Yazar "Parlak, Mehmet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 63
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe A new method to determine the continuous refractive index of an absorbing film by Generalized Stockwell Transform(Elsevier Sci Ltd, 2023) Coşkun, Emre; Emir, Cansu; Selamet, Semanur; Parlak, Mehmet; Özder, SerhatGeneralized Stockwell Transform (GST) was adapted to analyze a transmittance signal to continuously determine the refractive index and extinction coefficient. The process is built by analyzing oscillation frequencies of the transmission signal where oscillations exist. The simulation studies clearly show the advantage of the locally referenced phase property of the presented method. The validity of the method was checked for a CdS thin film. The results determined by the GST method are consistent with the results determined by envelope and other signal analyzing methods, and the literature. The noise and relative error analysis of the method was also discussed.Öğe Akdeniz (Çanakkale) Meralarının Ot Verimi ve Kalitesi ile Botanik Kompozisyonu ve Bazı Toprak Özellikleri(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2015-06-01) Özaslan Parlak, Altıngül; Parlak, Mehmet; Gökkuş, Ahmet; Demiray, Hasan Can[No Abstract Available]Öğe Akdeniz Ekosisteminde Korunan ve Otlatılan Merada Bazı Fizikokimyasal Toprak Özelliklerinin Karşılaştırılması(2022) Tortamıc, Sergen; Parlak, Altıngül Ozaslan; Parlak, MehmetOtlatma toprak bozulmasının esas nedenlerinden birisidir. Bu araştırmanın amacı 42 yıl süreyle korunan ve otlatılan meradaki bazı fizikokimyasal toprak özelliklerini karşılaştırmaktır. Çanakkale’nin Karacaören Köyü’ndeki korunan ve otlatılan meranın herbirisinden merayı temsil edecek rastgele 12 parsel oluşturulmuştur. Parsellerden rastgele örnekleme yöntemine göre toprak örnekleri alınmıştır. Toprak örneklerinde bazı fizikokimyasal analizler(hacim ağırlığı, penetrometre direnci, bünye, pH, elektriksel iletkenlik ve organik madde) yapılmıştır. Yapılan istatistik analiz sonucunda otlatılan meraya göre korunan meradaki toprak örneklerinde daha fazla kil, elektriksel iletkenlik ve organik madde saptanmasına rağmen daha az hacim ağırlığı, penetrometre direnci, kum ve pH saptanmıştır. Otlatmanın olumsuz etkilerini azaltmak için toprak iyileştirme yöntemleri uygulanmalıdır.Öğe Assessment of Soil Contamination by Potentially Toxic Elements Around Fertilizer Factory: An Ecological and Health Risks in Bandırma, NW Turkiye(Taylor & Francis Ltd, 2025) Parlak, Mehmet; Dengiz, OrhanSoil pollution is a major global concern, with a worrisome escalation in its prevalence being observed on a daily basis. This phenomenon is influenced by a range of factors, including geogenic and anthropogenic processes. The release of potentially toxic elements (PTEs) from fertilizer factories, which are anthropogenic sources, has the potential to cause soil pollution in the surrounding area. The present study investigates the physicochemical properties, PTEs concentrations, contamination characteristics, potential sources, and human health risks of soil samples collected from the vicinity of the Band & imath;rma fertiliser factory. The soil samples exhibited a range of textures, including sandy clay loam, sandy loam, clay loam, loam, and loamy sand. The mean pH, electrical conductivity (EC), lime, and organic matter contents of the soil samples were found to be 6.89, 0.31 dSm-1, 4.82%, and 5.08%, respectively. Furthermore, the concentrations of the PTEs (Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Ni, Pb and Zn heavy metals) analysed in the soil samples were determined to be between 0.02 and 0.99 mg kg-1, 0.55 and 24.74 mg kg-1, and 0.31 and 34 mg kg-1, respectively. 66 mg kg-1, 4.48 to 423.91 mg kg-1, 2638.61 to 61801.18 mg kg-1, 86.30 to 772.89 mg kg-1, 1.45 to 118.43 mg kg-1, 3.76 to 53.31 mg kg-1, 10.30 to 159.33 mg kg-1, respectively. The enrichment factor indicated that over half of the soils exhibited contamination with Cd and Cu, attributable to industrial activities and the use of agrochemicals. In a similar way, the geo-accumulation index demonstrated that 90.63% of the soils were contaminated with Cu, with all samples also exhibiting contamination with Mn and Zn, and 59.37% with Ni. The ecological risk factor further delineated 9.37% of the soils as exhibiting a considerable degree of risk with regard to Cd, while 3.12% were deemed to present a notable risk with respect to Cu. Of the nine PTEs present in the soil, eight (Cd, Co, Cr, Fe, Mn, Ni, Pb, and Zn) were of natural origin, while Cu was of mixed origin. The THI (total hazard index) values were found to be less than 1 for both children and adults. This finding indicates that there is an absence of non-carcinogenic health risks for both children and adult residents. In addition, the total carcinogenic risk (TCR) values indicated that, with the exception of Cr, there were no carcinogenic risks for children or adults.Öğe Çan Termik Santrali Etrafındaki Topraklarda Radyonüklitlerin Belirlenmesi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2017-12-26) Parlak, Mehmet; Taş, İsmail; Görgişen, Ceren; Durak, EmrahTermik santral bacalarından çıkan gaz ve katı kirleticiler yanında radyoaktif maddeler de çevre kalitesini ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedirler. Çanakkale’de yer alan 2x160 MW gücündeki akışkan yataklı Çan Termik Santrali 2004 yılından beri faaliyetine devam etmektedir. Bu araştırma ile Çan termik santralinin etrafındaki meralardan alınmış olan topraklarda doğal ve yapay radyonüklitler belirlenmiştir. Çalışma alanını temsil edecek şekilde 15 farklı noktadan 0-5 cm derinlikten toprak örnekleri alınmıştır. Radyonüklitler yüksek çözünürlüklü gama ışını spektrometre yardımıyla saptanmıştır. 236Ra, 232Th, 40K ve 137Cs’un ortalama aktivite konsantrasyonları sırasıyla 21,60±7,58, 37,33±10,17, 469,20±122,10 ve 11,50±5,55 Bq/kg olarak belirlenmiştir. Bu verilere göre çalışma alanındaki radyasyon tehlikesi parametreleri hesaplanmıştır. Aynı zamanda radyonüklitler ve toprak özellikleri arasında korelasyon ve kümeleme analizleri de yapılmıştır. Çalışma alanı radyolojik risk açısından herhangi bir tehlike içermemektedir.Öğe Çanakkale Lapseki (Güney Marmara, Türkiye) karayolu kenar eğimlerindeki erozyonun belirlenmesi(Türkiye Toprak Bilimi Derneği, 2015) Parlak, MehmetKarayolları, ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yapar. Bu olumsuz etkiler habitat kaybından gürültüye ve araçların gaz salınımından toprak erozyonuna kadar çok değişik çeşitlerde kendini gösterebilir. Bu araştırma Çanakkale-Lapseki karayolu kenar eğimlerindeki yüzey akış ile erozyonu belirlemek ve yüzey akış ile erozyonu etkileyen faktörler (eğim, bitki örtüsü ve toprak özellikleri) arasındaki ilişkileri saptamak için yapılmıştır. Bu amaçla farklı eğimlere sahip vejetasyonsuz ve vejetasyonlu karayolu şevlerinde toplamda 40 tane yağış simulasyonu yapılmıştır. Her yağış simulasyonunda yüzey akışın başlaması için geçen süre, ortalama yüzey akış, maksimum yüzey akış, yüzey akış katsayısı, sediment konsantrasyonu, sediment piki ve toplam toprak kaybı belirlenmiştir. Karayolu şevlerinden toprak örnekleri alınarak bu toprak örneklerinde bazı fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Vejetasyonsuz karayolu şevlerinde eğimin artmasıyla yüzey akış başlama süresi, yüzey akış, maksimum yüzey akış, yüzey akış katsayısı ve toplam toprak kaybı değerleri istatistik birbirinden farklılık gösterirken vejetasyonlu şevlerde ise eğimin artmasıyla sadece yüzey akış başlama süresi değerleri istatistik olarak birbirinden farklılık göstermiştir. Vejetasyonsuz şevlerde yüzey akış ve eğim arasında; vejetasyonlu şevlerde ise yüzey akış ve nem arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Vejetasyonsuz şevlerde toprak kaybı ve eğim arasında pozitif; vejetasyonlu şevlerde ise toprak kaybı ve eğim, toprak kaybı ve kil arasında pozitif korelasyon; silt ve kum arasında negatif korelasyon saptanmıştır. Vejetasyonsuz ve vejetasyonlu karayolu şevlerindeki çoklu regresyon sonuçları yüzey akışın sırasıyla 0.989 ve 0.963; toprak kaybının ise sırasıyla 0.998 ve 0.946 tahmin edilebileceğini göstermiştir [EN] Highways have various negative impacts on ecosystems ranging from loss of habitat to soil erosion, from irritating noise to vehicle exhaust emissions. The present study was carried out to determine the amount of runoff and erosion over the side slopes of Canakkale-Lapseki highway and to determine the relationships between the factors affecting runoff and erosion (slope, plant cover and soil characteristics). A total of 40 rainfall simulations were performed over vegetated and unvegetated highway slopes with different sloping angles. In each simulation, time to runoff, average runoff, maximum runoff, runoff coefficient, sediment concentration, sediment peak, and total soil loss were measured. Soil samples were taken from the highway road slopes and physical and chemical analyses were performed over them. While significant differences were observed in time to runoff start, runoff, maximum runoff, runoff coefficient and total soil loss values of unvegetated slopes with increasing sloping angles, significant differences were observed only in time to runoff start values of vegetated slopes with increasing angles. Positive correlations were observed between runoff and slope angles of unvegetated slopes and between runoff and moisture content of vegetated slopes. Positive correlations were also observed between soil loss and slope angle of unvegetated slopes; between soil loss and slope angle, between soil loss and clay content of vegetated slopes; negative correlations were observed between silt and sand contents of vegetated slopes. Multiple regression results on vegetated and unvegetated slopes revealed that runoff can respectively be estimated as 0.989 and 0.963; soil loss respectively as 0.998 and 0.946Öğe Çanakkale (Eceabat, Akbaş Şehitliği) orman yangınıyla bazı fiziksel ve kimyasal toprak özelliklerinin zamansal değişiminin belirlenmesi(2018) Parlak, MehmetÖzellikle Akdeniz tipi ekosistemlerde yangınların neden olduğu toprakların fiziko-kimyasal özelliklerinin değişmesi arazibozulmasına neden olan faktörlerden biri olarak düşünülmektedir. Araştırma alanı Güney Marmara Bölgesi’ndeki Çanakkale’ ninAkbaş Şehitliği’nde Pinus bruita’nın baskın olduğu Akdeniz ekosisteminde yer almaktadır. Yangından 1 ay, 1 yıl, 2 yıl ve 3 yıl sonrayanan ve yanmayan alanlardan 0-5 cm derinlikten toprak örnekleri alınmıştır. Toprak örneklerinde bünye, agregat stabilitesi, pH,elektriksel iletkenlik (EC), kireç (CaCO3), organik madde ve yarayışlı element (P, K, Ca ve Mg) analizleri yapılmıştır. Araştırmaalanındaki yanan ve yanmayan toprakların kil, silt, kum yüzdeleri farklılık göstermemiştir. Akbaş’taki orman yangınında topraklarınagregat stabilitesi ve pH’sı yanmayan alana göre yanan alanda daha yüksek olmasına rağmen istatistik olarak önemli farkbulunmamıştır. Çalışma alanında yanmayan topraklara göre yanan toprakların EC, organik madde, P, K, Ca ve Mg içerikleri artışgöstermiştir. Akbaş’taki yanmayan alanlarda CaCO3 1.65 kat daha fazla saptanmıştır.Öğe Çanakkale Lapseki'de Farklı Arazi Kullanım Şekillerinin Sıçrama Erozyonuna Etkileri(2014) Parlak, MehmetErozyon sürecinin ilk aşamasını oluşturan sıçrama erozyonu, toprak partiküllerinin yer değiştirmesineve toprak yapısının tahrip olmasına neden olur. Bu araştırma Lapseki?nin Subaşı Köyünde (Çanakkale) 3 farklıarazi kullanım şekillerindeki (kiraz bahçesi, buğday tarlası ve mera) sıçrama erozyonunu belirlemek içinyapılmıştır. Her bir arazi kullanım şekline göre 8?er tane sıçrama kabı ve sıçrama hunisi kiraz bahçesi, buğdaytarlası ve meraya yerleştirilmiştir. 21 Kasım 2011 ile 5 Mayıs 2012 tarihleri arasında doğal yağış koşullarındasıçrama erozyonu ölçülmüştür. Sıçrama kaplarındaki ortalama toprak miktarları kiraz bahçesi, buğday tarlası vemerada sırasıyla 1975 g m 2, 498,2 g m 2, 219,3 g m 2; sıçrama hunilerinde ise ortalama toprak miktarlarısırasıyla 982,2 g m 2 , 633,5 g m 2ve 465 g m 2olarak belirlenmiştir. Sıçrama erozyonuyla oluşan toprakkaybının azaltılması için mevcut kiraz bahçelerinde acilen uygun olan örtü bitkilerinden birisi yetiştirilmelidir.Öğe Çanakkale Umurbey Ovası topraklarının erozyona duyarlılığının mevsimsel değişimi(2014) Parlak, Mehmet; Yiğini, Yusuf; Ekinci, HüseyinToprağın erozyona duyarlılığı, yağış veya yüzey akışla toprağın parçalanmaya direncidir. ÇanakkaleUmurbey Ovası topraklarının erozyona duyarlılığını (K faktörü) ıslak eleme ve Wischmeier ve Smith (1978)abağının eşitliği kullanarak belirlemek için dört mevsimde 17 toprak serisinden yüz ey örnekleri alınmıştır. Kfaktörleri ve agregat stabiliteleri bakımından mevsimler arasındaki farkın karşılaştırılması tekrarlanan ölçümlüdeneme düzeninde varyans analizine göre yapılmıştır. Farklı mevsimlerde alınan toprakların agregat stabilitesideğerleri (%2.76 ile %4.35) düşük, K faktörü değerleri ise 0.20 ile 0.30 arasında (fazla aşınabilir topraklar)saptanmıştır. Toprakların agregat stabilitesi değerlerini yükseltmek ve K faktörü değerlerini düşürmek içintoprak koruyucu yöntem olarak bitkisel yöntemlere ağırlık verilmeli özellikle organik madde toprağa ilaveedilmelidir.Öğe Celery harvesting causes losses of soil: A case study in Turkey(Elsevier, 2018) Parlak, Mehmet; Cicek, Giyasettin; Blanco-Canqui, HumbertoSoil loss due to crop harvesting (SLCH) could contribute to the total soil loss, but the extent of such losses could vary among root crops. While many have studied SLCH with different crops, studies on SLCH for celery are unavailable. Thus, we quantified SLCH of celery (Apium graveolens L.) in northwest Turkey, a region with 19% of celery production in Turkey. We also studied the factors influencing SLCH and the cost of nutrients lost with soil due to celery harvesting. Soil loss due to manual celery harvest ranged from 1.41 to 8.52 Mg ha(-1) harvest(-1) with an average value of 4.00 Mg ha(-1) harvest(-1). Clay, lime, organic matter, and soil moisture content explained about 35% of the variation of SLCH. The estimated annual cost of nutrient lost with soil was US$ 6.18 per hectare. The significant soil loss due to celery harvesting should be taken into account when estimating total soil erosion.Öğe Change of mineral element content in the common shrubs of Mediterranean zone. I. Macronutrients(Lithuanian Research Centre Agriculture & Forestry, 2011) Gokkus, Ahmet; Parlak, Altingul Ozaslan; Parlak, MehmetShrubs are characteristic of Mediterranean zone and are a significant feed source for goats. However, nutrient contents of shrubs vary significantly with climate, soil and especially with plant growth. There are a few studies on annual variations in mineral contents of shrubs in Marmara Region. Therefore, in this study, seasonal variation of macronutrients (N, P, K, Ca, Mg, S) of kermes oak (Quercus coccifera L.), mock privet (Phillyrea latifolia L.), prickly juniper (Juniperus oxycedrus L.), gall oak (Quercus infectoria Oliv.), Christ's-thorn (Paliurus spina-christi Miller), pink rockrose (Cistus creticus L.), thyme (Thymus longicaulis C. Presl.) and prickly burnet (Sarcopoterium spinosum (L.) Spach) were investigated for 14 months (October 2006 November 2007). Variation of macronutrients throughout the year was found to be significant for all shrubs. The concentrations of N, P, K, and S in the shrubs reached the highest levels during the April May months. However, Ca significantly decreased in April. Variation in Mg varied with shrub species. While the amount of N was able to meet the demands of goats during spring for all shrubs except for Paliurus spina-christi and Quercus infectoria, they were not able to meet the demands in other seasons. While Paliurus spina-christi had sufficient N every season, Quercus infectoria had also sufficient N during each season except for winter. P, K, and Ca were mostly observed at sufficient amounts for goats. While Juniperus oxycedrus had insufficient Mg in every season and mock privet in summer and autumn, Mg deficiency was not observed in other shrubs. Amounts of S were generally insufficient for the needs of goats.Öğe Change of mineral element content in the common shrubs of mediterranean zone. II. micronutrients(2013) Gökkuş, Ahmet; Parlak, Altıngül Özaslan; Parlak, MehmetAkdeniz vejetasyonunda çalılar yaygındır ve bu alanları en iyi keçiler değerlendirmektedir. Hayvanlar ihtiyaç duydukları besin elementlerini genellikle otladıkları bitkilerden karşıladıkları için bu makalede çalıların mikro besin elementlerinin yıl boyu değişimi incelenmiştir. Araştırma Çanakkalenin maki vejetasyonuna sahip korunan ve otlanan meralarında Ekim 2006Kasım 2007 arasında yürütülmüştür. Denemede kermes meşesi, akçakesme, katran ardıcı, mazı meşesi, karaçalı, yapraklı laden, kekik ve abdestbozan çalılarında aylık olarak Fe, Mn, Cu, B, Na ve Zn miktarlarının değişimi incelenmiştir. Bu besin elementlerinin çalılardaki aylık değişimleri önemli olurken, sadece mazı meşesinde Zn, yapraklı laden ve kekikte Nadaki değişim önemli bulunmamıştır. Genellikle mikro elementlerinin değişimi bitkilere göre farklı seyir izlemiş, sadece Cu bütün çalı türlerinde ilkbahar başında yüksek olurken, olgunlaşmanın ilerlemesi ile azalmıştır. Bu alanlarda otlayan keçiler için çalıların Fe, Cu ve Na miktarları her dönemde yeterli, Zn yetersiz bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, denemede ele alınan çalıların büyüme dönemleri içerisinde gerek duydukları mikro besin elementi yönünden herhangi bir açık görülmemektedir. Buna karşılık otlayan keçilerin en azından yaşama payı ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için Zn miktarlarında ortaya çıkan açığın mineral katkısı ile karşılanması gerekmektedir.Öğe Change of mineral element contents in the common shrubs of Mediterranean climatic zone: Non-nutrients(2013) Parlak, Altıngül Özaslan; Parlak, Mehmet; Gökkuş, AhmetAkdeniz kuşağı çalıları derin kökleri ve genelde herdem yeşil yapıları ile yem değerlerini yıl boyu korumaya çalışırlar. Bu durum keçilerin besin elementi ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü buralardan karşılamalarına yardımcı olur. Ancak bitkilerde besin elementleri dışında yararlı ya da zararlı olabilen birçok mineral de bulunmaktadır. Bu tür elementlerin çalılardaki miktarlarıveya değişimleri konusunda Türkiye’nin Marmara ve Ege bölgelerinde araştırmayapılmamıştır. Bu nedenle bu araştırmada besin elementi olmayan minerallerin çalılardaki değişimi incelenmiş ve bunların keçilerle ilişkileri ortaya konmuştur. Deneme Ekim 2006 -Kasım 2007 tarihleri arasında Çanakkale’nin iki ayrı çalılı alanında yürütülmüştür. Araştırmada kermes meşesi, akçakesme, katran ardıcı, mazı meşesi, karaçalı, yapraklı laden, kekik ve abdestbozan çalılarının Se, Co, Ni, Cr, Cd ve Pb miktarları belirlenmiştir. İncelenen çalılardaki çoğu mineralin yıl boyu değişimi önemli, ancak düzensiz olmuştur. Bu düzensizlik genelde bu elementlerin bitkiler için mutlak gerekli olmadıklarından ve eser miktarlarda bulunmalarındanileri gelmiştir. Çalıların ortalama Se miktarları 0.02-0.45, Co 0.01-46, Ni 1.70-5.54, Cr 1.35-2.29, Cd 0.01-0.15 ve Pb 0.72-1.93 mg kg-1 arasında değişmiştir. Bu elementlerin hiçbiri gerekbitkiler gerekse hayvanlar için eksiklik veya fazlalık olarak herhangi bir sorun yaratacak düzeyde olmamıştır.Öğe Determination of soil erosion over different land uses by mini rainfall simulator(Wfl Publ, 2012) Parlak, MehmetThe main factors influencing soil erosion by water are rainfall, land use and management, topography and soils and their properties. Land use, as one of the most important factors, influences the occurence and the intensity of runoff and sediment yield. This study was carried out in Lapseki Town of Canakkale over the adjacent lands with four different land uses (sweet cherry orchard, fallow land, rangeland and dry farming) to determine the impacts of different land uses on some soil properties and soil erosion by using a rainfall simulator under field conditions. Soil samples were taken from 0-10 cm and 10-20 cm depths of each land use and texture, dry bulk density, pH, electrical conductivity (EC), organic matter and lime analyses were carried out over these samples. Statistical analysis (ANOVA) revealed significant differences (p<0.05) among soil samples with regard to clay, silt, sand, dry bulk density and pH. A total of 36 rainfall simulations were carried out over 4 different land uses. While the highest runoff and erosion rates (2.52 ml s(-1) and 1370.20 g m(-2)) were observed in sweet cherry orchard, the lowest rates (0.90 ml s(-1) and 43.50 g m(-2)) were observed in rangelands. Time to runoff was measured as 228.22 s for dry farming lands and 96.11 s for sweet cherry orchard. The orchard had 2.6 times higher maximum runoff value than the rangeland. Runoff coefficient (%) was determined as 16.12 in sweet cherry orchard, 10.30 in dry farming. 7.57 in fallow land and 5.85 in rangeland. Sweet cherry orchard also yielded 9 times higher sediment concentration than rangeland. While the highest sediment peak (124.59 g 1(-1)) was observed in fallow land, the lowest value (20.61 g 1(-1)) was seen in rangeland.Öğe Determination of the Fertility Status of Eceabat-Canakkale Agricultural Soils(Galenos Publ House, 2008) Parlak, Mehmet; Fidan, Abidin; Kizilcik, Ilker; Koparan, HakanThis research was carried out to determine the fertility levels of agricultural soils in Eceabat district. For this purpose, 116 soil samples were taken from the research area and their physical and chemical properties were determined. According to the results of the research, the soils have different content of lime, slight alkaline, without any salinity problem, low in organic matter and high in potassium. The studied soils are deficient in phosphorus (50.86 % of the samples), zinc (83.62 % of the samples), manganase (58.62 % of the samples), but sufficient in calcium (90.52% of the samples), magnesium (all soils), copper (99.14% of the samples) and iron (all samples) content.Öğe Eceabat ilçesi (Çanakkale) tarım topraklarının verimlilik durumlarının belirlenmesi(2008) Parlak, Mehmet; Fidan, Abidin; Kızılcık, İlker; Koparan, HakanBu araştırma Çanakkale’ye bağlı Eceabat ilçesi tarım topraklarının verimlilik durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırma alanını temsil edebilecek şekilde 116 toprak örneği alınmış ve bu örneklerin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre topraklar değişik miktarlarda kireç içermekte olup, hafif alkalin, tuzsuz, düşük organik madde ve yüksek potasyum içermektedirler. Toprakların fosfor (toprakların % 50.86’ sı), çinko (toprakların % 83.62’ si) ve mangan (toprakların % 58.62’ si) miktarları yetersiz, fakat kalsiyum (toprakların % 90.52’ si), magnezyum (toprakların tamamı), bakır (toprakların % 99.14’ ü) ve demir (toprakların tamamı) miktarları ise yeterlidir.Öğe EFFECT OF HEATING ON SOME PHYSICAL, CHEMICAL AND MINERALOGICAL ASPECTS OF FOREST SOIL(2011) Parlak, MehmetBu araştırmanın amacı Gelibolu Tarihi Milli Parkından alınan orman topraklarını farklı sıcaklıklarda ısıtmanın toprakların fiziksel, kimyasal, minerolojik özelliklerine etkisini belirlemektir. Toprak örnekleri farklı sıcaklıklardaki (25, 100, 200, 300, 400 ve 500 °C) fırında 1 saat bekletilmiştir. Toprakların ısıtılması kil, silt, kısmen kimi sıcaklıklarda pH ve kireç, toplam N, değişebilir Ca, Mg, Na, KDK içeriğini düşürmüştür. Buna rağmen toprakların ısıtılması kum, agregat stabilitesi, elektriksel iletkenlik, kısmen bazı sıcaklıklarda değişebilir K, alınabilir P ve yanma kaybını artırmıştır. Toprakların ısıtılması toprak renginin valü ve kromaları üzerine farklı etkilerde bulunurken minerolojik bileşimlerini belirgin ölçüde değiştirmiştir.Öğe Effect of Salinity in Irrigation Water on Some Plant Development Parameters of Sainfoin (Onobrychis viciifolia Scop.) and Soil Salinity(Ankara Univ, Fac Agr, 2008) Parlak, Altinguel Oezaslan; Parlak, MehmetEffect of irrigation water salinity was investigated on both the yield and quality of sainfoin and soil salinization under greenhouse conditions in 35 cm wide and 65 cm long PVC columns. Sainfoin was chosen because it is grown in arid and semiarid region with salinity problems and it is cold resistant. 5 levels of water salinity (0.27, 3.5, 7, 10 and 13 dS m(-1)) and two levels of alkalinity (SAR= 0.35 and 10) were evaluated as a factorial in a randomized - plot design with three replicates. Sainfoin was harvested twice. Plants got shorter and dry hay yield and crude protein ratio were declined as the levels of salt and alkalinity increased for both harvests. There were no live plants in the second harvest when salt concentration and alkalinity was highest. Increase in soil salinization was also observed with increasing water salt level.Öğe Effect of soil compaction on root growth and nutrient uptake of forage crops(Wfl Publ, 2011) Parlak, Mehmet; Parlak, Altingul OzaslanSoil compaction is an important environmental problem and it causes physical degradation by adversely influencing hydraulic properties of soil and productivity parameters. It can affect root development and nutrient uptake. Objective of this study is to determine effects of soil compaction on root development and nutrient uptake of forage crops. Trial was carried out for 3.5 months in PVC cylindrical pots filled with clay loam soils with hairy vetch (Vicia villosa Roth.), common vetch (Vicia saliva L.), Italian ryegrass (Lolium italicum Lam.) and barley (Hordeum vulgare L.) plants. Statistical analyses showed that as the bulk density increased, root length and root surface area decrease (statistically significant in common vetch and nonsignificant in Italian ryegrass and barley). Increase in bulk density caused in all plants a significant decrease (p <= 0.05) in dry weights of root and shoot. Plant generally had lower quantities of nitrogen (N), calcium (Ca), and magnesium (Mg) and higher quantities of phosphorus (P), iron (Fe), manganese (Mn), and zinc (Zn) as the bulk density increased.Öğe Effect of the saline water on annual ryegrass (lolium multiflorum lam) yield and soil salinity(2006) Parlak, Altıngül Özaslan; Parlak, Mehmet; Hakyemez, B. HakanThis study was conducted with the intent of determining the effect of different salt types and concentrations on ryegrass yield and quality using 35x 65 cm PVC pipes in greenhouse conditions. Five different treatments of NaCl and KC1 (0.25, 0.5, 1.0, 2.0 % and control) were established in a 2 x 5 factorial design with 3 replicates. Increasing salt concentration decreased plant height, main stem thickness, green and dry matter yield, crude protein yield and total ash yield. Plant growth showed slow increase when the plants were irrigated with 1.0 and 2.0 % salt concentration. KC1, comparing to NaCl, caused more damage on plants. Moreover, soil salinity also increased with the increase of salt concentration in irrigation water.











