Yazar "Eşitti, Şakir" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 8 / 8
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe A Critical Investigation on the Issue of Digital Surveillance and Social Control during and after Covid- 19 Pandemic(Peter Lang AG, 2021) Eşitti, ŞakirNew communication technologies play an important role in combating the Covid- 19 pandemic. In addition, surveillance practices implemented through new communication technologies due to the pandemic also raise important concerns in the context of individual freedoms and privacy. During the Covid- 19 pandemic, operations such as location information obtained through smart phone applications, the use of social media, contact tracing applications through smart phones, tracking of a patient or a potential patient’s movements, contact tracking, data analysis in data networks and use of drones have provided greater opportunities for surveillance like never before in history. In such an atmosphere, in order to survive, individuals become voluntary participants of surveillance, while their freedom of communication and personal privacies are negatively affected. Surveillance affects not only individuals’ privacy and freedom of communication, but also it negatively effects democracy and freedom of expression. Despite this, public authorities around the world focus only on the health management benefits of surveillance, ignoring the long- term problems that surveillance practices created during the Covid- 19 pandemic. The study assesses this as a problematic and draws attention to the fact that the permanent surveillance procedures applied in the fight against the Covid- 19 pandemic may negatively affect individual freedoms, triggers internalization of surveillance. Accordingly, the potential threats of surveillance practices that increased during the Covid- 19 pandemic to personal privacy, communication, and freedom of expression were examined with a critical perspective in the context of Michel Foucault’s conceptualization of Panopticon and the phenomenon of social control. In the study, the possible consequences of data collection and surveillance practices used throughout the world during the Covid- 19 pandemic for individuals and societies were discussed, the surveillance methods used by states in combating the pandemic were determined, the consequences of the continuation of these methods in terms of privacy and democracy after the pandemic were questioned, and the importance of awareness about surveillance was emphasized.Öğe DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÇAĞINDA SİBER AYLAKLIK VE İŞ PERFORMANSINA ETKİSİ: E-TİCARET SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME(Anadolu Üniversitesi, 2023) Hasçelik, Gizem; Eşitti, ŞakirDijitalleşme bir yandan işletmelerin rekabetçi dijital dünyada ayakta kalmalarına imkân sağlamakta, diğer yandan da analogdan dijitale geçiş süreci olarak nitelenen dijitalleşmeyle bireysel, toplumsal ve ekonomik hayatın birçok alanı yeniden yapılandırılmaktadır. Dijitalleşme biryandan işletmelerin rekabetçi dijital dünyada ayakta kalmalarına imkân sağlamakta, diğer yandan yeni bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Çalışma yaşamında dijitalleşme kaynaklı ortaya çıkan sorunlardan biridir “siber aylaklık”. Özellikle COVID-19 pandemisi sırası ve sonrasında artan dijitalleşme pratikleri insan davranışlarının da dönüşümüne sebebiyet vermiş, bu durum siber aylaklığı tetiklemiştir. Bununla birlikte mevcut literatürde siber aylaklık olgusunun iş performansına etkisini ampirik olarak inceleyen yeterli araştırma bulunmamaktadır. Çalışma, bu durumu sorunsal olarak değerlendirmektedir. Çalışmada COVID-19 pandemisi ile hız kazanan dijital dönüşüm süreçlerinin ve bu süreçlerde yaşanan siber aylaklık gibi önemli bir sorunun iş performansına etkisi, ampirik olarak irdelenmektedir. Çalışma nicel bir araştırma olarak tasarlanmış, örneklem olarak dijitalleşmenin en yoğun yaşandığı e-ticaret sektörü belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen verilere göre siber aylaklık ile iş performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmakta olup, siber aylaklık iş performansını olumsuz yönde etkilemektedir.Öğe MANKURT VE KÖZKAMAN KAVRAMLARI VE TÜRK BASININA YANSIMALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME(2022) Sayın, Efe; Eşitti, ŞakirMankurt ve közkaman, son yıllarda Türk siyasetçileri tarafından artan bir sıklıkla dile getirilen ve Türk basınında da buna paralel olarak yer bulan kavramlardır. Köken olarak incelendiğinde her iki kavramın da Manas Destanı’ndan türetildiğini söylemek mümkündür. Günümüzde halen güncelliğini koruyan mankurt ve közkaman kavramları ve kavramların anlam bulduğu hikayeler, günümüz siyasal ve kültürel dünyasını anlamlandırmada önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu çalışmada temel amaç, Manas Destanı’ndan günümüze gelen mankurt ve közkaman kavramlarının ne anlam ifade ettiğini, günümüzde hangi bağlamlarda kullanıldığını ve bu bağlamların Türk basınındaki yansımalarını ortaya koymaktır. Yapılan alan yazın taramasında, mankurt ve közkaman kavramlarının sıklıkla edebiyat bağlamında incelendiği, kavramların siyasal boyutlarının ve basındaki yansımalarının genellikle görmezden gelindiği tespit edilmiştir. Çalışma bu durumu sorunsal olarak değerlendirmektedir. Medya, birey ve toplumların bilgilenmesinde, bilinçlenmesinde, kolektif hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasında ve bireylerin tutum ve davranışlarının biçimlenmesinde günümüzün en önemli aygıtları arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda kavramların medyadaki yansımalarının incelenmesi, kavramların orijinal anlamlarıyla kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi, kavramların içeriğinin ve taşıdığı nasihatlerin gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılmasında oldukça önemlidir. Bu kapsamda, Türkiye’de 2015 - 2020 yılları arasında mankurt ve közkaman kavramlarının, farklı ideolojik yayıncılık anlayışına sahip, Yeniçağ, Yeni Şafak, Sabah, Hürriyet, Cumhuriyet ve Evrensel gazetelerindeki temsilleri, Teun Van Dijk’ın geliştirdiği eleştirel söylem analizi metoduna uygun olarak çözümlenmiştir. Elde edilen verilere göre, kavramlar milliyetçi söylem içerisinde bir unsur olarak kullanılmakta, terör unsurlarına karşı kamuoyu bu kavramlarla uyarılmakta, ülkesini ve kültürünü küçümseyen, emperyalist devletlere kendi ülkesini kötüleyen kişi veya kişiler mankurt ve közkaman olarak nitelenmektedir. Ayrıca çalışmadan elde edilen verilere göre, kavramın kullanıldığı gazetenin siyasal duruşu yine kavramların aktarılış biçimini etkilemiştÖğe Savaşa Çağrı AracI Olarak Hegemonik Erkeklik Vaadi: I. Dünya SavaşI Afişleri Üzerine Bir İnceleme(Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, 2022) Eşitti, Şakir; Işık, MehmetSavaşlar, toplumsal cinsiyet normlarına ait kalıpların üretilmesinde ve dolaşıma sokulmasına önemli bir yere sahiptir ve erkeklerin yalnızca kadınlar üzerinde değil, aynı zamanda diğer erkekler üzerinde de iktidar kurmalarına zemin hazırlar. Savaş dönemlerinde gerçekleştirilen propaganda, erkek olmanın en onurlu yolu olarak nitelenen ve diğer tüm erkekliklerin kendilerini bu erkeklik biçimine göre konumlandırmasını gerektiren hegemonik erkekliğin inşasına katkıda bulunur. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin en temel savunucularından biri olması beklenen hükümetler ise, savaş dönemlerinde savaşan erkeklere idealize edilmiş hegomonik erkeklik imgesi vaadinde bulunmakta, böylelikle erkeklerin hem kadınlar üzerinde hem de savaşa katılmayan diğer erkekler üzerinde daha üstün ve saygı değer bir konumda olacağını imlemektedir. Bu bakımdan erkekler savaşa katıldıklarında, yalnızca vatanlarını, kadın ve çocuklarını korumayacak aynı zamanda savaşa katılmayan diğer erkekler üzerinde de üstünlük kuracak, böylelikle erkek olmanın en idealize edilmiş hali olan hegemonik erkeklikle ödüllendirileceklerdir. Bu çalışma, kitlesel savaşın dünya tarihindeki bilinen ilk örneği olan ve “poster savaşı” olarak da bilinen I. Dünya Savaşı Dönemi’nde kullanılan savaş afişlerini hegemonik erkelik kavramsallaştırması bağlamında incelemeyi ve bu yolla bu afişlerin taşıdığı hegemonik erkekliğe ait imgeleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada, I. Dünya Savaşı Dönemi’nde kullanılan 10 propaganda afişi, göstergebilimsel analizin sağladığı imkanlarla analiz edilmiş, elde edilen bulgular, hegemonik erkeklik kavramsallaştırması bağlamında irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, I. Dünya Savaşı Dönemi’nde yayımlanan propaganda afişlerinin idealize edilmiş hegemonik erkeklik biçimlerine ait değerleri yaydığı, savaşa aktif olarak katılan erkeklere, hem kadınlar hem de savaşa katılmayan diğer erkekler üzerinde iktidar vaadinde bulunulduğu tespit edilmiştirÖğe Savaşa Çağrı Aracı Olarak Hegemonik Erkeklik Vaadi: I. Dünya Savaşı Afişleri Üzerine Bir İnceleme(2022) Eşitti, Şakir; Işık, MehmetSavaşlar, toplumsal cinsiyet normlarına ait kalıpların üretilmesinde ve dolaşıma sokulmasına önemli bir yere sahiptir ve erkeklerin yalnızca kadınlar üzerinde değil, aynı zamanda diğer erkekler üzerinde de iktidar kurmalarına zemin hazırlar. Savaş dönemlerinde gerçekleştirilen propaganda, erkek olmanın en onurlu yolu olarak nitelenen ve diğer tüm erkekliklerin kendilerini bu erkeklik biçimine göre konumlandırmasını gerektiren hegemonik erkekliğin inşasına katkıda bulunur. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin en temel savunucularından biri olması beklenen hükümetler ise, savaş dönemlerinde savaşan erkeklere idealize edilmiş hegomonik erkeklik imgesi vaadinde bulunmakta, böylelikle erkeklerin hem kadınlar üzerinde hem de savaşa katılmayan diğer erkekler üzerinde daha üstün ve saygı değer bir konumda olacağını imlemektedir. Bu bakımdan erkekler savaşa katıldıklarında, yalnızca vatanlarını, kadın ve çocuklarını korumayacak aynı zamanda savaşa katılmayan diğer erkekler üzerinde de üstünlük kuracak, böylelikle erkek olmanın en idealize edilmiş hali olan hegemonik erkeklikle ödüllendirileceklerdir. Bu çalışma, kitlesel savaşın dünya tarihindeki bilinen ilk örneği olan ve “poster savaşı” olarak da bilinen I. Dünya Savaşı Dönemi’nde kullanılan savaş afişlerini hegemonik erkelik kavramsallaştırması bağlamında incelemeyi ve bu yolla bu afişlerin taşıdığı hegemonik erkekliğe ait imgeleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada, I. Dünya Savaşı Dönemi’nde kullanılan 10 propaganda afişi, göstergebilimsel analizin sağladığı imkanlarla analiz edilmiş, elde edilen bulgular, hegemonik erkeklik kavramsallaştırması bağlamında irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, I. Dünya Savaşı Dönemi’nde yayımlanan propaganda afişlerinin idealize edilmiş hegemonik erkeklik biçimlerine ait değerleri yaydığı, savaşa aktif olarak katılan erkeklere hem kadınlar hem de savaşa katılmayan diğer erkekler üzerinde iktidar vaadinde bulunulduğu tespit edilmiştir.Öğe Yeni İklim Rejimi Olarak Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türk Basınında Sunumu Üzerine Bir İnceleme(Ankara Bilim Üniversitesi, 2023) Eşitti, Şakir; Işık, Burcuİklim krizi günümüzde dünyanın yüzleşmek zorunda olduğu en önemli sorunlardan biridir. Dünyanın çeşitli yerlerinde iklim krizine bağlı olarak meydana gelen aşırı sıcaklık, kuraklık, orman yangınları ve sel baskınları gibi afetler birçok açıdan bireyleri, toplumları, ülkeleri hatta ülkelerarası ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Avusturalya’da 2020 yılında ortaya çıkan yangınlar 240 gün sürmüş, bu yangınlarda binlerce hektar alan yanmıştır. Hindistan’a kuraklık nedeniyle son beş yılda 4700’den fazla çiftçinin intihar ettiği medyaya yansımıştır. Türkiye’de 2021 yılında büyük orman yangınları, 2023 yılında ise sel baskınları yaşanmıştır. Dünya genelinde her geçen gün daha da derinleşen iklim krizi tüm dünyayı ilgilendiren önemli bir güvenlik sorunu halini almıştır. Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası örgütler ile Avrupa Birliği (AB) gibi uluslarüstü örgütler, iklim krizine yanıt verebilmek adına ortak çalışmalar üretmekte, sorun hakkında ülkelerde farkındalık yaratmaya çalışmaktadır. Avrupa Yeşil Mutabakatı bu bağlamda geliştirilen önemli çalışmalardan birisidir. Mevcut literatür incelendiğinde Avrupa Yeşil Mutabakatı hakkında birçok alanda çalışma yapıldığı, bununla birlikte medya alanında yeterince araştırma bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Türk basınındaki temsili, en çok tiraja sahip üç gazete olan Hürriyet, Sabah ve Sözcü gazeteleri üzerinden nitel içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen verilere göre, adı geçen gazetelerde yer alan haberlerde iklim krizinin arka plan bilgisine yeterince yer verilmediği, gazetelerdeki köşe yazılarında bu soruna değinilmediği, Yeşil Mutabakat konusunun salt ekonomik bir sorun olarak ele alındığı, sorunun diğer boyutlarının görmezden gelindiği, çevre gönüllülerinin, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve bilim adamlarının görüşlerine yer verilmediği tespit edilmiştir.Öğe YUMUŞAK GÜÇ ARACI OLARAK SINOVAC AŞISININ TÜRK BASININDA TEMSİLİ ÜZERİNE BİR TEMATİK ANALİZ(2025) Öztok, Zeynep Ayer; Eşitti, ŞakirBu çalışma, Çin menşeli Sinovac (CoronaVac) COVID-19 aşısının Türk basınındaki temsilini inceleyerek, bu aşının Çin’in sağlık diplomasisi ve yumuşak güç stratejileri bağlamında kullanımını araştırmaktadır. COVID-19 pandemisi sürecinde aşılar yalnızca biyomedikal müdahale araçları değil; aynı zamanda kamu diplomasisinin, siyasal temsillerin ve sembolik gücün birer aracı haline gelmiştir. Bu bağlamda medya, aşıyı yalnızca tıbbi bir önlem olarak değil, aynı zamanda ideolojik bir tartışma alanı ve toplumsal yönlendirme aracı olarak da ele almıştır. Araştırmanın amacı Sinovac aşılarının Çin’in sağlık diplomasisi ve yumuşak güç stratejileri bağlamında nasıl kullanıldığını tespit etmek, Çin’in bu stratejilerinin Türk basınındaki yansımalarını ortaya koymak, bu yolla Çin’in uyguladığı sağlık diplomasisi ve yumuşak güç stratejileri hususundaki bilgi birikimine katkıda bulunmaktır. Araştırmanın temel sorusu, Türk basınında Sinovac aşısına yönelik haber söylemlerinin hangi temalar etrafında şekillendiği ve bu söylemlerin Çin’in yumuşak güç stratejileri ile nasıl ilişkili olduğudur. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, analiz süreci tematik analiz tekniği çerçevesinde yürütülmüştür. Veri seti, 13 Ocak 2021 ile 13 Ocak 2022 tarihleri arasında yayımlanmış olan toplam 3738 haber metninden oluşmaktadır. Veriler, farklı ideolojik çizgilere sahip yedi ulusal gazeteden elde edilmiş; içerikler MAXQDA 2022 yazılımı aracılığıyla kodlanarak sistematik biçimde analiz edilmiştir. Kodlama sürecinin ardından analiz edilen haber içerikleri, aşı tedariki ve dağıtımı, bilimsel değerlendirmeler ve güvenlik, ayrıcalıklı uygulamalar ve siyasal eleştiriler, medya temsili ve kamuoyu güveni ile pandeminin toplumsal etkileri olmak üzere beş ana tema etrafında toplanmıştır. Elde edilen bulgular, medya organlarının ideolojik yönelimlerine bağlı olarak aynı konuyu farklı biçimlerde çerçevelediklerini ve kamuoyunun aşıya yönelik tutumlarının bu temsiller aracılığıyla şekillendiğini ortaya koymuştur.











