Yazar "Uluocak, Şeref" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe BİLGİ SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN GERÇEKLİĞİN SOSYAL İNŞASI VE GADAMER HERMENEUTİĞİ(Dokuz Eylül Üniversitesi, 2018) Uluocak, ŞerefH. G. Gadamer’in, hermeneutiğe tanıdığı ontolojik öncelik, göstergebilimsel bir kültür ve toplumsallaşma analizini mümkün kılabilecek bir sosyal bilim metodolojisi için önemli bir başlangıç noktası teşkil etmektedir. “Ufuk kaynaşması”, “önyargı” ve “gelenek” kavramsallaştırmaları, hermeneutiğe tanınan ontolojik önceliğin, metodolojik alana genişletilmesi olanağını pekiştiren tamamlayıcı kavramsallaştırmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Gadamer’in ileri sürdüğü tezler, sosyal bilimlerdeki önemli dikotomik ayrımların (mikro-makro, birey-yapı, praksisörüntü vb) aşılması yönünde uyarlanımcı nitelikte önemli kavramsal araçlar sağlamaktadır. Bu yönüyle Gadamer, sosyal bilimlerde dikotomik olarak konumlandırılan gerçeklik düzeylerini ve toplumsal cisimleşme biçimlerini “ilişkisel” bir strateji ile aşmaya imkân sağlayacak, hermeneutik temelli “hümanistik bir hakikat” teorisi için “ufuk açıcı” bir olanak sağlamaktadır. Bu türden bir varoluşsal hermeneutik perspektifin, “birey-toplum”, “özgürlük-belirlenmişlik”, “anlama – açıklama”, “anlamları önceleyen güç-gücü önceleyen anlam yapıları”, “öznel gerçeklik-nesnel gerçeklik” ve “öznel kültür-nesnel kültür”, dikotomilerinin ötesine geçen; ikiz-değerlilikleri ve çok anlamlılıkları sosyal teoriye davet eden; düzenlilik içeren örüntüler kadar, düzene gelmez müphemlikleri de göz önünde bulunduran ve bunlara yer açan bir sosyal kuramlaştırma olanağı ve metodolojisi için cesaret verici imaları bulunmaktadır. Özellikle de sosyal konstrüktivist bir perspektiften “gerçekliğin sosyal inşası tezi” için Gadamer, salt metodolojik tartışmalarla, nihilist konum alışlar arasındaki kilit bir konumda bulunmaktadır.Öğe Çanakkale yöresi yörüklerinin “Türkmen” algısına yönelik bir saha çalışması(2012) Uluocak, Şeref; Aslan, CumhurYörük ve Türkmen kavramsallaştırmaları, en genel anlamda “kolektif aidiyet biçimleri” olarak “kolektif kimlik örüntüleri entegrasyonları” biçiminde değerlendirilebilecek bir nitelik taşımaktadır. Kolektif aidiyet biçimleri, nesnel toplumsal gerçeklik içerisinde öznel düzeyde bireylerin “kimliklenme” süreci içinde edindikleri,pratik ve sembolik boyutlarda işlerlik taşıyan bir sosyokültürel inşa biçimine karşılık gelmektedir. Kolektif kimliğin söz konusu örüntü entegrasyonları açısından; dinsel-inançsal, sınıfsal-sosyal güç ilişkilerinin dolayımladığı tabakalar, sosyokültürel etnisite, ulusal referanslar, toplumsal cinsiyet rolleri ve geliştirilmesi olası “diğer” sınıflandırma ölçütleri açısından kategorilere ayrılması mümkün görünmektedir. Nesnel toplumsal gerçeklik içinde bireylerin, kolektif aidiyet referansları açısından“benzeşme” ve “farklılaşma” süreçlerinin temelinde, söz konusu kolektif kimlik örüntüsü entegrasyonlarına yönelik “grup içi” ve “grup dışı” meşrulaştırma dinamikleri rol oynamaktadır.Bu çalışmada Yörüklerin, kolektif kimlik örüntüsü entegrasyonları açısından aynı tarihsel açıdan sosyokültürel etnisite, ulusal aidiyet ve konar-göçer bir yaşam tarzını uzunca bir süre “benzer biçimde sürdürmüş” oldukları Türkmenlere yönelik,“algılarını” biçimlendiren kavramsal gösterge ve sosyal temsil biçimleri üzerinde durulmuştur.Çanakkale yöresinde kendilerini Tahtacı Türkmeni olarak tanımlayan toplulukların,kolektif kimlik örüntüsü entegrasyonları açısından en baskın kodları oluşturan, grup içi ve dışına yönelik değerlendirmelerinde genel bir üst kimlik örüntüsü entegrasyonu olarak rol oynayan; “Türklük” noktasında kendilerini “Yörük” olarak nitelendiren topluluklarla benzeştikleri, ancak bağlamsal olarak Sünni Müslüman olan bu kesimlerle inanç-din entegrasyonları çerçevesinde Türk-Türkmen ayrımı referansı ile ayrıştıkları gözlemlenmektedir.