Yazar "Acar, Erhan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 1960-1965 Döneminde Türkiye'den Almanya'ya İşçi Göçleri(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2023) Acar, ErhanTürkiye ekonomisinin sıkıntılı bir süreçten geçtiği dönemde Almanya’dan gelen işçi talebi ülkenin iktisadi açıdan rahatlaması, işsizliğin azaltılabilmesi ve döviz girdisinin arttırılabilmesi için bir fırsat olarak görülmüş, Almanya’ya işçi gönderilmesine karar verilmiştir. 30 Ekim 1961’de Almanya ile işçi gönderilmesine dair bir protokol imzalanmış ve toplu işgücü göçü bu protokol çerçevesinde olmuştu. Almanlar işçi taleplerini ve teminini İstanbul’da kurdukları Alman İrtibat Bürosu vasıtası ile gerçekleştirmişlerdir. Almanya’da çalışan Türk işçiler, sosyal ve kültürel açıdan önemli bir uyum sıkıntısı çekmişler; lisan problemi dolayısıyla sosyal haklarının takibinde zorluk yaşamışlardır. Dönem içerisinde Almanya’ya gönderilen işçi sayısı her geçen gün artış göstermiştir. Almanya’ya gitmek için talebin çok fazla artması ve yoğunluk oluşması ile birlikte bu konu üzerinde fırsatçılık ve dolandırıcılık olaylarına rastlanmıştır. Dönemin sonlarına doğru Almanya’ya işçi göçünde bir nebze olsun azalma yaşanmış, ancak bu azalmaya rağmen 1964 ve 1965 yıllarında Almanya’ya en çok işçi gönderen ülke Türkiye olmuşturÖğe 1964 Kısmi Senato Seçimlerine Dair Bir İnceleme(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2023) Acar, Erhan1961 Anayasası’nın 72. maddesi gereğince genel oy ile seçilen Cumhuriyet Senatosu üyelerinin üçte birinin iki yıl ara ile yapılan kısmi seçimler ile yenilenmesi gerekmekteydi. 1961 yılında yapılan Senato seçimleri sonrasında kısmi seçimlerin 1963 yılında yapılması planlanmış ancak bu seçimlerin bir yıl ertelenmesi kararı alınmıştır. İlk kısmi Senato seçimleri 7 Haziran 1964 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Seçimler öncesi yapılan kanuni düzenlemeler çerçevesinde nispi temsil usulü benimsenmiş, bu sistemin kabulü ile ilgili olarak siyasi sahada yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Siyasi partiler seçim propagandalarında çalışmalarını ve hedeflerini belirtmekten ziyade birbirlerinin söylemlerine itirazda ve eleştiride bulunmuşlardır. AP lideri Ragıp Gümüşpala’nın seçim arifesinde vefat etmesi nedeniyle partiler seçim propagandalarını durdurma kararı almıştır. İlk kısmi Senato seçimleri neticesinde oyların yarıya yakınını elde eden AP seçimden birinci parti olarak çıkmış, CHP yüzde 41 civarında bir oy ile ikinci parti olmuş, diğer partiler ise bu iki partinin oldukça gerisinde kalmıştır. Bu çalışmada 1964 yılında yapılan kısmi Senato seçimleri özelinde bir analizde bulunulmaya çalışılmış ve kapsam olarak seçim sürecinin ele alınması hedeflenmiştirÖğe Atatürk Döneminde genel milletvekili seçimleri: Çanakkale örneği (1923?1938)(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2012) Acar, Erhan; Atabay, MithatTürkiye'de seçim olgusunun ortaya çıkmasında Muhassıllık meclislerinin ve ardından Vilâyet İdare Meclisi gibi yerel meclislerin önemli etkisi olmuştu. Burada yapılan seçimler Meclis-i Mebusan için yapılmış olan seçimlerin provası niteliğindeydi. Ancak yerel meclislerde gerçekleştirilen faaliyetler tam anlamıyla seçim olmaktan ziyade Meşrutiyet dönemindeki siyasal yaşama giden yolda bir köprü vazifesi görmüştü. Osmanlı Dönemi'nde ilk seçimler 1877 yılında yapıldı. Herhangi bir seçim kanunu bulunmadığı için geçici bir talimat çıkarılmıştı. Seçimler geçici talimata göre gerçekleştirilmişti. İstanbul'a diğer yerlere nazaran değişik bir sistem uygulandı. O dönemde Çanakkale'nin idarî yapısı çok farklıydı. Kale-i Sultaniye (Çanakkale) Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti içindeki Biga Sancağı'nın merkeziydi. Çanakkale'nin ilçesi olan Gelibolu ise Edirne vilâyetine bağlıydı. Daha sonra, idarî açıdan Çanakkale bağımsız sancak olarak yer almıştı. Osmanlı Devleti zamanında Çanakkale'nin nüfus yapısı da farklıydı. Nüfustaki Gayrimüslim oranı bir hayli yüksekti. Bu yüzden yapılan genel seçimler neticesinde Çanakkale'yi temsilen birden çok Gayrimüslim milletvekili parlamentoda yer almıştı. Osmanlı Dönemi'nde 1877 seçimleriyle 1908, 1912, 1914, 1919 seçimleri ve 1911 ara seçimi ile toplamda altı seçim yapılmıştı. II. Meşrutiyet ile birlikte ?İntihab-ı Mebusan Kanunu? çıkarıldı ve 1908 seçimlerinden itibaren bu kanun uygulandı. Cumhuriyet Dönemi de dâhil olmak üzere 1942 yılına kadar bütün seçimlerde bazı değişiklikler yapılmak kaydıyla İntihab-ı Mebusan Kanunu esas alındı.16 Mart 1920'de İstanbul'un işgal edilmesiyle birlikte Osmanlı Mebusan Meclisi'nin de sonu gelmişti. 23 Nisan 1920 tarihinde olağanüstü şartlarda toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi açıdan farklı bir dönemin kapısını aralamış, ulusal egemenlik ilkesi bu zamanın temel kavramı haline gelmişti. 1920 seçimleri sonrasında göreve gelen TBMM iki kaynaktan beslenmişti. Bunlar, yapılan seçimler sonucunda Ankara'ya ulaşan ve İstanbul'daki Meclisten Ankara'ya gelebilenlerdi. 1920 seçimleri sırasında Çanakkale işgal altında olduğu için seçimler, ilçelerindeki Müdafaa-i Hukuk şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilebildi.Milli Mücadele'nin başarı ile sonuçlandırılmasından sonra Lozan görüşmeleri başlamış ve Nisan 1923'te genel seçimlere karar verilmişti. Haziran-Temmuz 1923'te yapılan seçimlerle yeni parlamento oluşmuştu. 1923 milletvekili seçimlerinde de yine İntihab-ı Mebusan Kanunu esas alınmış, ancak kanunda bazı değişikliklere gidilmişti. Buna göre her 20 bin erkek nüfus 1 milletvekili seçecek, 18 yaşını dolduran her erkek, seçme hakkına sahip olacaktı. Ayrıca seçmen olabilmek için vergi verme koşulu kaldırılmıştı. İki dereceli ve mutlak çoğunluk ilkesine bağlı kalınarak yapılan seçimlerde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu seçimleri kazanmıştı. Çanakkale 1923 seçimleri döneminde de işgal altındaydı. Fakat seçimler gerçekleştirilebildiği gibi, seçim propagandası bile yapılmıştı. Ayrıca isimle oynamak suretiyle yapılmaya çalışılan bir seçim hilesi karşısında Mustafa Kemal tarafından bir uyarı tamimi yayımlanmıştı. Seçimleri Atatürk'ün gösterdiği adaylar kazanmıştı. 1926 yılına kadar vilâyet olduğu için, Gelibolu'dan da ayrı vekil seçilmişti. 1923 seçimleri sonrasında göreve başlayan II. TBMM cumhuriyeti ilan etmiş ve ardından 1924 Cumhuriyet Anayasası'nı kabul etmişti. 1924 Anayasası'nda seçimlerle ilgili kanunî hükümler yer almıştı. Seçme hakkı on sekiz yaşını bitiren her Türk erkeğine verilmişti. Otuz yaşını bitiren her Türk erkeği milletvekili seçilebilecekti. Vergi verme veya emlak sahibi olma şartının bulunmaması ile seçimlerdeki sınırlamanın kaldırılması durumu anayasaya yansımış oldu. Ayrıca 1927 seçimleri öncesi yapılan değişiklikle ordu mensuplarının aday olabilmesi silahlı kuvvetlerden ilişiğini kesmek şartına bağlandı.1927 milletvekili seçimlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası'nın seçilecek adayları gösteren tebliği yayınlanarak halkın oyuna sunulmuş ve bu partinin başarısıyla seçimler noktalanmıştı. 1927'de tüm ülkedeki milletvekili adaylarını Mustafa Kemal kendisi belirlemişti. Çanakkale'de de onun gösterdiği adaylar bütün oyları alarak kazanmışlardı.Dört yıl sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenmişti. 1931 seçimleri öncesinde ikinci kez çok partili hayata geçiş denemesi olmuştu. 12 Ağustos 1930 tarihinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası 17 Kasım 1930'da kapatılmıştı. 1931 seçimlerinde 1927'de uygulanan kurallar değiştirilmemişti.1935 milletvekili seçimleri öncesinde Türk siyasi yaşamını etkileyen önemli değişiklikler olmuştu. Yerel seçimlere katılma hakkını elde eden kadınlar, anayasanın ilgili maddeleri değiştirilmesiyle milletvekili seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerdi. Yapılan değişiklikle 22 yaşını bitiren kadın erkek her Türk, milletvekili seçebilecek, 30 yaşını bitiren kadın erkek tüm vatandaşlar milletvekili seçilebilecekti. 1935 seçimleri, ilk kez kadınların oy kullanması ve seçimler neticesiyle kadınların parlamentoda 18 milletvekiliyle temsil edilmesi bakımından önem taşımaktadır. Böylece genel oy ilkesi bu seçimlerle Türk demokrasi hayatına yerleşmişti. Kadınların elde ettiği hakların yansıması olarak Çanakkale'de bir takım hareketlenmeler yaşanmış, 1935 yılıyla beraber kadınların siyasete olan ilgisi artmaya başlamıştı.Öğe OECD ülkelerinde ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin makroekonomik belirleyicilerinin panel veriyle araştırılması(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Acar, Erhan; Güneş, Cananİşsiz ve işgücüne dahil olmayan gençler içerisinde son dört hafta içinde herhangi bir eğitim almamış genç bireyler NEET olarak tanımlanmaktadır. Genç işsizliği, 15-24 yaş arası işsiz bireyleri tanımlarken; NEET daha geniş bir tanım sağlamaktadır. Bu anlamda genç nüfustaki işsizlik sorununa ilişkin olarak NEET'in mikro boyutlarının yanında makroekonomik boyutlarının da incelenmesi oldukça önem arz etmektedir. Çalışmanın amacı NEET oranını etkileyen makroekonomik faktörlerin belirlenmesidir. Bu kapsamda çalışmada OECD'ye üye 38 ülkenin 2005-2019 yıllık verileri ile NEET oranının makroekonomik belirleyicileri doğrusal panel veri analizi ile incelenmektedir. Uygun panel veri modelinin belirlenmesi aşamasında birim ve/veya zaman etkilerin varlığı F testi ve LR testi ile belirlenmektedir. Tespit edilen birim ve/veya zaman etkinin sabit mi tesadüfi mi olduğuna Hausman (1978) testi ve Dirençli Hausman testi ile karar verilmektedir. Daha sonraki aşamada, varsayımlardan sapmaların tespit edilmesi amacıyla; değişen varyans için Değiştirilmiş Wald testi, otokorelasyon için Baltagi-Wu (1999) LBI testi ve Bhargava, Franzini ve Narendranathan (1982) Durbin-Watson testi ve yatay kesit bağımlılığı için Frees (2004) testi uygulanmaktadır. Çalışma kapsamında uygulanan testler sonucunda, uygun panel veri modelinin sabit birim etkili model olduğu; değişen varyans, otokorelasyon ve yatay kesit bağımlılığının var olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle sabit birim etkili model tahmin edilirken bu üç varsayımdan sapmalara karşı dirençli olan Driscoll-Kraay (1998) tahmincisi ile model tahminleri yapılmaktadır. Elde edilen bulgulara göre kişi başına GSYİH, GSYİH büyüme oranı, gayri safi milli harcama ve nüfus artışının NEET oranı üzerinde azaltıcı etkisi olduğu görülmektedir. Bununla birlikte doğrudan yabancı yatırım, ticaret hacmi, işgücü verimliliği ve eğitim harcamalarının NEET oranını artırıcı etkisi söz konusudur.Öğe TÜRKİYE’DE TARİH FELSEFESİ ÇALIŞMALARI BİBLİYOGRAFYASI(2015) Karakuzu, Hasan; Acar, ErhanTarih felsefesi, tarih ve felsefe arasındaki ilişkinin ve tarihin sorgulanması sonucu ortaya çıkmış bir tarih disiplinidir. Bu disiplinin doğduğu yer olarak Eski Yunandaki felsefi hareketler gösterilmiş olmasına rağmen o dönemdeki tarih felsefesi, daha çok tarih teolojisi olarak gelişmiştir. Tarih felsefesi bugünkü anlamda gerçek kimliğini Müslüman ilim adamı İbn Haldun ile kazanmıştır. İbn Haldun ile başlayan tarih felsefesi, Avrupa'da Rönesans ve Reform hareketleri ile birlikte kilisenin ilim ve bilimler üzerindeki etkinliğinin kırılmasıyla daha da gelişmiştir. İtalyan düşünür Vico'nun felsefeye tarihsellik kavramını sokmasıyla birlikte tarih-felsefe arasındaki ilişki güçlenerek devam etmiştir. Bu ilişki Hegel, Rothacker, Heideger gibi düşünürler sayesinde günümüzdeki konumuna ulaşmıştır. Tarih felsefesi Avrupa'da bu şekilde gelişirken Türkiye'de ise Ahmet Vefik Paşa'nın Darülfunun'un açılışında ilk tarih felsefesi dersini vermesiyle başlamıştır. Bu süreç Cumhuriyet döneminde Doğan Özlem, Mehmed Niyazi, Hilmi Ziya Ülken, Kubilay Aysevener, Ayhan Bıçak'ın çalışmalarıyla ilerleme kaydetmiştir. Tarih felsefesi alanında detaylı bir bibliyografya çalışmasının yapılmamış olması çalışmamızın fikri temelini oluşturmaktadır. Çalışmada tarih felsefesi alanında yayınlanmış Türkçe kitap, makalebildiri ve tez çalışmalarının kapsamlı bir bibliyografyası çıkarılmıştır. Tarih yazımı, tarih eğitimi, tarihçilik, tarih yazıcılığı, tarih metodolojisi, tarih düşüncesi çalışmaları bu bibliyografyanın dışında tutulmuştur. Bulunan kitap, makale-bildiri ve tezler ayrı başlıklar altında verilmiştir. Çalışmada tarama modeli benimsenmiş, konu ile ilgili makaleler için Türkiye makaleler bibliyografyası, Türkiye'deki üniversitelerin sosyal bilimler(tarih, felsefe, eğitim) dergileri gözden geçirilmiş, lisansüstü eğitimde yapılmış tezler için YÖK'ün tezler kısmına, tetkik eserler için ise bu alanda çalışma yapmış kişilerin eserlerinden faydalanma yoluna gidilmiştir. Ayrıca çalışma çerçevesinde süreli yayınlar ve inceleme eserler için Türkiye'deki üniversite ve devlet kütüphanelerinin (İSAM, Milli Kütüphane, Beyazıt) online veri tabanları da gözden geçirilmiştir. Yapılan bu detaylı taramanın neticesinde 434 adet çalışmanın var olduğu tespit edilmiştir. Tarih felsefesi alanında akademisyen ve araştırmacıların 1980 yılından sonra yaptıkları yayınlarda büyük bir artış olduğunun görülmesi, ciddi bir birikim ve ilerlemenin olduğunu göstermektedir. Tarih felsefesi adıyla herhangi bir bibliyografya çalışması yoktur. Ancak Funda Alaslan ve Ahmet Şimşek'in \"Tarih Yazımı, Metodolojisi ve Felsefesi İle ilgili Türkçe Eserler Bibliyografyası(2013)\" adlı çalışması vardır. Bu çalışmada tarih felsefesi ilgili kaynakların azlığı dikkatimizi çekmiştir. Ancak çalışma bizi araştırma yapmaya teşvik ederek yol gösterici olmuştur. Temel amacımız yapılmış olan çalışmaları bir çatı altında toplayarak tarih felsefesi alanında çalışma yapan ve yapacak olan araştırmacılara katkıda bulunmaktır. Bibliyografya çalışmamız şu ana kadar bu alandaki en kapsamlı çalışma olup bir deneme mahiyetini taşımaktadır











