Yazar "Kartal, Hakan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Çanakkale ölçeğinde halk sağlığı sisteminin dirençliliği ve bireysel dayanıklılık ilişkisi: COVİD-19 örneği(2023) Kartal, Hakan; Çan, GamzeAmaç: Bu çalışmanın amacı Çanakkale ölçeğinde farklı sosyal ve ekonomik olanaklara sahip olan ilçelerin halk sağlığı sistemi dirençliliğini değerlendirmek, pandeminin getirdiği koşullardan çok etkilendiği düşünülen grupların (Esnaf, öğrenci ve 65 yaş üstü) pandemi koşullarında bireysel dayanıklılıklarını değerlendirmek, halk sağlığı sistemi dirençliliğinin ve Covid-19 pandemisinde çok etkilenen gruplarda bulunmanın bireysel dayanıklılık üzerine etkisini incelemek ve gelecekte yaşanabilecek pandemi durumlarında karar vericilere halk sağlığı sistemi dirençliliği ve pandeminin getirdiği sıkıntılara daha duyarlı olan gruplara yönelik müdahalelere yardımcı olacak veri oluşturmaktır. Yöntem: Bu çalışma Nisan-Mayıs 2022 tarihinde yapılmıştır. Çalışma iki aşamada uygulanmıştır. Birinci aşamada Birleşmiş Millet Afet Riskini Azaltma Kuruluşunun (UNDRR) hazırladığı Halk Sağlığı Sistem Dirençliliği Puan Kartı ile Çanakkale ilinin üç ilçesi olan Merkez, Bayramiç ve Ayvacık ilçelerinin ilgili paydaşlar ile yapılandırılmış toplantılar sonucunda değerlendirmeleri yapılmıştır. İkinci aşamada ise seçilen üç ilçede 65 yaş üstü, esnaf ve öğrenciler (lise 2 vs 3. sınıflar) olmak üzere toplam 510 kişide demografik verileri, Covid-19 geçirme durumunu, Covid-19 Korku Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CD-RISC 25) içeren anket uygulanmıştır. Psikolojik sağlamlığa etki eden faktörler için çok düzeyli regresyon modeli uygulanmıştır. Bulgular: Psikolojik sağlamlığa etki eden faktörler için çok düzeyli regresyon modelleri oluşturulmuştur. Oluşturulan modellerde halk sağlığı sistemi dirençliliğinin psikolojik sağlamlık için anlamlı bir açıklayıcı olduğu ve halk sağlığı sitem direncinin yüksek olmasının yüksek psikolojik sağlamlık ile ilişkili olduğu saptanmıştır (ß:0,29, p<0,05). 65 yaş üstü, esnaf ve öğrenci gruplarının karşılaştırılmasında öğrenci grubunun 65 yaş ve üstü gruba göre psikolojik sağlamlıkları daha düşük bulunmuştur (ß:-11,53, p<0,01). Sonuç: Halk sağlığı sistem direncinin kişilerin psikolojik sağlamlığı üzerine nasıl etki ettiği çalışmamızda açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak aradaki ilişkinin boyutunun netleştirilebilmesi için mutlaka başka çalışmalar tarafından tekrarlanması gerektiğini düşünmekteyiz. Halk sağlığı sistemi dirençliliğinin topluma nasıl yansıdığı ve nasıl psikolojik sağlamlığı artırdığı konusunda ayrıntılı ve derinlemesine çalışmalara gerek olduğu açıktır.Öğe COVID-19 HASTALARINDA FAVİPİRAVİR TEDAVİSİNİN MORTALİTEYE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI: ERKEN PANDEMİ DENEYİMİ(Eskişehir Şehir Hastanesi, 2023) Kayta, Safiye Bilge Güçlü; Alkan, Sevil; Şener, Alper; Doğan, Ebru; Kartal, HakanGiriş: COVID-19 tedavisinde kullanılan ajanlardan biri olan favipiravirin diğer tedavilere üstünlüğü konusu halen tartışmalıdır. Bu çalışmayla, hastanemizde yatarak takip edilen favipiravir alan hastalarda, ilacın tedaviye başlangıçta ya da sonradan eklenmesinin tedavi başarısı ve 28 günlük mortalite üzerinde bir fark olup olmadığını göstermeyi ve literatüre bu konuda katkıda bulunmayı amaçladık. Yöntemler: Çalışmaya 1 Haziran-1 Temmuz 2020 tarihleri arasında, COVID-19 tanısıyla hastanemize yatarak takip edilen SARS-CoV-2 PCR pozitif hastalar dahil edildi. Hastalara ait veriler geriye dönük olarak incelendi. Hastalar tedaviye favipiravirle başlananlar, ilk seçenek tedaviye yanıt alınmadığı için tedavi rejimine favipiravir eklenenler ve favipiravir almayanlar olarak üç gruba ayrıldı. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 58,38±18,86 yıl, %59,4’ü erkek olan 662 hasta dahil edildi. 74 hastada mortalite gelişmiş olup, mortalite oranı %11,17 idi. Hastaneye yatırılan SARS-CoV-2 PCR pozitif hastaların %69’unda toraks BT’sinde %50’den fazla tutulum saptandı. Tedaviye favipiravir eklenenlerin yaş ortalaması 66,95±15,88 yıl olup, eklenmeyen gruba göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti. Başlangıçtan itibaren favipiravir alanların viral klirens oranları daha yüksekti. Çalışmamızda da başlangıçtan itibaren favipiravir alanların %17,9’sinde, sonradan eklenenlerin ise %34’ünde 28. günde mortalite geliştiği saptandı ve gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark vardı. Sonuç: Başlangıçtan itibaren favipiravir alanların viral klirens oranları daha yüksek ve mortaliteleri daha düşüktü. Favipiravir tedavisini geç başlamanın mortaliteyi arttırdığı sonucuna varılabilirÖğe Self-medication and associated factors among medical students, Çanakkale, Türkiye(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2021) Kartal, Hakan; Özerdoğan, Özgür; Çan, Gamze; Bakar, CoşkunBackround: Self-medication may cause negative consequences on individuals health. This study aims to estimate the self-medication prevalence among medical students of Ça Onsekiz .. University and determine the related factors with it. Method: This cross-sectional study was conducted in January of 2020 in …. medical school. 331 students participated in the study. The questionnaire consisted of questions about sociodemographic characteristics and self-medication prepared by the researchers with the support of the literature. Results: The prevalence of self-medication among medical students was %83,1. Participants mostly used painkillers / antipyretics (77.3%), vitamins (40.5%) and stomach remedies(24.5%). Those who kept drugs at home for later use, those who used non-prescription antibiotics, and those who stated that they understood the prospectus of drugs had a higher prevalence for self-medication. No significant statistical relationship was found between self-medication and; gender, period, parental education, boarding or daytime reading at high school, reading the prospectus before using the drug, awareness of the term rational drug use, chronic disease status, and self-medication status. Discussion: In this study, self-medication prevalence was found high among medical students. In this regard, starting from the first grade, teachings on rational rational drug use should be reviewed and, qualitative studies should be conducted to reveal the foundation of the high prevalence of self-medicationÖğe The relationship between public health system resilience and psychological resilience: multilevel regression study(Turkish Society of Public Health Specialists, 2025) Çan, Gamze; Kartal, Hakan; Toraman, Çetin; Bakar, CoşkunObjective: This study aims to explore the effect of Public Health System Resilience (PHSR) on the psychological resilience of