Yazar "Söğüt, Seda" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe EBELERİN SOSYAL ZEKÂ DÜZEYLERİ İLE MESLEK ALGILARININ BELİRLENMESİ(2021) Söğüt, Seda; Cangöl, Eda; Güven, SemraBu çalışmada, ebelerin sosyal zekâ düzeyleri ile meslek algılarının belirlenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı olarak yapılan çalışmanın örneklemini 15 Ağustos-12 Eylül 2020 tarihleri arasında bir devlet hastanesinde görev yapmakta olan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 105 ebe oluşturdu. Çalışmanın verileri sosyo-demografik özellikleri ve meslek algılarını sorgulayan anket formu ve Tromso Sosyal ZekâÖlçeği (TSZÖ) ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplandı. Çalışmada, ebelerin; %80’i insanlarla etkili bir iletişim kurabildiğini, %54,3’ü meslektaşlarıyla kurum içi ve kurum dışı sorun yaşamadığını, %55,2’si atama için yapılan sınavların sosyal zekâyıölçecek şekilde olması gerektiğini, %16,2’si mesleki anlamda gerekli sosyo-kültürel faaliyetlere katıldığını belirtti. Ebelerin Tromso Sosyal ZekâÖlçeği toplam puan ortalamaları 75,03±20,126’dır. İnsanlarla etkili iletişim kurabilen (p=0,006), mesleki anlamda gerekli sosyo-kültürel faaliyetlere katılan (p=0,044) ebelerin sosyal zekâ düzeylerinin istatistiksel olarak daha anlamlı olduğu bulundu (p<0,05). Araştırmada ebelerin sosyal zekâ düzeylerinin yüksek olduğu bulundu. İnsanlarla etkili iletişim kurabilen, mesleki anlamda gerekli sosyo-kültürel faaliyetlere katılan ebelerin sosyal zekâ düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı. Sosyal zekânınyüksek olması kişilerarası iletişim düzeylerinin etkili olmasına katkı sağlamaktadır.Öğe Erkek sağlık çalışanlarının erkeğe özgü doğum kontrol hapları hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi(2021) Cangöl, Eda; Söğüt, SedaAMAÇ: Bu çalışma, erkek sağlık çalışanlarının erkeğe özgü doğum kont-rol hapları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla yapıldı.GEREÇ ve YÖNTEMLER: Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın örnek-lemini 15 Ağustos-1 Eylül 2020 tarihleri arasında bir devlet hastanesinde görev yapmakta olan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 174 erkek sağlık çalışanı oluşturdu. Araştırmanın verileri Demografik Özelliklerini ve Doğum Kontrol Yöntemleri Hakkında Görüşlerini Sorgulayan Bilgi Formu ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplandı. Araştırma için gerekli izinler alındı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 22 kullanıldı.BULGULAR: Çalışmaya katılan erkek sağlık çalışanlarının yaş ortalama-ları 38,94±10,203’tür. Erkek sağlık çalışanlarının %27’si lisans mezunu, %70,7’si evli, %51,1’si gelirinin giderine eşit olduğunu ve 97,1’i ilde yaşa-dığını belirtti. Katılımcıların %40,2’sinin sağlık teknisyeni, %33,3’ünün sağlık memuru, %22,4’ünün doktor, %4,1’nin hemşire olduğu bulundu. Erkek sağlık çalışanlarının %78,7’si aile planlaması yöntemleri ile ilgi-li bilgisi olduğu, %63,3’ü aile planlaması eğitimlerini yetersiz bulduğu, %48,3’ü kitaplardan ve okuldan bilgi edindiği, %44,3’ü erkeğe özgü doğum kontrol hapları çıkarsa kullanmayacağı, %27,0’si erkeğe özgü do-ğum kontrol hapları çıksa kullanabileceğini, %28,7‘sinin kararsız olduğu bulundu. Erkeğe özgü doğum kontrol yöntemi olarak hapları kullanma-malarının en önemli nedeninin (%31) sistemik yan etkilerinin olabilece-ğini düşünmeleri idi. Erkek sağlık çalışanlarının %57,5’i doğum kontrol yöntemlerinin en önemli özelliğinin rahat kullanılabilmesi olduğunu ifa-de etti. Erkek sağlık çalışanlarının %73,6’sının bilgi eksikliğinden doğum kontrol yöntemlerine çekimser kaldıkları saptandı.SONUÇ: Erkek sağlık çalışanlarının erkeğe özgü doğum kontrol hapları çıksa düşük oranda kullanacakları sonucuna varıldı. Erkeğe özgü doğum kontrol yöntemi olarak hapları kullanmamalarının en önemli nedeninin sistemik yan etkilerinin olabileceği düşüncesi olduğu saptandı. Bunun sonucunda erkeğe özgü doğum kontrol hapları hakkında farkındalıkla-rın artırılarak gerekli eğitimlerin verilmesi ve daha geniş örneklem grup-larıyla çalışmanın yapılması önerilmektedir.Öğe Examining Mental Symptoms According to Physical Health Problems in Pregnant Women: A Descriptive Study(2021) Babacan Gümüş, Aysun; Cangöl, Eda; Söğüt, SedaObjective: Although pregnancy is a natural life crisis for every woman, physical and physiological changes specific to pregnancy, the presence of the baby in the womb, differences in family and social life can cause various psychosocial reactions during pregnancy. Although mental symptoms are quite common in pregnant women, pregnancy symptoms are generally focused on pregnancy follow-up, and the psychosocial aspect of pregnancy is ignored. The aim of this study is to examine mental symptoms in pregnant women according to physical health problems. Material and Methods: This study employed a descriptive design, and was conducted in the Gynecology and Obstetrics Poly clinics of the Çanakkale Onsekiz Mart University Health, Practice and Research Hospital, and Çanakkale State State Hospital, between March and December 2017 and 713 pregnant women participated in the study. The data were collected by face to face interview method using the Questionnaire Form and the Brief Symptom Inventory. Interviews with pregnant women for data collection took an average of 30 minutes. Results: The symptoms of anxiety, depression, negative self, somatization, and hostility were significantly higher in pregnant women with fatigue, headache, sleep problems, shoulder-neck pain, breast problems, urinary incontinence, vomiting, muscle cramps, excess-weight gain, and movement restrictions. Constipation and hemorrhoid problems did not significantly affect mental symptoms. Conclusion: In this study, it was determined that physical health problems in pregnant women affect the severity of symptoms of anxiety, depression, somatization, negative self, and hostility in pregnant women. The interaction of mental symptoms experienced during pregnancy with physical health problems should be considered. It is thought that evaluating pregnant women with a holistic perspective and providing care services with this approach will positively affect the health of pregnant women.Öğe Sağlık Alanında Çalışmayan Akademisyenlerin Aşı Reddi ile İlgili Görüşlerinin İncelenmesi(2021) Dolu, İlknur; Söğüt, Seda; Cangöl, EdaAmaç: Bu çalışma, sağlık alanında çalışmayan akademisyenlerin aşı reddine ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma evrenini, Bartın Üniversitesi’nde, sağlık alanı haricindeki fakülte ve yüksekokullarda görevli akademisyenler oluşturmuş olup, örneklem seçimine gidilmeyerek tüm evrene ulaşmak amaçlanmıştır. Çalışma, toplamda 125 akademisyenin katılımı ile gerçekleştirilmiş olup, katılım oranı %22’dir. Çalışma verilerini toplamak amacıyla, literatür bilgisine dayanılarak geliştirilen ve çevrim içi olarak hazırlanan anket formu, çalışma hakkında bilgilendirme içeren elektronik posta ile akademisyenlerin kurum elektronik posta adreslerine gönderilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler sayı ve yüzdelikler şeklinde verilmiş, kategorik verilerin karşılaştırılması amacıyla ki-kare testi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 39,03±8,01’dir. Katılımcıların %90’ını çocukluk dönemi aşılarının yaptırılması konusunda tereddüttü olmadığını belirtmiş olup, bu oran çocuğu olan katılımcılarda %86’dır. Akademisyenlerin %66’sı basından aşı ile ilgili olumsuz bilgi edinmediğini ifade etmişlerdir. Katılımcıların %15’i mevsimsel grip aşısı yaptırmıştır. Katılımcıların %68’i yakınlarına aşı olmalarını tavsiye etmektedir. Aşının güvenilir bir firma tarafından üretilmesi, katılımcıların %62’sinin aşı yaptırma kararını etkilemekte ve yine katılımcıların %66’sı aşıların ciddi boyutta yan etkileri olsa da aşı yaptırılması görüşünde olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların %44’ü aşının her zaman faydalı olduğunu ifade etmiş olup, bu oranın çocuğu olan katılımcılarda istatistiksel olarak daha yüksek oranda olduğu görülmüştür (p=0,026). Sonuç: Akademisyenler aşı yaptırma konusunda düşük oranda tereddüt yaşadıkları, bu oranın çocuğu olan akademisyenlerde daha yüksek oranda olduğu bulunmuştur. Bu çalışma, bulgularının aşı reddi ve tereddütünün azalmasına yönelik yeni stratejiler geliştirilmesine yol göstereceği düşünülmektedir.Öğe The relationship between COVID-19 knowledge levels and anxiety states of midwifery students during the outbreak: A cross-sectional web-based survey(Wiley, 2021) Söğüt, Seda; Dolu, İlknur; Cangöl, EdaPurpose To determine the relationship between the anxiety states and knowledge levels of female midwifery students about COVID-19 during the outbreak. Design and Methods This cross-sectional study carried out with online participation of 972 female midwifery students. Findings The anxiety levels of the female midwifery students were high among those visiting the hospital during the pandemic and having parents or relatives who had chronic diseases. Female midwifery students had a high level of knowledge regarding COVID-19. Practice Implications Female midwives of the future will take part in primary health care services in the protection and promotion of health as an important occupational group in the public health system. To determine mental health and psychological needs of them during the outbreak will greatly contribute to the pandemic management process.











