Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Türkiye’nin Jeomiras Değerleri Çalıştayı '25 Bildiri Özetleri Kitabı(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2025) Erginal, Ahmet Evren; Diker, Oğuz; Erginal, Ahmet Evren; Diker, Oğuz[No Abstract Available]Öğe Evaluation of Heavy Metal Levels in Mediterranean mussels from Dardanelles Strait Ports, Türkiye(Union of Scientists in Bulgaria - Plovdiv, 2024) Ilgar, Rüştü; Avcı, Selma Nur; Yavuz, SerkanThis study was carried out to determine the heavy metal accumulation levels in the Dardanelles, to evaluate the usability of mussels Mytilus galloprovincialis (Lamarck, 1819) as a bioindicator and to reveal the potential effects of this pollution on the aquatic ecosystem. A total of 125 samples were collected from various ports in Çanakkale Strait and the concentrations of As, Cd, Cu, Fe Hg, Pb and Zn were analysed using ICP-MS technique. The results showed that arsenic (As) levels reached dangerous levels at all stations and the highest concentration was observed at Lapseki station (1.4 mg/kg dry weight), while all other heavy metals (Cu, Cd, Hg, Pb, and Zn) were below the limit values. Health risk assessments were based on Estimated Daily Intake (EDI), Temporary Tolerable Daily Intake (PTDI) and Target Hazard Quotient (THQ) calculations. The results showed that the THQ value for arsenic exceeded 1, posing the highest health risk, the total HI value was 1.687, and the other metals posed negligible health risks. Statistical analyses revealed that there was no significant difference in heavy metal accumulation between stations, but there were significant differences among heavy metals. Mytilus galloprovin-cialis was evaluated as an effective bioindicator for monitoring marine pollution in Çanakkale Strait and it was concluded that arsenic levels in particular should be monitored regularly. © (2024), (Union of Scientists in Bulgaria - Plovdiv). All Rights Reserved.Öğe İCAT EDİLMİŞ BİR GELENEK Mİ, BİR FAKELORE ÖRNEĞİ Mİ? ÇANAKKALE KADINLARININ YENİ EĞLENCE BİÇİMİ “ŞALVAR GECESİ”(2024) Dinç, MustafaFolklorun başlıca malzemesi olan kültür ürünlerinin, disiplinin 19.yy’daki inşa sürecinden günümüze zaman zaman hızlı zaman zaman ise oldukça yavaş bir biçimde; türlü değişiklikler, dönüşümler, uyarlamalar, eksilmeler veya artışlar yaşayarak var olageldiği görülmektedir. Disiplinin başlangıçta odaklandığı temel alan olması nedeniyle genellikle kırsal yaşamla örtüştürülen geleneksel kültürel kodlar halk kavramına bakışın değişmesi; hızlı kentleşme, ulaşım ve iletişim olanaklarının gelişmesi gibi pek çok faktörün etkisiyle elbette ki zaman içerisinde çeşitli uyarlamalar veya yeni biçimlerle kent ortamına da taşınmış, böylelikle folklorik malzeme ağırlıklı olarak kırsal olan karakterinin yanında kentli bir karakter de kazanarak hemen tüm sosyal ortamlarda görünür hâle gelmiştir. Nitekim alan içerisinde kent ve kentli grupların folkloruna eğilen pek çok çalışmanın yapılıyor olması bunun önemli bir göstergesidir. Öte yandan folklorik malzemenin yeni ortamlarda farklı biçimlerde yaşatılıyor veya uyarlanıyor olması disiplin içerisinde “icat edilmiş gelenek” ve “fakelore” gibi kavramların tartışılmasına da zemin hazırlamıştır. Temelinde folklorik malzemenin canlılık, adaptasyon, kimlik inşa etme, aktarılabilirlik, ekonomik ve turistik etkinliklerde kullanılma gibi pek çok özellik ve işlevinin yer aldığı bu durum folklorun bugünkü seyrine yönelik önemli bir veri seti oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Çanakkale kırsalına mensup kadınlar içerisinde son iki-üç yılda yaygınlaşıp çevre illerde de örneklenmeye başlanan “Şalvar Gecesi” eğlencesini düzenleyen ve eğlenceye katılan katılımcılarla yapılan mülakatlar çerçevesinde eğlencenin, yapısal ve işlevsel özellikleri sunularak bu yeni eğlence akımı “icat edilmiş gelenek” ve “fakelore” kavramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Neticede kırsal kökenli kadın eğlencelerinden beslenmek suretiyle kent kültüründe hızla yaygınlaşan bu eğlence biçiminin folklor ürünlerinin temel işlevleriyle paralel biçimde psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve kültürel bağlamlı birtakım işlevleri yerine getirdiği tespit edilmiştir. Öte yandan eğlencenin, kent ortamında daha önce herhangi bir örneği bulunmamasına rağmen bir manifatura işletmesinin ilk kez uygulayıp, sosyal medya ortamlarının gücüyle hem kent genelinde hem de çevre illerde yaygınlaştırması ve daha farklı giyim-kuşam ve organizasyon firmalarının sahaya girerek önemli bir ekonomik-turistik-ticari alan oluşmasıyla “icat edilmiş gelenek” ve “fakelore” kavramlarıyla örtüştüğü sonucuna varılmıştır.Öğe Ortaokullarda Değişen Sınav Sistemiyle İlgili Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi(2025) Kana, Fatih; Geçgel, Hulusi; Yavşan, FurkanBu araştırmanın amacı ortaokullarda değişen sınav sistemiyle ilgili öğretmen görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada ortaokullardaki değişen sınav sistemini incelemek amacıyla nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye’nin batısındaki bir ortaokuldan araştırmaya katılmak isteyen Matematik, Fen Bilimleri, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesi için nitel veri analiz yöntemlerinden tümdengelimci yöntem kullanılmıştır. Bu araştırmada yarı yapılandırılmış gözlem formu kullanılarak öğretmenlere alt problem soruları sorulmuş ve yanıtlar alınmıştır. Geçerlik ve güvenirliği sağlamak amacıyla belirlenen problem soruları uzman görüşü alınarak düzenlenmiştir ve bir katılımcıyla pilot uygulama yapılarak soruların anlaşılırlığı ve araştırmaya uygunluğu sınanmıştır. Ayrıntılı bilgiler elde etmek için öğretmenlere açık uçlu sorular sorulmuştur. Katılımcıların verdiği yanıtlardan temalar oluşturularak veriler yorumlanmadan maddeleştirilmiştir. Öğretmenlerin ortaokullarda değişen yazılı sınav sistemini öğrenci gelişimi için faydalı buldukları ancak bu değişimin ön hazırlık yapılmadan çok hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesinin birtakım sorunlara neden olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir.Öğe KENTSEL MEKÂNLARIN FOLKLORİK İŞLEVLERİ: ÇANAKKALE ÖRNEĞİ(2024) Dinç, Mustafa; Yolcu, Mehmet Ali21.yüzyıl folklor çalışmaları, kent kültürüne de odaklanmakta ve özellikle Sanayi Devrimi sonrasında hareketlenerek günümüze evirilen modern şehir hayatının kültürel ve sosyal dinamiklerini de ele almak suretiyle kırsal temelli geleneksel anlayışa yeni perspektifler kazandırmaktadır. Kent folkloru adı verilen bu anlayışla homojen bir toplumsal yapı içermeyen kentlerde yaşayan sosyal hayat, gelenek-inanç-ritüel bileşenleri, kent kültürü ve bunların canlı tutulduğu mekânlar bir arada ele alınarak kentli kimliği oluşturan müşterek değerler yorumlanabilmektedir. Çanakkale’nin tarihsel gelişimi, göç hareketlilikleri ve farklı etnik grupların etkisiyle zengin bir kültürel dokuya sahip olduğu ön kabulüyle ele alınan bu çalışma, Çanakkale kentinde kentsel mekânların folklorik işlevlerini ayrıntılı bir şekilde incelemektedir. Çanakkale’deki caddeler, meydanlar, tarihi yapılar ve diğer kentsel mekânlar, kent halkı için birer kültürel hafıza deposu işlevi görmektedir. Bu mekânlar, sadece fiziksel varlıklarıyla değil, aynı zamanda barındırdıkları hikâyeler, anılar ve sosyal etkileşimlerle de kentin kolektif belleğinin korunmasına katkıda bulunur. Çalışma, özellikle Çanakkale'nin belirli mekânlarının halkın günlük yaşamındaki folklorik anlamlarını ve bu mekânların “hafıza mekânları” olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu mekânlar, sosyal ve kültürel anlamları ile kent halkı için bir aidiyet duygusu yaratmakta ve bu anlamlar üzerinden kent kültürünün devamlılığı sağlanmaktadır. Kentsel mekânlar hem toplumsal aidiyeti güçlendiren hem de geçmiş ile günümüz arasında bir köprü kuran önemli bir rol üstlenmektedir. Çalışmada, Çanakkale özelinde kent mekânları üzerinden kentsel folklorun işlevleri analiz edilerek, bu işlevlerin modern iletişim araçları ve kentsel dönüşüm süreçleri üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Bu analiz, kentin kültürel kimliğinin nasıl şekillendiğine dair ipuçları sunmakla birlikte kent folkloru ve kentsel mekânlar konusunda daha sonraki çalışmalara da örneklik etmeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda Çanakkale’deki rekreasyon alanları, kafeler ve parklar gibi eğlence mekânları, kentin sosyal dinamiklerine katkıda bulunurken aynı zamanda bireylerin sosyalleşme ve toplumsal aidiyet duygularını pekiştirmektedir. Kentin eğitim ve gelenek aktarımı işlevine yönelik olarak ise müzeler, kitapçılar ve tarihi alanlar öne çıkmakta; bu alanlar, kent kültürünü gelecek kuşaklara aktarmada önemli bir rol oynamaktadır. Toplumsal kurumlar ve törenlere destek veren mekânlar bağlamında ise Cumhuriyet Meydanı ve İskele Meydanı gibi açık alanlar ön plana çıkmaktayken kentin ekonomik işlevli mekânlarını kentin ticaret ve hizmet faaliyetlerinin merkezi olan Çarşı Caddesi, Cuma Pazarı, Köprübaşı, Demircioğlu Caddesi gibi alanların oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kentteki meydanların ve parkların, protesto gösterileri gibi toplumsal hareketlerin de sahnelendiği alanlar olarak belirdiği ortaya çıkmıştır.Öğe Yûsuf-ı Meddâh’ın Dâstân-ı İblîs Adlı Mesnevisi(İstanbul University Press, 2023) Kolbaş, OzanYûsuf-ı Meddâh, on dördüncü yüzyılda yaşamış, kaleme aldığı veya anlattığı eserlerle edebî Türkçenin gelişmesine katkı sağlamıştır. Hayatı hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Varka ve Gülşâh, Maktel-i Hüseyn, Yûsuf u Züleyhâ, Dâstân-ı Kâdî vü Oğrı, Hikâyet-i Kız u Cühûd ve Dâstân-ı Vercihân-ı Fânûs Der-Hikâyet-i Tâkyanûs adlı eserleri ile Hz. Ali’nin kahramanlık maceralarını anlattığı manzum hikâyeleri vardır. Eserlerinden biri de mesnevi nazım şekliyle yazılmış, Hz. Muhammed ile İblis arasındaki diyaloğu konu alan Dâstân-ı İblîs’tir. İblis eser boyunca, Hz. Muhammed’in sorduğu dinî ve ahlakî sorulara çeşitli cevaplar verir. Eser hakkında ilk çalışma İsmail Hikmet Ertaylan tarafından yapılmış, Ertaylan, kaleme aldığı makalesinde eseri tanıtarak konusunun kısa bir özetini vermekle yetinmiş, bahsettiği nüshanın nerede olduğunu ise belirtmemiştir. Eserin nüshası şimdiye kadar ele geçmediği için metni yayımlanmamıştır. Eser hakkında çalışmalar yapan bir diğer araştırmacı ise Metin Akar’dır. Akar, kaleme aldığı üç ayrı makalede metinde anlatılan hikâyenin kökenini incelemiştir. Eserin şimdiye kadar varlığından haberdar olunmayan bir diğer el yazması nüshası Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Dârü’l-Mesnevî Koleksiyonu, 9/3 numarada kayıtlıdır. Bu makalede; Dâstân-ı İblîs hakkında daha önce yapılan çalışmalar değerlendirilmiş, eserin konusu ve kaynakları incelenmiş, kısa özeti verilmiş ve edebî değeri tahlil edilmiştir. Dâstân-ı İblîs’in tam metni, aynı konuyu ele alan mensur tercümeyle mukayese edilerek metin tenkidi yöntemiyle ilk kez burada yayımlanmaktadır.Öğe “Meclis-i Yârân-ı Safâ”: Bekâyî’nin Mükeyyifat Münazarası(Selcuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 2024) Kolbaş, Ozan; Güneş, MuratKlasik Türk edebiyatı tarihinde münazara türünde pek çok eser kaleme alınmıştır. Mükeyyifat maddelerinin münazır olarak seçildiği eserler ise daha azdır. Manzum ve mensur örnekleri bulunan bu türden eserlerin bazılarının kimin tarafından yazıldığı bilinirken bazılarının yazarı meçhuldür. Bahsedilen türde münazaralardan biri de biyografisi hakkında herhangi bir kesin bilgiye ulaşılamayan Bekâyî mahlaslı müellif tarafından yazılmıştır. Bekâyî’nin mükeyyifat maddelerini münazır seçtiği bu eserde, ana konunun işlendiği bölümler mensur olarak kaleme alınmıştır. Eser içerisinde çeşitli nazım şekilleriyle yazılmış çok sayıda manzum parça da bulunmaktadır. Daha önce yapılan muhtelif çalışmalarda münazara metninin kayıtlı olduğu el yazmaları tespit edilmişse de tenkitli metninin ortaya konulduğu ve eserin, hazırlanan metinden hareketle incelendiği herhangi bir çalışma yoktur. Bu çalışmada, öncelikle, Türk edebiyatı tarihinde Bekâyî mahlasını kullandığı bilinen müelliflere dair bilgiler verilmiş ve metnin kime ait olabileceği üzerinde durulmuştur. Münazara metni, söz varlığı ve içerik yönünden incelenmiş ve eserin tenkitli metni hazırlanmıştır. Bekâyî’nin eseri, mükeyyifat maddelerinin konuşturulduğu Türkçe münazaraların bir örneği olmakla birlikte, özellikle Türkçe söz varlığı yönünden de nitelikli bir eserdir.Öğe Application of spectral analysis to determine geothermal anomalies in the Tuzla region, NW Turkey(Springer Heidelberg, 2019) Erenoğlu, Ramazan Cüneyt; Arslan, Niyazi; Erenoğlu, Oya; Arslan, EnisWe used remote sensing data from the Advanced Spaceborne Thermal Emission and Reflection Radiometer (ASTER) satellite to identify the mineral properties and geothermal anomalies related to hot springs in the Tuzla area, including the fault system with NW-SE trend, which is located southwest of Canakkale, NW Turkey. In the study area, the lithological units of the Tuzla geothermal field and the surrounding area consist of Miocene volcanic (trachyandesite, trachyte, and ignimbrites) and Pliocene sedimentary (conglomerate, sandstone, and mudstone) rocks with siliceous, argillaceous, and ferrous alteration linked to the geothermal fluid. ASTER visible/near-infrared (VNIR), short-wave infrared (SWIR), and TIR bands were analyzed by different approaches in order to highlight hot springs in the study area. From these approaches, band ratios were constructed from ASTER VNIR, SWIR, and TIR bands for obtaining geological properties of the region. The geothermal areas were defined by the minimum noise fraction (MNF) and principal component analysis (PCA) methods that was extracted from 5 thermal infrared (TIR) bands as well. Land surface temperatures (LST) support the results from MNF and PCA that were estimated for 5 TIR bands using the inversion of Planck function method. Four days of data including daytime and nighttime satellite images from ASTER were used for the analysis. The used procedure displayed a good match with the ground reality based on field observations in the Tuzla Region.Öğe Potentially Toxic Element-Induced Ecological Risk Assessment of Kilitbahir Port, canakkale, Turkiye(Tmmob Jeoloji Mühendisleri Odası, 2023) Oran, Uğur; Erginal, Ahmet EvrenThis study discusses the results of ecological risk analysis of sediments taken from Kilitbahir Port, one of the most active ports along the canakkale Strait (Dardanelles). ICP-MS analyses of the collected samples revealed moderate enrichment in Mo, Cu, and Zn in relation to anthropogenic activities in the studied sediments. The compatibility of the geoaccumulation and enrichment factor data indicates that the pollution is anthropogenic. No significant toxic risk was detected, although Mo is the most enriched potentially toxic element. The ecological risk determined in terms of Hg and Cd is likely to be related to oil and fuel leaks caused by marine vessels passing to/from the Kilitbahir port and road traffic moving over the study area.Öğe Turkish Teachers' Awareness About Dyslexia and The Problems Experienced By Students With Dyslexia in Turkish Education(Hacettepe Üniversitesi, 2023) Kana, Fatih; Geçgel, Hulusi; Bayraktar, PınarThe aim of the study is Turkish teachers' awareness of dyslexia and the difficulties experienced by dyslexic students in teaching Turkish. The study was carried out with the phenomenology pattern, which is one of the qualitative research methods. In the study, the opinions of 9 Turkish teachers who worked in public and private schools affiliated with the Ministry of National Education and who encountered students with dyslexia were taken. The analysis of the data collected using the semi-structured teacher interview form was carried out using the descriptive analysis approach used in the analysis of qualitative data. In order to ensure the validity and reliability of the study, an interview form was created, and the opinion of a doctor's lecturer and a teacher who has received training on dyslexia was sought. The data obtained through the Semi Dec Structured Teacher Interview Form were evaluated by another expert besides the researcher and a great deal of similarity was observed between the comments of the two evaluators. Turkish teachers' awareness of dyslexia is low according to the results of the study, and it is understood that Turkish teachers do not consider themselves fully adequate for the education of students with dyslexia. In addition, students with dyslexia have problems in reading, writing, speaking, and listening in Turkish language teaching. Many problems students with dyslexia will experience in the academic field also negatively affect their social life and future lives. Teachers also have a great influence on the ability of dyslexic students to be diagnosed early, reducing and eliminating problems that students will experience.Öğe Biga Yarımadasında Jeodeğerler ve Jeoturizm Potansiyeli(TMMOB Jeoloji Muhendisleri Odasi, 2018) Çalık, Ayten; Kapan, Sevinç; Erenoğlu, Ramazan Cüneyt; Erenoğlu, Oya; Yaşar, Cumali; Ulugergerli, Emin UğurIt is summarized what needs to be done and to be able to utilise three structurally different geological formations within the Canakkale province as geo-parks or geovalue that can attract geologically important and interestingtosocieties. As examples, hot water springs of Tuzla geothermalarea, ancient granite columns of Kestanbolu-Yahya Cavusvillage and opal pit of Yenice village are taken as examples. It is also emphasized that besides the areas highlighted, all other possible areas have their own specific conditions and that ignoring these conditions may cause permanent damages to the area. Earth science museum are also important institutions that will contribute to the discovery and introduction of these fields. As a way of preserving areas that are both scientific and tourist attraction, we have also listed our views on the importance of opening up and exploring to public and the negativity of this activity. According to the first results, while the Tuzla Geothermal field could be used with a few simple arrangements but Kestanbol and Yahya Cavus villages could not be used for the purpose of geotourism with its current state of the fields.Öğe Environmental impact of potentially toxic elements accumulated in surface sediments of the Erikli Lagoon, Black Sea coast (Turkiye)(Walter De Gruyter Gmbh, 2024) Kükrer, Serkan; Uludağ, Musa; Erginal, Gülsen; Erginal, Ahmet EvrenThis study aims to (a) determine the concentration and distribution of elements in the surface sediments of the Erikli Lagoon, which are under natural and anthropogenic pressure, (b) determine possible effects on the environment using ecological indices, and (c) reveal possible sources. Multiple elements, total organic carbon and chlorophyll degradation products were analyzed in sediment samples. Enrichment factor (EF), contamination factor (CF), and geoaccumulation index (Igeo) were calculated to determine the sources of the elements. Modified hazard quotient (mHQ), ecological contamination index (ECI), contamination severity index (CSI) and potential ecological risk index (PERI) were calculated to determine ecological risks. It was found that Mn, Hg, As, Fe and Cd entering the lake are of anthropogenic origin. These elements pose a low to moderate ecological threat to the lake. Agricultural and domestic discharges and atmospheric deposition are the main sources of these elements. A moderate ecological risk with an average value of 194.89 was determined in the lagoon based on PERI and contamination levels of metals. The elements that pose this risk are Hg and Cd, due to their high toxicity. According to ECI and CSI, the ecological risk is low, with average values of 0.99 and 0.30, respectively.Öğe An UAS-assisted multi-sensor approach for 3D modeling and reconstruction of cultural heritage site(Elsevier France-Editions Scientifiques Medicales Elsevier, 2017) Erenoğlu, Ramazan Cüneyt; Akçay, Özgün; Erenoğlu, OyaUnmanned Aerial System (UAS) has been widely used to produce highly-precise orthomosaics, Digital Surface Models (DSMs), Digital Terrain Models (DTMs) and 3D models in many applications. UAS is also utilized to document cultural heritage sites using low-cost photogrammetric approach. Particularly, possibility of multi-sensor acquisition provides substantial information about both geometric features and material classification. In this study, a novel methodology using multi-sensor data acquisition is proposed in order to extract and to distinguish material features from UAS-based photogrammetry for the cultural heritages. Sensors which are able to collect visible, thermal and infrared radiations of the electromagnetic spectrum were employed to produce 3D model information of Assus Ancient Theater located in Behramkale Village, Canakkale, Turkey. The results showed that the accuracies of the 3D models were obtained as +/- 2-3 cm, +/- 10-15 cm and +/- 5-7 cm for the digital, thermal and multi-spectral camera systems, respectively. Beside the given high-accurate geometric model, the classification outcomes as a result of the spectral analysis revealed material features in an affordable and efficient way. (C) 2017 Elsevier Masson SAS. All rights reserved.Öğe Accuracy Assessment of Low Cost UAV Based City Modelling for Urban Planning(Univ Osijek, Tech Fac, 2018) Erenoğlu, Ramazan Cüneyt; Erenoğlu, Oya; Arslan, NiyaziThis paper presents an Unmanned Aerial Vehicles (UAV) based 3D city modelling approach to be used in managing and planning urban areas. While the urban growth is rapidly increasing in many places of the world, the conventional techniques do not respond to the changing environment simultaneously. For effective planning, high-resolution remote sensing is a tool for the production of 3D digital city models. In this study, it is aimed at designing the remote sensing by UAV through urban terrain. Using all the information produced from UAV imagery, high-accurate 3D city models are obtained. The analysis of XYZ data of the derived from 3D model using UAV photogrammetry revealed similar products as the terrestrial surveys which are commonly used for the last development plans and city maps. The experimental results show the effectiveness of the UAV-based 3D city modelling. The assessed accuracy of the UAV photogrammetry proved that urban planners can use it as the main tool of data collection for boundary mapping, changes monitoring and topographical surveying instead of GPS/GNSS surveying.Öğe Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenlerin İletişim Stratejilerini Kullanma Düzeylerinin Konuşma Kaygısına Etkisi(İstanbul Aydın Üniversitesi, 2024) Sönmez, Ezgi Nursemin; Özden, MehtapBu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin iletişim stratejilerini kullanma düzeylerinin konuşma kaygılarına etkisini incelemektir. Bu bağlamda araştırmada verilerin toplanıp ve değerlendirmesi sürecinde nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli üniversitelerin Türkçe Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde (TÖMER) öğrenim gören B1, B2 ve C1 düzeylerindeki toplam 245 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Türkçe öğrenenlerin iletişim stratejilerini belirlemek amacıyla Yazıcı’nın (2018) Oral Communication Strategy Inventory (OCSI) (Sözlü İletişim Strateji Envanteri) Strategies for Coping With Speaking Problems- Konuşma Problemleriyle Başa Çıkma Stratejileri adlı ölçeği ile Türkçe öğrenenlerin konuşma kaygılarını belirlemek amacıyla Melanlıoğlu ve Demir (2013) ‘’Türkçe Öğrenen Yabancılar İçin Konuşma Kaygısı Ölçeği’’ kullanılmıştır. Veri setinde normal dağılım görüldüğünden verilerin analizi parametrik testler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda Türkçe öğrenenlerin konuşma problemleriyle başa çıkma stratejilerini kullanma düzeyleri ve konuşma kaygısı düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelenirken t-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Türkçe öğrenenlerin konuşma problemleriyle başa çıkma stratejilerini kullanma düzeyleri ve konuşma kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için Pearson korelasyon analizi, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin konuşma problemleriyle başa çıkma stratejilerini kullanma düzeylerinin ve konuşma kaygısı düzeylerini yordama durumunu belirlemek için de çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin iletişim stratejilerini kullanma düzeyleri ile konuşma kaygıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.Öğe Celâliliğin Türkmen Cephesi: 17. Yüzyıl Anadolu kırsalında Türkmen voyvodası ve Türkmen(2012) Usta, OnurKonar-göçer Türkmen aşiretleri Osmanlı Anadolu’su kırsal toplumunun dinamik ve hareketli unsurlarıydı. Osmanlı yönetimi Türkmen voyvodası aracılığıyla bu toplulukları kontrol edip onlardan etkin bir şekilde yararlanmaya çalıştı. Türkmen voyvodalığı, büyük mücadelelere konu olan, özellikle 17. yüzyılın rağbet gören mansıplarından birisiydi. Öte yandan, bu yüzyılda kimi durumlarda Türkmen voyvodalığı ile Celâli reisliğinin aynı bünyede vücut bulduğu görülmektedir. Bu minvalde Celâlilik Türkmen voyvodalığı üzerinden Anadolu kırsalını etkisi altına almaktaydı. Türkmenler ile Türkmen voyvodası arasındaki ilişki ise genellikle ikircikliydi. Türkmenler, çoğu kez, voyvodalarının tahakkümünden mağdur olsalar da pek çok durumda Abaza Hasan Paşa gibi Celâli Türkmen voyvodalarına askeri destek vermekten geri kalmıyorlardı. Zira Türkmenler Celâli çetelerinin ana insan kaynağıydılar.Öğe Halkevlerinin Yayın Faaliyetleri: Van Tarihine Medhal Birinci Sardur’un Kitabeleri Örneği(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 2023) Şahin, Güneş; Demirel, ŞengülÇalışmadaki amaç, ülke çapında 1932’de açılan halkevlerinin yayın faaliyetleri üzerinden, Van Halkevi’nin tek yayını olarak tespit edebildiğimiz, halk dershaneleri komitesi başkanı ve aynı zamanda Maarif Müdürü olan Mustafa Noyan tarafından kaleme alınan Van Tarihine Medhal Birinci Sardur’un Kitabeleri isimli eserini analiz etmek ve erken dönem Cumhuriyet arkeolojisine katkılarını değerlendirmektir. Halkevleri açıldıktan sonra fiziki şartları el verdiği müddetçe şube kolları ile çalışmalar yürütmüştür. Dil-edebiyat ve tarih şubesi ile kitapsaray ve yayın şubesi bünyesinde açıldığı halkevinde yayın faaliyetlerinden sorumlu olmuştur. Kemalist ideolojinin halk nezdinde yayılması ve devrim mantığının anlaşılması için halkevleri yayınladıkları gazete, dergi, kitap, broşürlerle kendi etkinlik alanlarını yaratmışlardır. Özellikle cumhuriyet rejiminin idealize ettiği aynı ülkü etrafında toplanmış ve kaynaşmış bir toplum oluşturulması noktasında çalışmalar yürüten şubeler tarih, edebiyat, folklor, halk bilimi konularında eserler ortaya çıkarmıştır. Söz konusu eserlerde temel prensip millî değerlerin ve kültürün genç nesillere öğretilmesidir. Bu süreç de şüphesiz, okuma-yazma etkinliği ile anlaşılabilecek ve aktarılacaktır. Çalışmada, ülke genelindeki halkevlerinin yayın faaliyetleri ile ne amaçladığını izah etmeye çalışmakla birlikte, 1940’lı yılların başında Van Kalesi/Urartular ile ilgili yüksek bir bilinç seviyesine ve çalışma azmine sahip Mustafa Noyan’ın söz konusu eserini akademik olarak incelemek hedeflenmektedir.Öğe Sentinel Görüntüleri Kullanılarak Heyelanların Modellenmesi: 2020 Gjerdrum (Norveç) Heyelanı Örneği(Jeomorfoloji Derneği, 2023) Bitek, Deniz; Erenoğlu, Ramazan Cüneyt; Erenoğlu, OyaHeyelan veya zemin çökmesi, bir yamacı oluşturan kaya, toprak veya zemin kütlesinin kayan malzemenin özellikleri, boyutu ve kayma hızına göre çok farklı ölçek, model ve morfolojide gelişen bir doğa olayıdır. Bu çalışmada, 30.12.2020 tarihinde Norveç’in Gjerdrum kentinin Ask kasabasında meydana gelen heyelan sonucunda bölgede yüzey çökmesi biçiminde oluşan jeomorfolojik etkiyi modellemenin yanı sıra toprak kitlesindeki değişimin analizi gerçekleştirmiştir. Bu amaçla, Avrupa Birliği Copernicus programının Açık Erişim Merkezi Sentinel-1 uydu görüntüleri kullanılmıştır. Heyelanın meydana geldiği tarihinden önce ve sonra farklı tarihlerindeki uydu görüntüleri üzerinden çalışma gerçekleştirilmiştir. Farklı tarihte elde edilen aynı alan üzerindeki aynı geometriye sahip ve sensör modu IW olan uydu görüntüleri Sentinel-1’den indirilmiş ve Sentinel Uygulama Platform (SNAP) yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Yazılımdan oluşturulan DInSAR verileri de kullanılarak çökme analiz sonuçları elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, özellikle bölgede önceki yıllarda yer alan akarsu yataklarında değişimler ve bu özelliklere bağlı olarak değişen morfolojik özellikler ile bölgede 2000li yıllardan bu yana yaşanan eğim değişiklikleri heyelanı oluşturan sebepler olarak öne çıkmaktadır. Yapılan çalışma neticesinde elde edilen sonuçlar ile meydana gelen toprak kayması miktarının örtüştüğü açıktır. İnterferometrik Geniş Alan (IW) modunun kullanılabilirliği ile Sentinel 1, interferometrik sentetik açıklıklı radar (InSAR) tekniklerini kullanarak yüzey çökmesini izleme yeteneğine sahip olduğu ortaya çıkarılmıştır.Öğe Türkçe Öğretmeni Adaylarının Dijital Bağımlılık Düzeylerinin Farklı Değişkenler Açısından İncelenmesi(Bayburt Üniversitesi, 2023) Kana, Fatih; Geçgel, Hulusi; Öncü, BegümBu araştırmada Türkçe öğretmen adaylarının dijital bağımlılık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Türkiye’nin batısındaki bir devlet üniversitesinde öğrenimine devam eden 98 Türkçe öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Kesici ve Tunç (2018) tarafından üniversite öğrencilerine yönelik olarak geliştirilen, geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan “Dijital Bağımlılık Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS 21.0 programı vasıtasıyla tanımlayıcı istatistik analizi, t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda Türkçe öğretmen adaylarının dijital bağımlılıklarının orta düzeyde olduğu, dijital bağımlılık düzeylerinin yaşa ve günlük sosyal medya kullanım süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği; cinsiyete, sınıf düzeyine, not ortalamasına, yaşamın büyük çoğunluğunun geçirildiği yere, sahip olunan dijital araçlara ve günlük internet kullanım süresine göre ise anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Öğe TÜRK VATANDAŞI KİMLİĞİNİN OLUŞUMUNDA HALKEVLERİNİN ROLÜ: DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU ÖRNEKLERİ(2023) Şahin, GüneşÇalışmada Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da halkevlerinin kurulması ile, halkevlerinin bölgede Türk kimliğini inşa sürecine etkileri değerlendirilmektedir. Halkevlerinin Kemalist ideolojinin birer temsil aracı olduğu düşünüldüğünde, demografik olarak türdeş bir yapı sergilemeyen coğrafyada “Türk vatandaş kimliğinin” oluşturulma çabası temel tartışma noktasıdır. Halkevlerinin tüm vatandaşları kucaklayıcı ve bütünleştirici ideali modernleşmenin özüne uygun bir biçimde yurt çapında sürdürülmüştür. Bu süreç, söz konusu bölgede yurdun diğer bölgelerinden biraz daha farklı ilerlemiştir. Bunun nedeni hem coğrafyanın merkeze uzaklığı hem de bölge halkının sahip olduğu farklı etnik ve kültürel özelliklerdir. Ulus-devletin resmi kimliğini kalıcı olarak hissetmek istediği bölgede bu süreç çok da kolay olmamıştır. Çalışmada söz konusu zorlayıcı etkilerin tespitinde, halkevlerinin faaliyetleri ile ilgili CHP umumi müfettişlik raporları oldukça yön gösterici olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki halkevlerinin seçiminde şubelerin faaliyetleri göz önünde bulundurulmuştur. Cumhuriyet değerlerinin bir yaşam biçimine dönüşmesine aracılık eden halkevleri, bölge halkına özellikle Türkçe öğretme konusunda ısrarcı bir çaba harcamıştır. Erken cumhuriyet döneminde nüfusun çoğunluğunun Türkçe okuma-yazma bilmediği bölgede, halkevleri ve halkodalarının en önemli sorumluluğu milli bir kültür oluşturarak halka devrim şuurunu anlatmak olmuştur. Birbirini anlayan, seven ve aynı ideale bağlı kaynaşmış bir kütle halinde tasarlanan vatandaş tipolojisi, aynı zamanda Türk vatandaşı kimliği anlatısının da en belirleyici yönü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu’da açılan halkevleri, vatandaşlara Türk kimliği üzerinden bir aidiyet duygusu oluşturulmasında aracı görevi üstlenmişlerdir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »











