 3 kadın cinayetinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında yerel medyaya yansıması incelenmiştir. Yerel medya, içinde bulunduğu toplumun sesi olması, o toplumu yansıtması ve bilgilendirme görevini üstlenmesi yönüyle önem arz etmektedir. Medyanın toplum üzerindeki bu gücü, sunulan haber başlıkları ve içeriklerinin objektif ve doğru olmasını zorunlu kılmaktadır. Fakat günümüzde yerel medyanın bir rekabet içerisinde olması, bilgiyi aktarma amacından sapmasına ve haberin tıklanma oranını yüksek tutma amacı taşımasına neden olmaktadır. Bu aşamada sansasyonel başlık, kadın üzerinden kurgulanmaktadır. Fakat haberin daha çok izlenmesi amacıyla manşetlerde kadınları odak noktası yapan, kadını suçlayıcı ifadelerde bulunan ve kadın bedenine vurgu yapan haber içerik üreticileri ataerkil zihniyetin devam etmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda araştırma, 2022 yılı içerisinde Çanakkale’de gerçekleşen 3 kadın cinayetinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında yerel medyaya yansımasını inceleme amacı taşımaktadır. Araştırmada, 21 yerel internet gazetesinden yalnızca 17 internet gazetesindeki haberlere erişilmiş; veriler ise bu haberlerin içerik analizi yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda 3 kadın cinayetinin de yerel medyada, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren, cinayeti gerekçelendiren ve normalleştiren eril bir dil ile yansıtıldığı tespit edilmiştir.Öğe Investigation of the Relationship Between Reading Habits and Metacognitive Reading Strategies of Prospective Teachers(BİLGE AKADEMİK YAYINCILIK EĞİTİM BİLİŞİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ BİLGE AKADEMİK YAYINCILIK EĞİTİM BİLİŞİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ, 2021) Aygün, Hanife Esen; Kızılaslan Tunçer, BerfuThe purpose of this study is to investigate the relationship between prospective teachers’ metacognitive reading strategies and their reading habits. The study was designed in correlation model. The sample of the study was determined by simple random sampling. The sample of the study consists of 506 prospective teachers out of which 255 are on Primary Education and 249 are on Preschool Education. In the research, Book Reading Habit Attitude Scale and Metacognitive Reading Strategies Scale were used as data collection tools. While there is no significant difference in the reading habits of the prospective teachers, there is a significant difference in the use of metacognitive strategies in favor of the female prospective teachers. The reading habits of prospective teachers and the extent to which they use metacognitive reading strategies do not differ by department and grade level. In addition, it was found that there was a moderately significant relationship between prospective teachers' use of metacognitive reading strategies and the level of reading habits.Öğe TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTEREN BANKALARIN TÜREV ÜRÜNKULLANIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER: DOĞRUSALMODEL UYGULAMASI(Asos Eğitim Bilişim Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti., 2020) Akarsu, Yağmur; Alacahan, Nur DilbazTürev ürünler hem finansal hem de finansal olmayan kurumlar için başarılı bir risk yönetim aracıdır. Türev ürünler genellikle, çok uluslu şirketler tarafından korunma amacıyla yani finansal riski en aza indirmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çok uluslu firmalar yerel şirketlerden daha fazla kur riskine maruz kalmaktadır, riskten korunmak onlar için büyük değer taşımaktadır. Bankalar da kredi verirken ve mevduat toplarken karşı karşıya kaldığı riskleri en aza indirmek amacıyla türev ürün kullanmaktadır. Bu bağlamda türev ürün kullanımını etkileyen faktörlerin ortaya konması son derece önem arz etmektedir. Bu çalışma Türkiye’deki bankaların türev ürün kullanımını etkileyen faktörleri inceleyerek, faktörlerin hangi oranda etkilendiğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Kullanılan tüm veri setleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Elektronik Veri dağıtım Sistemi’nden alınmıştır. Bu çalışmada, kullanılan bağımlı değişken Türk Lirası cinsinden Türev Finansal Aylık Varlıklar ve bağımsız değişkenler Türk Lirası cinsinden Türk parası Mevduatı, TRY/USD Türk Lirası Amerikan Doları kuru, Bankalarca açılan mevdu-atlara uygulanan faiz arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma sonucuna göre, değişkenler doğrusal model kullanılarak analiz edilmiş olup arala-rındaki ilişki pozitif yönlü bulunmuştur.Öğe THE EFFECT OF THE MORPHOLOGY OF A POLYLACTIC ACID BASED MEMBRANE ON DESALINATION PERFORMANCE(Bartin University Bartın Üniversitesi, 2021) Karakoca, Betül; Nigiz, Filiz UğurThe water resources are decreasing due to population growth, global warming, and pollution. The water on Earth consists of salt water that cannot be used directly. For this reason, separation processes for the use of existing water resources, has gained importance in recent years. Pervaporation is a novel desalination technique for obtaining pure water from the saline water source. The most important part of the pervaporation method is the membrane. The difference of the pervaporation from other membrane-based techniques is the non-porous and selective membrane usage. It is possible to obtain high purity water due to the selective separation capability of pervaporation membranes. Therefore, most of the studies in the literature are related to innovative membrane production. Pervaporative desalination membranes should have high salt rejection and acceptable flux values. Moreover, the use of sustainable and environmentally friendly materials has also important to determine the membrane types. In this study, polylactic acid (PLA) based membranes prepared and used for the purification of sea water. Polyethylene glycol (PEG) polymer was added to improve the hydrophilicity and the separation performance of the membrane, while maintaining its stability. Within the scope of the study, two different membranes, nonporous dense and asymmetric, were prepared and the effects of morphological structure differences on the desalination performance were investigated. Scanning electron microscopy (SEM) and the contact angle tests were performed and the saltwater desalination tests were performed. As a result, the hydrophobicity of the membrane was decreased, and the flux was increased. The salt rejection results were obtained over 99%. The best results were obtained with % of PEG containing PLA membrane. The flux of this membrane was calculated as 1.57 kg/m2h, and the salt rejection was calculated as 99.98%. The asymmetrical structure of the produced membrane increased the flux, as well as providing high purity water. Nüfus artışı, küresel ısınma ve insanların sebep olduğu kirlilikler nedeni ile su kaynaklarımız azalmaktadır. Dünya üzerindeki sular doğrudan kullanılamayan tuzlu sulardan oluşmaktadır. Bu nedenle mevcut su kaynaklarının kullanımı için ayırma işlemlerinin kullanılması son yıllarda önem kazanmaktadır. Pervaporasyon tekniği, tuzlu sulardan saf su elde etmek için yeni gelişen bir tekniktir. Bu çalışmada, deniz suyunun saflaştırılması için Polilaktik asit (PLA) polimeri ile membranlar üretilmiş, membranın hidrofilitesini ve ayırma performansını iyileştirmek, aynı zamanda kararlılıklarını da korumak polietilen glikol (PEG) polimeri eklenmiştir. Çalışma kapsamında, gözeneksiz yoğun ve asimetrik olmak üzere iki farklı membran hazırlanmıştır ve morfolojik yapı farklılıklarının desalinasyon performansına etkileri incelenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve temas açısı testi ile membranlar karakterize edilmiş, ardından tuzlu su desalinasyon testleri yapılmıştır. Sonuç olarak membranın hidrofobitesi azaltılmış bu sayede akı değerleri artmıştır. Tüm membranlar %99 üzerinde tuz reddi elde edilmiştir.En iyi sonuçlar ise %5 PEG içeren PLA membran ile elde edilmiştir. Bu membranın akısı 1,57 kg/m2h, tuz reddi ise %99,98 olarak hesaplanmıştır. Üretilen membranın asimetrik yapıda olması akıyı arttırmış buna rağmen yüksek saflıkta su elde edilmesini sağlamıştır.Öğe DIGITAL TRANSFORMATION EFFICIENCY MEASUREMENT FROM FINANCE AND MARKETING PERSPECTIVE: IMPLEMENTATION OF THE MOORA METHOD(Hüzeyfe Süleyman ARSLAN, 2021) Bil, Erkan; Mutlu Yıldırım, FilizToday, rapid changes in technology, the increasing importance of innovation, and the uncontrollable global risks make traditional business approaches insufficient for organizations to maximize their profits and obtain better investment returns, increasing the need for innovative business models. At this point, it becomes necessary to constantly evaluate the efficiency of the banking sector, which is shaped in the light of technology, to adapt to change. For this purpose, digital transformation efficiency measurement was carried out using the MOORA (Multi-Objective Optimization on the basis of Ratio Analysis) method in the banking sector example in the present study. In this context, Garanti BBVA's publicly available annual reports for the period between 2016-2020 were analyzed and indicators within the scope of "Digital Transformation and Technological Progress" and "Customer Privacy and Information Security" dimensions were taken as a basis. The first dimension showed the capacity to provide ease of operation while improving the quality of customer experience, expanding the digital customer base, and increasing the share and efficiency of digital channels in sales by continuously investing in digital platforms. The second dimension represented the effectiveness of providing uninterrupted and secure customer service against all risks. Findings revealed that there was a continuous increase in digital transformation efficiency over the years. The study was important in terms of evaluating the ability of banks in adapting to technological developments in an increasingly competitive environment. Günümüzde teknolojik değişimin hızı, inovasyonun artan önemi ve küresel risklerin kontrol edilemeyecek boyuta ulaşması kuruluşların kârlarını maksimize ederek daha iyi yatırım getirileri elde edebilmelerinde geleneksel işletme yaklaşımlarını yetersiz kılmakta, yenilikçi iş modellerine olan ihtiyacı artırmaktadır. Bu noktada, teknoloji odağında şekillenen bankacılık sektörünün değişime uyum sağlama etkinliğinin sürekli olarak değerlendirilmesi gerekli hale gelmektedir. Çalışmada bu amaçla dijital dönüşüm etkinliği ölçümü bankacılık sektörü örneğinde MOORA (Multi-Objective Optimization on the basis of Ratio Analysis) yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede, Garanti BBVA’nın 2016-2020 yılları arasındaki halka açık faaliyet raporları incelenerek “Dijital Dönüşüm ve Teknolojik İlerleme” ve “Müşteri Gizliliği ve Bilgi Güvenliği” boyutları kapsamındaki göstergeler temel alınmıştır. İlk boyut; dijital platformlara sürekli yatırım yapılarak işlem kolaylığı sağlama, müşteri deneyim kalitesini yükseltme, dijital müşteri tabanını genişletme, satışlardaki dijital kanalların payını ve verimliliğini artırma kapasitesini göstermektedir. İkinci boyut ise tüm risklere karşı kesintisiz ve güvenli bir müşteri hizmeti sunma etkinliğini temsil etmektedir. Araştırma bulguları, yıllar itibariyle dijital dönüşüm etkinliğinde sürekli bir artış gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, artan rekabet ortamında bankaların teknolojik gelişmelere adapte olma kabiliyetini değerlemesi açısından önem taşımaktadır.Öğe Büyücülere Başvuran Kişiler Üzerine Bir İnceleme(Asos Eğitim Bilişim Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti., 2021) Arat, Emine Selin; Kımter, NurtenBüyü ve büyüsel uygulamaların tarihçesi insanlık tarihi kadar eskidir. Bu araştırmada büyü yapan kişilere başvuran bireylerin özellikleri, büyü-cülere başvurma nedenlerinin neler olduğu, büyüye ve büyücülere karşı takındıkları tutum ve davranışların incelenmesi hedeflenmiştir.Nitel araştırma yöntemine dayalı olarak gerçekleştirilen araştırmanın verileri 10 kişi ile gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Araştırma kapsamında konu ile ilgili olarak hazırlanan 27 açık uçlu soru, çeşitli nedenlerle büyücülere başvuran bireylere yöneltilmiştir. Toplanan nitel veriler, içerik analizine tabi tutulmuş ve elde edilen bulgular, tablolar halinde düzenlenerek bir takım yorum ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda, büyücülere başvuran kimselerin yarısından fazlasının yükseköğretim kurumlarından mezun evli kimseler oldukları ve din eğitimlerini ailelerinden aldıkları tespit edilmiştir. Diğer taraftan katılımcıların büyük çoğunluğunun tıbbi rahatsızlık durumunda doktora gidip verilen ilaçları düzenli olarak kullanmadıkları; hastalık, çaresizlik, işsizlik ve gelecek kaygısı gibi sebeplerle büyücülere başvurdukları görülmüştür. Katılımcıların büyük çoğunluğunun dini ibadetleri düzenli olarak yerine getirmedikleri, buna bağlı olarak olumsuz yaşam olayları karşısında dini başa çıkma yöntemlerini kullanmadıkları bulgulanmıştır. Yine araştırmaya katılanlardan sadece birisinin kendisini kişilik olarak akılcı (rasyonel) olarak tanımladığı görülmüştür. Katılımcıların yaklaşık yarısının hayatlarına büyü ve sihir tarzı şeylere göre yön verdikleri ve büyücülere gitmeden önce sorunlarını başka şekillerde çözmeyi denemedikleri tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmaya katılanların tamamının büyücülerin kendilerinden maddi talepte bulunduğunu, büyük çoğunluğunun büyücülerden fayda gördüklerini ve büyücülere tekrar gitmeyi düşündüklerini belirttikleri görülmüştür.Öğe Operability-Oriented Configurations of the Soft Decision-Making Methods Proposed between 2013 and 2016 and Their Comparisons(Naim ÇAĞMAN, 2021) Enginoğlu, Serdar; Aydın, Tuğçe; Memiş, Samet; Arslan, BurakThe concept of fuzzy parameterized fuzzy soft matrices (fpfs-matrices) is a mathematical tool coming into prominence with its ability to model decision-making problems. Therefore, in the present study, we configure soft decision-making (SDM) methods having been constructed with soft sets, soft matrices, and their fuzzy hybrid versions and introduced between 2013 and 2016 to operate them in fpfs-matrices space faithfully to the original. We then analyse the decision-making performances of the configured methods herein by using five test cases containing totally ordered alternatives. Thus, we determine the methods producing a valid ranking order according to all the test cases and apply the determined methods to a performance-based value assignment (PVA) problem in which the filters are to be ranked in terms of their image denoising performances. Therefore, we compare the performance ranking of the filters by using the methods. Finally, we discuss the need for further research.Öğe GENÇ-YAŞLI KADINLARDA EGZERSİZİN FİZİKSEL UYGUNLUK VE FONKSİYONEL FİZİKSEL UYGUNLUK YAŞINA ETKİSİ(Ankara Üniversitesi, 2018) Şahin, Gülşah; Çoşkun, Ali; Apaydın, SerapBu araştırmanın amacı genç-yaşlı kadınlarda düzenli egzersizin fiziksel uygunluk ve fonksiyonel uygunluk yaşına etkisinin incelenmesidir. Araştırma günlük aktivite hizmeti veren Altın Yıllar Yaşam Merkezinde yürütülmüştür. Egzersiz programının yürütülmesi ve test uygulamaları için kurumdan resmi izin alınmıştır. Araştırmaya bu merkezden hizmet alan, sağlık sorunu ve kronik ağrısı olmayan, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız, desteğe ihtiyaç duymayan, gönüllü 65 yaş üzeri 27 kadın dahil edilmiştir. Egzersiz grubundaki kadınlar(n=13) nefes egzersizleri, postür egzersizleri, kas kuvveti, denge, esneklik, düşme egzersizlerini içeren haftada iki gün egzersiz programına alınmıştır. Kontrol grubundaki kadınlar (n=14) sadece el işi, boyama, satranç gibi diğer aktivitelere katılmışlardır. Fiziksel uygunluklarını ölçmek için Senior Fitness Test (SFT) kullanılmıştır. Fonksiyonel uygunluk yaşlarını hesaplamak için eşitlik kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 20.0 paket programında parametrik bağımsız değişken ortalamalarının karşılaştırılmasında t testi, parametrik olmayan ortalamaların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın başlangıcında; grupların çeviklik-dinamik denge, ve fonksiyonel uygunluk yaşları arasında fark vardı (p0,05). Altı ay sonrasında egzersiz grubunda; iki zaman arasında bacak kuvveti, kol kuvveti, çeviklik-dinamik denge, aerobik kapasite, fonksiyonel uygunluk yaşında anlamlı değişim görüldü (pÖğe Some Results on Soft Topological Notions(Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 2021) Aydın, Tuğçe; Enginoğlu, SerdarRecently, the generalizations of soft open sets have become a popular subject. These generalizations define based on the concepts of the soft interior and soft closure. Therefore, the properties related to these concepts play an essential role in propositions concerning the generalizations. To this end, we consider the soft interior and soft closure through the concept of the soft element, and thus we clarify the relationships between a soft topological space and its soft subspace topologies. Afterwards, we mention soft ?-open sets, soft ?-closed sets, and soft ?-T_0 space via soft elements. Finally, we discuss soft ?-separation axioms for further research.