Öğe KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN YAYGINLIĞI VE RİSK FAKTÖRLERİ: ÇANAKKALE, TÜRKİYE’DE BİR SAHA ARAŞTIRMASI(2014) Gökulu, Gökhan; Uluocak, Şeref; Bilir, OlgunBu çalışma, Çanakkale, il merkezinde Toplum Merkezlerine başvuran gönüllü 400 kadın katılımcının kadına yönelik şiddete maruz kalma durumunu ölçmektedir. Çalışma kadına yönelik fiziksel, ekonomik, sözel- psikolojik ve cinsel şiddet türlerinin ne oranda yaşandığını incelemektedir. Çalışma 43 kişiye pilot çalışma uygulanarak, anket sorularına son şekli verilmiştir. Uygulama süreci boyunca, katılımcıların hayatlarına dair deneyimleri ile ilgili her türlü bilginin korunmasında gizlilik ilkesine göre hareket edilmiş, anketler uygulanmadan ve görüşmeler yapılmadan önce katılımcılara gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Çalışma sorularına verimli cevaplar alabilmek için Toplum Merkezleri'nde görevli 6 kadın personel, anket uygulaması ile ilgili eğitimden geçirilmiştir. Çalışma sonucunda yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyen kadınların oranı %54,6 bulunurken, ekonomik şiddet % 51,2 sözel psikolojik şiddet % 55,7 cinsel şiddet ise % 50,8 bulunmuştur. Çalışma kadına yönelik farklı şiddet türlerinin gerçekleşme düzeylerini inceledikten sonra kadına yönelik fiziksel şiddetin risk faktörlerini belirlemek amacıyla ikili lojistik regresyon modeli oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonucunda aylık hane halkı gelir düzeyinin 1500 TL (700 $) altında olması (OR =1,98 95% CI: 0,279-0,915) kadının eğitim düzeyinin lise altı olması (OR =1,91 95% CI: 0,273-0,997) giyim tarzına müdahale edilmesi (OR =3,81 95% CI: 0,115-0,586) aile reisini ihtiyaç yoktur demesi (OR =2,13 95% CI: 0,256-0,857) ve çocuklukta şiddet görmesi (OR =2,63 95% CI: 0,014-0,100) kadına yönelik fiziksel şiddet açısından önemli risk faktörleri arasında bulunmuşturÖğe KAZDAĞI TAHTACI TÜRKMEN KOZMOLOJİSİNDE “HAKKA YÜRÜMEK”(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2014) Uluocak, ŞerefBu çalışma kapsamında Çanakkale yöresi Kazdağı Tahtacı Türkmen kimliği açısından “hakka yürümek” kavramsallaştırması çerçevesinde önem taşıyan “ölüm” olgusuna ilişkin sosyo-kültürel pratikler ve ritüeller takımının sosyolojik açıdan betimleyici ve yorumsamacı bir çerçevede analizi konu edinmektedir. Çanakkale yöresi Kazdağı Tahtacı Türkmen kolektif kimliğinin iki önemli kurucu unsuru olan “etnisite” ve “kızılbaşlık” örüntü entegrasyonlarının, geleneksel olarak bir iş ve uğraş biçimi olarak geçimlerini ağaç kesmek, dilmek, kiriş ve tahta biçmek ve bunu gerçekleştirecek sosyo-kültürel çevre faktörleri ile bütünleşmiş olan “Tahtacılık”; Tahtacı-Türkmen kozmolojisi içinde ölüm ve öte dünyaya ilişkin sosyo-kültürel pratik ve ritüeller takımı açısından “bağdaştırmacı” senkretik bir yapı sergilemektedir. Ölüm ritüelleri genel anlamda göz önünde bulundurulacak olursa, Tahtacı – Türkmen – Kızılbaş senkretizminin sosyo-kültürel pratik ve anlam kodları içinde bütünleşik bir yapı sergilediği görülmektedir. Anadolu topraklarına özgü bir inanç sistemi olarak Türkmen sosyo-kültürel etnisitesine eklemlenmiş Kızılbaş-Alevilik’in, heterodoks ve senkretik niteliklerini gözönünde bulunduran bir perspektiften Orta Asya, Orta Asya’dan göç ve Anadolu coğrafyasındaki bağdaştırıcı etkilenimler üzerinden değerlendirilmek zorundadır. Ölüm ritüelleri ve bu ritüellere yüklenen anlamlar, söz konusu bütüncül dinamiklerin, nesnel göstergeler biçiminde görgül hale geldiği önemli sosyo-kültürel pratikler olarak dikkat çekmektedir [EN] In this study, socio-cultural practices and rituals concerning the phenomena of death, which is important for Çanakkale Mount Ida Tahtacı Turkomans within the scope of the conceptualization of “returning to God”, are hermeneutically analyzed. “Ethnicity” and “Qizilbash” pattern integrations, which are the two basic components of Tahtacı Turkoman collective identity, and the “Tahtacılık” Forestry which is a traditional occupation, exhibit a syncretic structure concerning the rituals and socio-cultural practices about the death and after World within the Tahtacı-Turcoman cosmology. If we are to consider death rituals in general, they exhibit an integrated structure within the socio-cultural practices and meaning codes of the Tahtacı—Turcoman—Qizilbash syncretism. Any study concerning the founding elements of the heteredox and syncretic qualities of the Qizilbash- Alaouite sect, a belief system specific to Anatolia, which is jointed to the Turkoman socio-cultural ethnicity, must be evaluated over syncretic interactions among Central Asia, migration from Central Asia, and the Anatolia. Death rituals and the meaning system attached to them point to socio-cultural practices where the mentioned integrated dynamics become visual as objective indicators.Öğe Kazdağı Tahtacı Türkmen kozmolojisinde “hakka yürümek”(2014) Uluocak, ŞerefBu çalışma kapsamında Çanakkale yöresi Kazdağı Tahtacı Türkmen kimliği açısından “hakka yürümek” kavramsallaştırması çerçevesinde önem taşıyan “ölüm” olgusuna ilişkin sosyo-kültürel pratikler ve ritüeller takımının sosyolojik açıdan betimleyici ve yorumsamacı bir çerçevede analizi konu edinmektedir. Çanakkale yöresi Kazdağı Tahtacı Türkmen kolektif kimliğinin iki önemli kurucu unsuru olan “etnisite” ve “kızılbaşlık” örüntü entegrasyonlarının, geleneksel olarak bir iş ve uğraş biçimi olarak geçimlerini ağaç kesmek, dilmek, kiriş ve tahta biçmek ve bunu gerçekleştirecek sosyo-kültürel çevre faktörleri ile bütünleşmiş olan “Tahtacılık”; Tahtacı-Türkmen kozmolojisi içinde ölüm ve öte dünyaya ilişkin sosyo-kültürel pratik ve ritüeller takımı açısından “bağdaştırmacı” (senkretik) bir yapı sergilemektedir. Ölüm ritüelleri genel anlamda göz önünde bulundurulacak olursa, Tahtacı – Türkmen – Kızılbaş senkretizminin sosyo-kültürel pratik ve anlam kodları içinde bütünleşik bir yapı sergilediği görülmektedir. Anadolu topraklarına özgü bir inanç sistemi olarak Türk- men sosyo-kültürel etnisitesine eklemlenmiş Kızılbaş-Alevilik’in, heterodoks ve senkre- tik niteliklerini gözönünde bulunduran bir perspektiften Orta Asya, Orta Asya’dan göç ve Anadolu coğrafyasındaki bağdaştırıcı etkilenimler üzerinden değerlendirilmek zorundadır. Ölüm ritüelleri ve bu ritüellere yüklenen anlamlar, söz konusu bütüncül dinamiklerin, nesnel göstergeler biçiminde görgül hale geldiği önemli sosyo-kültürel pratikler olarak dikkat çekmektedir.Öğe Prevalence of falls and associated risk factors among aged population: Community based cross-sectional study from Turkey(Czech National Institute of Public Health, 2015) Cevizci, Sibel; Uluocak, Şeref; Aslan, Cumhur; Gökulu, Gökhan; Bilir, Olgun; Bakar, CoşkunAim: The aim of the study was to examine the prevalence and risk factors of falls among persons aged 65 years and older in Çanakkale, Turkey. Methods: A community based cross-sectional study was conducted between May-September 2013. A total of 1,001 elderly living in Çanakkale city centre were included into our study. The research was carried out with face-to-face interviews and survey forms. The survey form