Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Yener, Mustafa Levent" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    ANLAMCA KALIPLAŞMIŞ BİRLEŞİK EYLEMLER E YAPISALCI BİR BAKIŞ
    (2015) Yener, Mustafa Levent
    Türkçe söz dizimi çalışmalarında sözcük öbekleri ve bunların sınıflandırılması konusunda değişik görüşler bulunmaktadır. Yapılan sınıflandırmalarda uygulanan ölçütler değişmekle birlikte hemen hemen bütün araştırmacıların yapısal ve anlamsal ölçütleri bir arada kullandıkları görülmektedir. Aynı durum, sözcük öbeklerinin bir alt sınıfı olan birleşik eylemlerin sınıflandırılmasında ortaya çıkar. Anlamca kalıplaşmış- deyimleşmiş birleşik eylemler olarak adlandırılan grup özellikle tümce söz dizimi üzerine yapılan çalışmalarda araştırmacıları olduğu kadar öğrenenleri ve öğretenleri de zor durumda bırakmaktadır. Bu birleşik yapıların anlamca genelleşmiş ve temel anlamlarından uzaklaşmış bir şekilde tek bir kavramı karşılıyor olmaları onların tümcede tek bir sözcük gibi yüklem görevine girmelerini gerektirir mi? Bunların anlamlarının kalıplaşması kişiden kişiye değişmez hâle gelmesi- yapılarının da donduğu anlamına mı gelir? Yoksa yapı zaten donuk bir unsurdur ve sözcüklerin anlamsal hareketliliği mi bu tip birleşik eylemlerin oluşmasına neden olmaktadır? Yapısal incelemelerde anlamsal özellikleri ölçüt almak ne kadar doğrudur? Bu tip birleşik eylemlerin anlamlarının deyim başlığı altında anlambilimin konusu olarak işlenmesi ve söz diziminde bunların yapılarının incelenmesi sorunlarımızı çözer mi? Anlam, yapıyı belirleyen bir neden midir; yoksa sonuç mu? Çalışmamızda bu sorular yanıtlanmaya çalışılacak ve bu konuya yapısal bir yaklaşım sergilenecektir.
  • [ X ]
    Öğe
    “ANLAMCA KALIPLAŞMIŞ BİRLEŞİK EYLEMLER”E YAPISALCI BİR BAKIŞ
    (Avrasya Yazarlar Birliği, 2015) Yener, Mustafa Levent
    Türkçe söz dizimi çalışmalarında sözcük öbekleri ve bunların sınıflandırılması konusunda değişik görüşler bulunmaktadır. Yapılan sınıflandırmalarda uygulanan ölçütler değişmekle birlikte hemen hemen bütün araştırmacıların yapısal ve anlamsal ölçütleri bir arada kullandıkları görülmektedir. Aynı durum, sözcük öbeklerinin bir alt sınıfı olan birleşik eylemlerin sınıflandırılmasında ortaya çıkar. “Anlamca kalıplaşmışdeyimleşmiş birleşik eylemler” olarak adlandırılan grup özellikle tümce söz dizimi üzerine yapılan çalışmalarda araştırmacıları olduğu kadar öğrenenleri ve öğretenleri de zor durumda bırakmaktadır. Bu birleşik yapıların anlamca genelleşmiş ve temel anlamlarından uzaklaşmış bir şekilde tek bir kavramı karşılıyor olmaları onların tümcede tek bir sözcük gibi yüklem görevine girmelerini gerektirir mi? Bunların anlamlarının kalıplaşması –kişiden kişiye değişmez hâle gelmesi- yapılarının da donduğu anlamına mı gelir? Yoksa yapı zaten donuk bir unsurdur ve sözcüklerin anlamsal hareketliliği mi bu tip “birleşik eylemlerin” oluşmasına neden olmaktadır? Yapısal incelemelerde anlamsal özellikleri ölçüt almak ne kadar doğrudur? Bu tip birleşik eylemlerin anlamlarının deyim başlığı altında anlambilimin konusu olarak işlenmesi ve söz diziminde bunların yapılarının incelenmesi sorunlarımızı çözer mi? Anlam, yapıyı belirleyen bir neden midir; yoksa sonuç mu? Çalışmamızda bu sorular yanıtlanmaya çalışılacak ve bu konuya yapısal bir yaklaşım sergilenecektir.
  • [ X ]
    Öğe
    Çuvaşça Varak / ORtak Türkçe özek sözcüğü üzerine
    (2014) Yener, Mustafa Levent
    Çağdaş Türk dillerinde vadi, dar geçit anlamlarında kullanılan özen ve özek olmak üzere iki sözcük bulunur. Özen sözcüğü yaygın olsa da Anadolu ağızlarıyla Hakas, Türkmen, Yakut ve Yeni Uygur Türkçelerinde özek sözcüğü de aynı anlamda kullanılmaktadır. Özen ve özek sözcükleri Çuvaş Türkçesinde de vasan ve varak biçimlerinde bulunur. Bir l/r dili olarak Çuvaş Türkçesinde sözcüğün biçimi varak olmalıdır, vasan biçimi başka bir Türk dilinden ödünçlenmiş olabilir. Çuvaş Türkçesindeki varak sözcüğü var ad kökünden +AK küçültme ekiyle türetilmiştir.
  • [ X ]
    Öğe
    Karahanlı Türkçesinde Somut Adlardan Soyut Eylemler Türeten Ekler
    (2023) Akgün, Ayşe Nur; Yener, Mustafa Levent
    Karahanlı Türkçesiyle ilgili yapılan gramer çalışmalarında, dil bilimi açısından önemli bir nokta da yapım eklerinin sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırma, Karahanlı Türkçesinde türetilen eylemlerin özelliklerini belirlemek ve dilin yapısını daha iyi anlamak için büyük bir öneme sahiptir. Karahanlı Türkçesi ile ilgili dil bilgisi çalışmalarında addan eylem yapım eklerinin sınıflandırılması için çeşitli ölçütler kullanılmaktadır. Literatürdeki gramer çalışmalarında başvurulan ölçüt, türetilen eylemlerin geçişli-geçişsiz olmaları, ekin eklendiği ad kökünün hece sayısına göre tercihi, olma ya da yapma eylemleri türettiği, eklendiği eylemlerin çatıları üzerine odaklanmaktadır. Yapmış olduğumuz çalışma ile addan eylem yapım eklerine farklı bir açıdan yaklaşarak ekin sözcüğün işaret ettiği kavramda, meydana getirdiği somut ve soyut değişiklikleri incelemeyi amaçlamaktayız. Bu şekilde, ekler üzerinde tekdüze sınıflandırmaya yeni bir bakış açısı sunulmakta ve şekil bilgisi ile anlam bilgisi arasında bir köprü kurulmaya çalışılmaktadır. Çalışmamızda Karahanlı Türkçesinde kullanılan addan eylem yapım eklerini saptamak için “Dîvânu Lugâti't- Türk, Kutadgu Bilig, Atabetü’l-Hakâyık ve Kur’an Tercümesi” temel kaynaklar olarak alınmıştır ve eserler üzerinde yapılan detaylı bir inceleme ile addan eylem yapım ekleri kullanılarak türetilmiş sözcükler tespit edilmiştir. Suat Ünlü’nün “Karahanlı Türkçesi Sözlüğü”nden, ad ve eylemlerin anlamlarının açıklanabilmesi adına faydalanılmıştır. Tespit edilen sözcükler, ad kökleri ve eylem gövdeleri üzerinden değerlendirilmiş ve ad kökü ile türetilen yeni eylem gövdelerinin somut-soyut ilişkisi incelenmiştir. İncelenen ekler tablolar halinde sunulmuş ve sayısal veriler ile ifade edilmiştir. Elde edilen sayısal veriler ışığında addan eylem yapım eklerinin somut ve soyut tercihleri istatistiksel olarak incelenmeye çalışılmıştır.
  • [ X ]
    Öğe
    Türkçede Ek Eylemin İşlevi: Ad Tümcelerini Yeniden Düşünmek
    (2018) Yener, Mustafa Levent
    Türkçede, tümcelerin sınıflandırılması konusunda kullanılan ölçütlerden biri de yüklemdekisözcüğün türüdür. Sözcük türleri ise morfolojik, dizimsel ya da semantik ölçütler uygulanarak değişiksınıflandırmalara tabi tutulabilir; ancak üçünde de özellikle Türkçe için kesin olan ad ve eylem ayrımıbulunur. Bu iki temel sınıf açısından bakıldığında tümcenin ad tümcesi ve eylem tümcesi olaraksınıflandırılması doğru görünür; ancak yüklemin iş, oluş ya da durum bildiren bir sözcük olmasınedeniyle ad olması mümkün müdür? Ek eylem, cevheri fiil, kopula, ana yardımcı eylem gibiterimlerle anılan er-(> +i-) eyleminin işlevine dikkat etmenin ve tekrar yorumlamanın sorunu başkabir şekilde açıklamaya olanak tanıyacağı açıktır. Eğer +i- bir ek olarak kabul edilirse bir addan eylemyapma eki gibi işlediği iddia edilebilir; ancak geleneksel kanımız yapım eklerinin eklendiği sözcüğüntemel anlamını değiştirdiği yönünde olduğundan yapım eki tanımımızı gözden geçirmek zorundakalabiliriz. Yine geleneksel kabule dayanarak bir ek olduğu halde, +i- biçim birimini ek eylem/yardımcı eylem olarak kabul edersek adlara uladığımız et-, kıl-, ol- gibi yardımcı eylemlerle kurupbirleşik eylem olarak değerlendirdiğimiz sözcüklerin yüklem olduğu tümceleri eylem tümcesi; ekeylemle kurulanlara ad tümcesi demek de bir çelişki doğurmaktadır. İster ek ister yardımcı eylemolarak değerlendirilsin söz konusu biçim birimin bir adı eylemleştirdiği ve söz diziminde yüklemgörevine soktuğu düşünülürse Türkçede bir ad tümcesinden söz etmek doğru olmayacaktır.
  • [ X ]
    Öğe
    TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE DOLAYLAMALAR ÜZERİNE BİR DENEME
    (Social Sciences University of Ankara, 2024) Yener, Mustafa Levent
    Bir dilin zenginliği onun adlandırma ve kavramlaştırma gücünde yatar. Söz varlığının beslenmesi ve gelişmesi, dilin ifade gücü kazanması sözlüğe katılacak yeni sözcüklerle mümkün olur. Adlandırma ve kavramlaştırma dendiğinde akla ilk gelen sözcüktür ancak sözcük tanım ve kapsamı açısından geniş bir terimdir. Bir adlandırma yapmak için kimi zaman tek bir sözcük yetmez. Bu gibi durumlarda birden çok sözcükten oluşan birleşimlere başvurulur. Bu tip birimler, tamlamalar şeklinde kurulur. Çoğu zaman bu tamlamalar uzlaşımsallık kazanarak sözlük birimleri haline gelirler. Bunların en yaygın örnekleri birleşik sözcüklerdir. Çok sözcüklü sözlük birimleri birleşik sözcüklerden ibaret değildir. Türkçe dil bilgisi çalışmalarında kalıplaşmış sözler olarak değerlendirilen deyimler, atasözleri, ilişki sözleri, örtmeceler gibi ifadeler, tamlama veya tümce olarak kurularak uzlaşımsallık kazanmış çok sözcüklü sözlük birimleri olarak söz varlığının önemli bir bölümünü oluşturur. Bunlar arasında araştırmalarda ihmal edilen dolaylamalar da bulunur. Tek bir sözcükle karşılanabilecek bir varlık, olay ya da olgunun birden çok sözcükle karşılanması anlamına gelen dolaylamalar, kalıp sözlerle benzer yapıdadır. Tamlama ya da tümce biçiminde kalıplaşmış sözlük birimleri olan dolaylamalar, diğer kalıp sözlerden anlam bilgisi açısından farklılıklar gösterir. En başta şair ve yazarlar tarafından esteki kaygılarla yaratılmış olsalar da dilin çeşitli katmanlarında anlatıma etkileyicilik katmak, adlandırılan şeyi açıklamak, özelliklerini vurgulamak gibi amaçlarla kullanılırlar. Dolaylamalar, bu bakımdan standard dilde, ağızlarda, toplumun genel yaşam tarzından farklı bir yaşam tarzı benimsemiş katmanlarının dili olan argoda ya da meslek guruplarının özel dilleri olarak kabul edebileceğimiz jargonlarda rastlanabilecek sözlük birimleridir. Dolaylamalar, bunun yanında edebî eserlerde, halk edebiyatı ürünlerinde, yazılı ve görsel basında, örtmecelerde sıkça başvurulan bir anlatım biçimidir. Bu çalışmada, çeşitli kaynaklardan derlenen 230 dolaylama yapı, kavram ve dil tabakalaşması açısından incelenerek dolaylamalar hakkında bir sınıflandırma yapılmaya çalışılmıştır
  • [ X ]
    Öğe
    Türkler ve Kurtlar
    (2021) Yener, Mustafa Levent
    Türklerin en eski tarihleri hakkındaki kitaplarda, alışıldığı üzere, Türkler ve kurtlar arasında tarih öncesi bir akrabalık olduğuna, Türklerin atalarını dişi bir kurda götürdüklerine, en eski savaş sancak direklerinin üzerinde altın kurt başlarının bulunduğuna dair ifadeler vardır. Bunların hepsi ilkel Türklerin totemik inançlarının olduğunu ve kurdun onların totemi olduğunu gösterir. Eski Türk edebiyatında (terimi olabilecek en geniş anlamında kullanarak) bunu destekleyecek hiçbir şeyin bulunmaması bu ifadedeki en garip şeydir; bu iddia tamamen yabancı tanığa ve aşağıda tartışacağım, nispeten daha geç döneme ait bir metne dayanmaktadır. Türk dillerinde ‘kurt’a karşılık gelen iki sözcük bulunur, bunlardan bilinen en eski biçimler böri: ve kurttur. Clauson, makalesinde dil verileri, efsaneler ve metinlerden yola çıkarak Türklerde kurt toteminin yerini tartışıyor

| Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim