Yazar "Pala, Akın" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Age at first calving of Nellore cattle in the semi-arid region of northeastern Brazil using linear, threshold, censored and penalty models(Elsevier, 2013) Mendes Malhado, Carlos Henrique; Mendes Malhado, Ana Claudia; Martins Filho, Raimundo; Souza Carneiro, Paulo Luiz; Pala, Akın; Carrillo, Jose AdrianData are typically discarded when there are inconsistencies in a database, or when information is discrepant or out of range for the biological characteristics of the species being analyzed. However, such loss of information could have considerable implications for genetic evaluation of cattle. Here, we use different models to estimate genetic parameters for age at first calving in order to prevent data elimination. We used five approaches based on trait distribution to define the limits of censure/disposal: linear model, censorship, penalty and missing methods, and threshold model (binary and polychotomous). Data splitting and Pearson correlation were used to evaluate fitting and comparison of models. The lowest heritabilities were estimated for the missing method and the binary model. Exclusion of outliers from the data considerably affects the estimation of genetic parameters and the ranking of sires. Moreover, models that suffered from data elimination generated the worst classifications in terms of the comparison of models. Researchers should be extremely careful when deciding to discard data. For example, an age at first calving up to 72 months could be considered an outlier for other countries or even other areas in Brazil. Although this value is very high, it could be realistic under arid or semi-arid conditions. In these situations, the penalty or censure models are the most appropriate methods of analyses. (C) 2013 Elsevier B.V. All rights reserved.Öğe Besin alımı ve vücut ağıtlığı değişimine çevresel (fotoperiyodik) ve maternal faktörlerin etkileri ve bu etkiileşiminin erkek ve dişilerde (hamster ve gerbil) beynin hipotalamik bölgesindeki genetiksel düzenlemeleri(2013) Gündüz, Bülent; Pala, Akın; Hasanoğlu, Nursel; Güneş, Zübeyde; Gülşin, Gözde[Abstract Not Available]Öğe Çanakkale Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği üyesi keçicilik işletmelerinde teknik sorunların belirlenmesi üzerine bir araştırma(2006) Koyuncu, Emrah; Pala, Akın; Konyalı, Aynur; Ataşoğlu, Cengiz; Daş, Gürbüz; Ersoy, İ. Erbil; Uğur, FeyziÇanakkale yöresindeki süt keçisi yetiştiriciliğine yer veren tarım işletmelerinin yapısal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla il merkezine bağlı 9 köyde 20 işletme ile anket çalışması yapılmıştır. Ankete katılan yetiştiricilerin ortalama yaşı 47 ± 8.8 olup, ortalama sürü büyüklüğü 55.7 ± 36.2 baş olarak saptanmıştır. İşletmeler genelinde en yoğun yetiştirilen keçi ırkı Saanen (% 84.21) olup bunu sırasıyla Maltız (% 52.63) ve Kıl Keçisi (% 42.11) izlemektedir. İşletmelerdeki ortalama çoğuzluk oranı 0.59 ± 0.21 olarak bulunmuştur. Görüşülen işletmelerdeki tahmini günlük süt verimi ortalama 2.32 ± 0.90 ve laktasyondaki süt verimi 363 ± 144 litre olarak tespit edilmiştir. Yetiştiricilerin % 65'inin barınak tipi klasik ağıl olarak nitelendirilebilecek bir yapı türünde olmakla birlikte, % 20'sinde sundurma bulunmakta, %15'inde ise işletme ahırı keçi barınağı olarak kullanılmaktadır. Barınaklar genel durum itibariyle sınıflandırılacak olursa, % 39'u iyi, % 50'si orta ve % 11'i kötü olarak nitelendirilebilir. İşletmelerin % 75'i sürülerini köy ortak merasına çıkartmaktadır. Ortalama oğlak ölüm oranı 0.30 ± 0.19 olan isletmelerde, en çok görülen sağlık problemleri dış parazitler (% 68.42), solunum yolu hastalıkları (% 52.63) ve göz hastalıktandır (% 42.11). İşletmelerin % 84.21'inde hayvanlara çeşitli koruyucu aşıların yaptırıldığı saptanmıştır. Sonuç olarak, Kıl keçilerine göre süt verimleri daha yüksek olan Saanen ve Maltız melezlerinin sayısı işletmeler genelinde arttırılmalıdır. Küçük aile işletmeciliğinde fiziki alt yapı yetersizliği verimi olumsuz yönde etkilemektedir. İşletmelerde keçi için etkin bir sağlık koruma takvimi veya programı tüm yıl boyunca uygulanmalıdır.Öğe Characteristics of Probiotic Ayran made from Different Goat Breeds(Sidas Medya A.Ş., 2006) Uysal-pala, Çiğdem; Karagül-yüceer, Yonca; Pala, AkınGoat milk is commonly processed locally and the industrial usage is limited. Generally, cow's milk is used to produce ayran. Goat milk has many benefits on human heath as compared with cow's milk. Probiotic microorganisms have important benefits on health also. Main purpose of this study was to make ayran from different goat breeds' milk using probiotic cultures Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium bifidum and to investigate the effects of those breeds on sensory characteristics of ayran. In this study, milk of the predominant breeds in Çanakkale; Turkish Saanen, Malta and Turkish hair goats were used to produce ayran. There were three groups: i 100 % goat's milk ayran, ii %50 goat-%50 cow's milk ayran, iii %100 cow's milk ayran. According to descriptive sensory analysis results, common terms were developed as 'goaty/waxy', 'creamy', 'fermented', 'cooked', 'retronasal irritation', 'sweet', 'salty', 'sour', 'astringent'. The intensities of each sensory term varied. Both goat breed and probiotic culture had significant effects on sensory characteristics of the ayran [TR] Günümüzde keçi sütü endüstriyel anlamda yaygın olarak değerlendirilmemektedir. Ayran üretiminde genel olarak inek sütü kullanılmaktadır. İnek sütüyle karşılaştırıldığında keçi sütü sağlık üzerine daha olumlu etkilere sahiptir. Bununla birlikte, probiyotik mikroorganizmaların da sağlık üzerine önemli yararları olduğu bilinmektedir. Bu projenin amacı normal yoğurt kültürü ve probiyotik kültür Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium bifidum kullanılarak farklı ırklardan elde edilen keçi sütlerinden tuzsuz ayran üretimi ve ürünün karakteristik duyusal özellikleri üzerine ırkın etkisinin ortaya konmasıdır. Çalışmada Çanakkale yöresinde yetiştiriciliği yapılan Saanen, Maltız ve Kıl keçisi ırklarına ait sütler ayran yapımında kullanılmıştır. Ayran üretimi %100 keçi sütü, %50 keçi sütü + %50 inek sütü ve %100 inek sütü kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tarife dayalı duyusal değerlendirme sonuçlarına göre farklı ırklara ait sütlerden üretilen ayranlarda geliştirilen ortak terimler şunlardır: 'keçimsi/mumsu', 'kremamsı', 'fermente', 'pişmiş', 'genizde yanıklık', 'tatlı', 'tuzlu', 'ekşi' 'buruk'. Ayranlarda belirtilen bu duyusal özelliklerin yoğunlukları bakımından farklılık gözlenmiştir. Sonuç olarak ayranın duyusal özellikleri üzerine keçi ırkının ve probiyotik kültür kullanımının önemli etkilerinin olduğu saptanmıştırÖğe Conditioning goats to avoid eating young Sarcopoterium spinosum plants(2007) Pala, Akın; Mendeş, Mehmet; Akbaş, YavuzBu çalışmanın amacı Alman Asil keçilerinin Sarcopoterium spinosum bitkisini tüketmekten kaçınmayı öğrenip öğrenemeyeceklerini araştırmaktır. Keçilerin taze ağaç fidanları gibi tercih edilen bitkilerin tüketilmesini engelleyecek şekilde şartlandırılması ormanlık alanlara zarar vermelerini engelleyebilir. Sekiz adet keçi iki gruba ayrılmıştır. Bir gruba acı biberle muamele edilmiş bitkiler verilirken diğer gruba Magnesium Hydroxide (MGH) ile muamele edilmiş bitkiler verilmiştir. Keçiler sabah 9 ve öğleden sonra 1 arası, her iki saatte bir yarım saat boyunca gözlenmiş, MGH veya acı kırmızı biberle muamele edilmiş bitkileri kaç defa yeyip yemedikleri kayıt edilmiştir. Analizlerin yapılmasında sekiz adet keçiye ait toplam 224 kayıt kullanılmıştır. MGH ve acı biberle muamele edilmiş bitkilerin tüketimlerinin zamana göre analiz edilmesinde Genelleştirilmiş Tahmin Eşitlikleri (Generalized Estimating Equations, GEE) yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda keçilerin, MGH ile muamele edilmiş bitkileri, acı biberle muamele edilmiş bitkilere göre daha fazla tüketme eğiliminde oldukları gözlenmiştir (P=0.04). Diğer taraftan, herhangi bir muameleye tabii tutulmamış bitkilerin tüketilme sayıları bakımından, söz konusu gruplar arasında, istatistiksel olarak önemli olan bir farklılığa rastlanılmamıştır (P=0.43). Uygulama ne olursa olsun, Sarcopoterium Spinosum bitkisinin tüketimi ile herhangi bir uygulamanın olmadığı bitkilerin tüketimi arasındaki farklılığın istatistiksel olarak önemli olduğu görülmüştür (P=0.001). Bu bulgulardan hareketle, hem MGH, hem de acı biber ile muamele etmenin keçilerde etkili olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, etkili maddeler kullanılmasıyla keçilerin genç bitkilere zarar vermelerinin önlenebileceği sonucuna varılabilir.Öğe Genetiği değiştirilmiş organizmalara toplumun bakış açısı(2007) Demir, Ahmet; Pala, AkınGenetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) toplumunun bakış açısını saptamak amacıyla yaş, cinsiyet, meslek, eğitim durumu gibi kişisel bilgilerin dışında 14 soru hazırlanmıştır. İlk üç soru katılımcıların konuyla ilgili bilgisini test etmek amacıyla sorulmuştur. Son kısım olan 14. soru ise altı adet cümleyi kapsamaktadır ve katılımcıların 1 ile 5 arasında değişen bir puanlama yapmaları istenmiştir. Çalışma 439’u bayan 474’ü erkek, toplam 913 kişi ile yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SAS V8.2 paket programı kullanılmıştır. İlk üç soru için bir skor hesaplanmıştır ve bu sorulara verilen her doğru yanıt için bir puan verilmiştir. Katılımcıların % 41,07’si GDO terimini ilk kez televizyondan duyduğunu belirtirken, % 28,92’si ise anket çalışmasında duyduğunu belirtmiştir. Ankete katılanların %45,73’ü GDO’ların sağlık sorunları yaratabileceğini belirtmiştir. Katılımcıların %91,79’unun alış verişlerinde ürünlerin etiketlerini okudukları tespit edilmiştir. Ankete katılanların %95,62’si ürünlerin üzerinde GDO olup olmadığı belirtilmelidir derken, üzerinde GDO olduğu belirtilen ürünü satın almayacağını söyleyen katılımcı oranı %85,76’dır. Domuz geni taşıyan bir ürünü tüketir misiniz sorusuna katılımcıların %94,30’u hayır yanıtını verirken, insan geni taşıyan bir ürünü tüketir misiniz sorusuna katılımcıların %97,48’i hayır yanıtını vermiştir. Bilgi seviyesi arttıkça GDO’lara bakış açısı daha olumlu olmaktadır. Yaş arttıkça ürün etiketi okuma oranı artarken, GDO’lu gıdalara yaklaşım daha olumsuz hal almıştır. Bayanlar GDO’lu gıdalara, erkeklere göre daha şüpheci yaklaşmışlardır. Puanlama yapılması istenen ürünler arasında, demir ve Beta Karoten içeriği zengin çeltik (2.68) en yüksek puanı alırken, normalden hızlı büyüyen balık (1.44) ve yağsız et üreten koyun (1.62), en olumsuz puanları almışlardır. Genelde genetik mühendisliği ile hayvanların değiştirilmesine tepkinin, bitkilere nazaran daha yüksek olduğu görülmektedir.Öğe Path analysis of the relationships between various body measures and live weight of American bronze Turkeys under three different lighting programs(2005) Mendeş, Mehmet; Karabayır, Ali; Pala, AkınHayvan ıslahı ve genetiğinde, sebep-sonuç ilişkilerinin bilinmesi seleksiyon hakkında önemli ipuçları verebilir. Sebep değişkenlerinin üzerinde durulan özelliklere katkılarının farklı olması, söz konusu özelliklere en fazla katkı yapan değişkenlerin belirlenmesini gerektirir. Bu çalışmada, Amerikan Bronz Hindilerinin tespit edilen dört özelliğinin (incik uzunluğu, göğüs uzunluğu, göğüs derinliği ve göğüs çevresi), 30. hafta canlı ağırlık üzerine doğrudan ve dolaylı etkileri iz katsayısı metodu (Path analizi) kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, canlı ağırlık üzerine en fazla doğrudan etkiye sahip olan değişkenin incik uzunluğu değişkeninin olduğunu göstermiştir. Genel olarak, göğüs uzunluğu ve göğüs çevresi değişkenlerinin incik uzunluğu üzerinden olan dolaylı etkileri de daha yüksek bulunmuştur. Buradan hareketle, 30. hafta canlı ağırlığa en etkili değişkenin incik uzunluğu olduğu ve bunun modele dahil edilmesinin gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.