individuals. To demonstrate this interaction, the study investigated psychological resilience levels of individuals negatively affected by the recently experienced COVID-19 pandemic as a disaster period in the province of Çanakkale. Method: This study was conducted in two stages in April and September 2022. In the first stage, the PHSR Scorecard prepared by the United Nations Office for Disaster Risk Reduction was used to obtain the scores from the Merkez province of Çanakkale and the Bayramiç and Ayvacık districts. In the second stage, a questionnaire for demographic data and the Psychological Resistance Scale was administered to 510 people, including those over 65 years, small business owners, and students (high-school grades 2 and 3). The results were analyzed at two levels and with three different models using the Multilevel Regression analysis. Results: Based on the multilevel regression model formulated for the factors affecting Psychological Resilience, it was found that PHSR was an explanatory or predictor variable for psychological resilience, and a high public health system resilience was associated with a high psychological resilience (Model 1 ß:0,29, p<0,05), (Model 2 ß:0,26, p<0,01) (Model 3 ß:1,05, p<0,01). It was also found that in PHSR interactions, small business owner groups (β =-0,77, t=-2,35, p<0,05) and student groups (β =-1,56, t=4,72, p<0,01) were affected more negatively than the group aged over 65 years. Conclusion: Our study has demonstrated that PHSR effectively enhances individuals’ psychological resilience. © 2025 by the Association of Public Health Specialist.Öğe TIP FAKÜLTESİ KLİNİK DÖNEM ÖĞRENCİLERİ İÇİN COVID-19 KORKU ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ(Nobel İlaç, 2023) Oymak Yalçın, Sibel; Çan, Gamze; Toraman, Çetin; Kartal, Hakan; Yıldırım, Mustafa Şefik; Bakar, CoşkunAmaç: COVID-19 pandemisi nedeniyle sağlık profesyonelleri kesintisiz çalışmaya, koruyucu, tedavi edici hizmetleri sunmaya devam etmektedir. Bu ağır ve kesintisiz iş yüküne ve çeşitli risk faktörlerine bağlı olarak psikolojik sağlık sorunları yaşama riski de artmaktadır. COVID-19 korkusunu taramak için erişkinlerde uluslararası literatürde mevcut ölçekler geliştirilmiştir. Bu araştırmanın amacı, tıp fakültesi klinik eğitim döneminde olan öğrencilerin COVID-19 korku düzeylerini belirleyebilmek için pratikte kullanılabilecek bir ölçeğin geliştirilmesidir. Materyal ve Metot: Metodolojik tipte bu çalışmaya 2020-2021 klinik eğitim döneminde yer alan 371 öğrenci dahil edilmiştir. Gerekli düzenlemeler yapılmış ve aday korku ölçeği oluşturulmuştur. Ölçekteki maddeler 5 dereceli Likert tarzda yapılandırılmıştır. Veri setinin faktör analizi için uygunluğu Kaiser Meyer Olkin (KMO) test ile sınanmıştır. Faktör belirleme yöntemi olarak temel eksen boyutlandırma “Principal Axis Factoring” (PAF) yöntemi kullanılmıştır. Döndürme yöntemi olarak “Oblik Rotasyon” yöntemi uygulanmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik kanıtları Klasik Test Kuramına (KTK)ve Madde Tepki Kuramına (MTK) göre incelenmiştir. Bu araştırmada tek boyutluluk açımlayıcı faktör analizi (AFA) ile incelenmiştir. Yerel bağımsızlık varsayımı Q3 istatistiği ile test edilmiştir. MTK kalibrasyonları R v.4.0.5 software kapsamındaki “mirt v.1.30” program ile sağlanmıştır. Bulgular: Üçyüz yetmiş bir katılımcının %55,3’ü kadındır (n=205). Öğrencilerin %41,8’i dönem 4 (n=155), %29,6’sı dönem 5 (n=110), %28,6’sı dönem 6’dır (n=106). Aday COVID-19 Korku Ölçeği’nin 35 maddesinin “madde toplam korelasyonu incelemesi”, açımlayıcı faktör analizi (AFA) ile yapılmış ve 18 madde ölçme ve değerlendirme, ölçek geliştirme literatüründe istenilen değerlere ulaşamadığı için ölçek madde havuzundan çıkarılmıştır. Yapılan analizler sonucunda COVID-19 korku ölçeğinin total 17 maddede üç alt faktörle geçerli ve güvenilir bir şekilde öğrencilerin COVID-19 korku düzeyini belirlediği saptanmıştır (F1: COVID-19 Nedeniyle Mesleğini Uygulamaktan Korku; F2: COVID-19’a Yakalanmaktan ve Yaymaktan Korku; F3: Olumsuz Alışkanlıklar Nedeniyle Hastalıktan Korku). Ayrıca ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik düzeyleri hem klasik test kuramına hem de madde tepki kuramına göre kanıtlanmıştır. COVID-19 korku ölçeğinin klasik test kuramına göre güvenilirlik göstergesi olan Ölçek Toplam Cronbach Alpha Güvenirlik Değeri 0,932 bulunmuştur. Madde tepki kuramına göre marjinal güvenirlik katsayıları sırasıyla F1, F2 ve F3 alt faktörleri için 0,927; 0,870 ve 0,811 düzeylerinde saptanmıştır. Sonuç: Geliştirilen COVID-19 korku ölçeği toplam 17 maddede üç alt faktörle geçerlidir ve güvenilirdir. Ölçek farklı bölgelerdeki tıp fakültelerinin klinik dönem öğrencilerinde kullanılabilir, böylece daha ayrıntılı karşılaştırmalar da yapılabilir.Öğe TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN COVID-19 PANDEMİSİNDE KİŞİSEL KORUYUCU EKİPMAN KULLANIMI KONUSUNDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ(2022) Şahinoğlu, Serhat; Çeviker, Sevil Alkan; Sefer, Sinem; Kartal, Hakan; Akcay, Omer Faruk; Şener, AlperCOVID-19 salgını, bulaşıcı hastalıkların edinilmesini ve bulaşmasını önlemek için kişisel koruyucu ekipmanın (KKE) gerekli olduğunu ancak kliniklerde doğru kullanımının genellikle düşük oranlarda olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, tıp fakültesi öğrencilerinin KKE kullanımıyla ilgili deneyimlerini araştırmak, eğitim ve öğretim programlarında iyileştirme fırsatlarını belirlemektir. Araştırma, 01.05.2021-01.11.2021 tarihleri arasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek geliştirilen, “Katılımcı Bilgi Formu” ve “Kişisel Koruyucu Ekipman Kullanımı Bilgi Değerlendirme Formu” kullanılmıştır. Çalışmaya 257 tıp fakültesi öğrencisi dahil edilmiştir. Katılanların 139’unun (%54) kadın; 103’ünün temel tıp (%40; 1, 2 ve 3. dönem), 154’ünün ise klinik staj (%60; 4, 5 ve 6. dönem) dönemlerinde oldukları gözlenmiştir. Öğrencilerin KKE uygulamaları hakkındaki sorulara verdikleri yanıta göre aldıkları puanlar incelendiğinde; klinik eğitimdeki öğrencilerin aldığı puanın ortancası 5.0, temel tıp eğitimi alan öğrencilerin ise 3.0 bulunmuş ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.0001). Daha öncesinde KKE kavramını duyan, KKE eğitimi alan ve KKE kullanan öğrencilerin puan ortancaları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.0001). Dönem 6 öğrencileri ile Dönem 4-5 öğrencileri arasında KKE giyme sırası bilgisi hariç anlamlı fark bulunmamıştır. KKE ile ilgili eğitimler tıp fakültesinde öğrencilerin seviyesine göre çeşitli eğitim yıllarında tekrarlanarak sürekli hale getirilmeli ve intörnlük döneminde de devam ettirilmelidir. Eğitimler standardize edilmeli ve müfredata uyum sağlamalıdır.