consists of seven sections: demographic characteristics, significance of ageing, daily activities, quality of life and social network in old age, use of health services and health problems, bad habits, and the European Health Impact Scale. Data analysis was performed using the SPSS software version 19.0. For data investigation the chi-square and logistic regression analyses were used. Results: The prevalence of falls at home or outside was 32.1% among elderly in the last six months period. The prevalence of falling for women at home as well as outside was statistically significantly higher than for men (p < 0.05). According to multivariate analysis results the risk of falling at home or outside was increased by 2.7 times in women (95% CI: 1.90-3.75), by 2.1 times in those who cannot take care of themselves (95% CI: 1.33-3.29), and by 1.7 times in those who have low quality of life (95% CI: 1.24-2.43). Conclusions: This community based cross-sectional study showed that prevalence of falling was high in aged persons living in centre of Çanakkale located in the western part of Turkey. Moreover, the risk was increased in women, those who cannot take care for themselves, and those with low standard of living. © 2015, Czech National Institute of Public Health. All rights reserved.Öğe Returning to God in Mount Ida Tahtaci Turkoman mytology(Gazi Universitesi, Turk Kulturu ve Haci Bektas Veli, 2014) Uluocak, ŞerefIn this study, socio-cultural practices and rituals concerning the phenomena of death, which is important for Çanakkale Mount Ida Tahtaci Turkomans within the scope of the conceptualization of "returning to God", are hermeneutically analyzed. "Ethnicity" and "Qizilbash" pattern integrations, which are the two basic components of Tahtaci Turkoman collective identity, and the "Tahtacilik" (Forestry) which is a traditional occupation, exhibit a syncretic structure concerning the rituals and socio-cultural practices about the death and after World within the Tahtaci-Turcoman cosmology. If we are to consider death rituals in general, they exhibit an integrated structure within the socio-cultural practices and meaning codes of the Tahtaci Turcoman Qizilbash syncretism. Any study concerning the founding elements of the heteredox and syncretic qualities of the Qizilbash-Alaouite sect, a belief system specifiic to Anatolia, which is jointed to the Turkoman socio-cultural ethnicity, must be evaluated over syncretic interactions among Central Asia, migration from Central Asia, and the Anatolia. Death rituals and the meaning system attached to them point to socio-cultural practices where the mentioned integrated dynamics become visual as objective indicators.Öğe Sosyal etkileşim alanları ve sosyal bilim açısından çatışkı (antinomy) ve ikiliklerin (dichotomy) ötesinde model arayışları: Sosyo-yamalar (socio-patches)(2008) Uluocak, ŞerefBu çalışmada sosyal kültürel gerçekliğin bilgi olanaklarına taşınması süreçleri açısından, çatışkı ve zıtlık içeren kavram çiftlerinden hangi temel sayıltılar üzerinden kaçınılabileceği ve ne türden simgesel modeller temelinde eş ve art zamanlı olarak sosyal süreçlerin nesnel-yapısal modellerinin oluşturulabileceği varsayımı üzerinde durulmaktadır. Temel çatışkı ve birbirlerine karşılıklar içinde konumlanan ikili kavram çiftlerine alternatif bakış açılarının geliştirilmesi, birey-toplum, benlik-öteki, bireysel kimlik-kollektif kimlik, kültür-öteki kültür, sivil toplum-devlet, gündelik dil-sosyal bilimcinin dili gibi daha spesifik alanlara ilişkin imgelemlerimizin de bir “düşünümsellik2”in konusu olarak tartışmaya açılması ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Sosyal bilimci açsından, gündelik yaşamlarını nesnelleştirme/içselleştirme ve dışsallaştırma süreçleri üzerinden inşa eden bireylerin öznel-inşacı düzeyinin çözümlenmesi ile bu gündelik gerçekliklerin nesnel-yapısal modellerinin olu?turulması çabasında antinomi ve ikili zıtlıklar içeren ikiliklerin “indirgeyici” etkisinden kaçınılması için önceliğin, epistemik akademik bir “düşünümselliğe” verilmesi önem taşımaktadır.Öğe Sosyo-kültürel yapı ve kültür coğrafyası kavramları üzerine yapılandırıcı bakış açısından model önerileri(2011) Uluocak, ŞerefBu çalışmada, sosyo-kültürel etkileşim olgusunun bir sosyal bilimsel analiz konusu olarak “algı” olanaklarına taşınması sürecinin aşamaları ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında bu konuya ilişkin olarak sosyal bilimcilere referans teşkil edebileceği düşünülen tipsel modeller geliştirilmesi ve var olan bazı modellerin de birbiri ile ilintilendirilmesi amaçlanmaktadır. Sosyo-kültürel gerçeklik alanı, sosyal olarak ve dil aracılığıyla inşa edilen bir gerçekliktir. Kültür kavramsallaştırması bu çerçeve içinde, göstergebilimsel (semiotic) bir perspektifte, anlamlardan formlara (yapısal epistemoloji) ve formlardan anlamlara (yapısal yorumsama/hermeneutics) doğru becerikli bir performans gösteren bireylerin ürünü olarak (dışsallaştırılan-externalization), bireyleri biçimlendiren (içselleştirilen-internalization), nesnel (toplumsal varlık kazandırılan-objektification) bir gerçekliktir. Anlamlardan formlara (yapısal epistemoloji) ve formlardan anlamlara (yapısal yorumsama) süreçleri bir arada bireylerin “gerçeklik döngüsü çerçeveleri”ni (reality loops) oluşturmaktadır ki nesnel sosyo-kültürel gerçeklik alanında, yatay ve dikey olmak üzere, hem kültürlerarası mesafeleri hem de aynı kültür içinde alt kültürler arası sosyo-kültürel farklılaşmaların açıklanmasında önem taşımaktadır. Nesnel sosyo-kültürel gerçeklik alanı, analitik açıdan iki temel düzeyde ayrıştırılabilir: sembolik bir sistem olarak kültür (bilişsel bilginin iç-göstergebilimsel sistemi olarak) ve sosyal eylem olarak kültür (pratik bilginin dış-göstergebilimsel sistemi olarak). Bu türden bir sosyo-kültürel gerçeklik modeli ise bireysel düzeyde işlerlik kazanan “gerçeklik döngüsü çerçeveleri” ile tutarlı bir yeniden inşa ve değişme potansiyeli barındırmaktadır.Öğe YEREL HALKIN KADIN TURİSTLERE YÖNELİK BAKIŞ AÇISININ TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ EŞİTLİĞİ VE YAŞAM DEĞERLERİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ: GÖKÇEADA ÖRNEĞİ(Rating Academy, 2019) Korkmaz, Müesser; Özkök, Ferah; Uluocak, ŞerefBu çalışmada yerel halkın tek başına seyahat eden kadın turistlere yönelik bakış açısının toplumsal cinsiyet rolleri eşitliği ve yaşam değerleri bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Şubat – Nisan 2018 tarihleri arasında Gökçeada’da yaşayan yerel halk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında yerel halktan 195 kullanılabilir anket formu elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde Bağımsız İki Örnek T-Testi, Ki-Kare Testi, Açımlayıcı Faktör Analizi ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Gökçeada’da yaşayan yerel halkın eşitlikçi bir bakış açısına sahip olduğu tespit edilmiş ve yerel halkın tek başına seyahat eden kadın turistlere yönelik bakış açısı ifadeleri ile toplumsal cinsiyet rolleri eşitliği puanı, özgürlük ve eşitlik değer puanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmada ayrıca, yerel halkın toplumsal cinsiyet rolleri eşitliği puanı ile uyum, iyilikseverlik, özgürlük ve eşitlik değerleri arasında istatistiki bakımdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir











