Yazar "Tutak, Didem" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 1 / 1
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Gallus gallus domesticus embriyolarında bor maruziyeti etkilerinin histolojik olarak değerlendirilmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2025) Tutak, Didem; Gürkan, MertBor elementi; biyolojik, fizyolojik ve metabolik süreçlerdeki kritik rolü nedeniyle tüm canlılar için oldukça önemlidir. Bor, eser bir element olup doğada serbest halde bulunmayan, oksijenle bağ yapmaya eğilimli ve genellikle diğer elementlerin oksitleriyle birlikte B₂O₃ (bor oksit) formunda rastlanan bir bileşiktir. Bu element, hayvan sağlığında özellikle kemik ve mineral metabolizması gibi birçok sistem üzerinde iyileştirici etkilere sahiptir. Bu çalışmada, Gallus gallus domesticus'a ait döllenmiş yumurtalarda, borun kuluçka periyodu boyunca embriyo gelişimi üzerindeki etkilerinin histolojik bakımdan incelenmesi amaçlanmıştır. Deneyler, her grupta 10 yumurta olacak şekilde toplam 150 döllenmiş yumurta ile 5 grup (Kontrol Grubu (K), B0, B10, B100 ve B1000) ve 3 tekrarlı olacak şekilde yapılmıştır. İn ovo enjeksiyonlar sonrası yumurtalar (2 günlük) masaüstü bir kuluçka makinesi içerisine yerleştirilmiştir. Kuluçka periyodunun 5.ve 18. gününde, Hamburger ve Hamilton 1951'e göre embriyonik evrelendirilmeler yapılmıştır. Embriyoların 5. gün seri histolojik kesitler alınarak organ gelişimleri incelenmiştir. Kuluçka periyodunun 18. gününde, civcivlerden diseksiyon işlemiyle beyin, karaciğer ve ön bağırsak dokuları çıkarılmış rutin histolojik preparasyon işlemlerinin ardından, alınan kesitler H&E ile boyanmıştır. Elde edilen tüm verilerin analizi sonucunda, 5. günün embriyo gelişimlerinde özellikle bor oksit maruziyetinin yüksek dozunda (B1000) %45, 18. gününde ise %88 oranında mortalite tespit edilmiştir. Bor maruziyetine bağlı olarak karaciğer kesitlerinde sitoplazmik vakuolizasyon, bağırsak kesitlerinde ise epitel deformasyonları gözlenmiştir. Ortalama bağırsak villus ölçümleri (uzunluk ve genişlik) bakımından incelendiğinde ise; kontrol ile uygulama grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamızdaki bulgular, metabolize olmamış yüksek doz bor oksit maruziyetinin toksik etkiler yarattığı sonucuna ulaştırmıştır. Daha düşük doz maruziyetlerinin potansiyel olarak sağlayacağı biyolojik yararlar bakımından farklı parametrelerin de incelendiği ileri çalışmaların yapılması gerektiği düşünülmektedir. Bu bakımdan çalışmamız, ileride yapılacak benzer bilimsel çalışmalara alt yapı oluşturma niteliğindedir.











