Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Şavluk, Hikmet" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Gazzâlî Özelinde Eş‘arîlere Göre Duyusal Bilginin Zaruri Oluşu ve Hissî Kerame-tin İmkânı
    (Aksaray University, Faculty of Islamic Sciences, 2024) Şavluk, Hikmet; Hacak, Hasan
    Tabiatçı filozofların öne sürdüğü zorunlu nedensellik fikrine karşı peygamberliğin ispatı için erken dönem İslâm düşüncesinde birtakım teoriler geliştirilmiştir. Bu amaçla Mu‘tezilenin geliştirdiği tab‘, i‘timâd ve tevellüd gibi teorileri de zorunlu nedenselliği çağrıştırmaları nedeniyle reddeden Eş‘arîler ise “âdet” teorisini geliştirmişlerdir. Âdet teorisi, nedenselliğin zorunluluğunu reddeden ve tabiatta süreklilik ifade eden sebep-sonuç ilişkisinin gerçekte var olmadığı, varmış gibi algılanmasının alışkanlık kaynaklı olduğunu ileri sürer. Fakat Gazzâlî ve kimi kelâmcılar hârikulâde olayların duyularda şüphe oluşturduğunu ve mûcize gibi hissî kerametin de mümkün olması durumunda duyularda var olan zorunlu bilginin ortadan kalkacağına dair endişelerini ifade etmişlerdir. Çalışmamız, Gazzâlî’nin bu husustaki endişelerinin anlaşılmasının ancak duyusal bilgi ve âdet teorisinin izah edilmesiyle mümkün olacağı hipotezi üzerine kuruludur. Bu amaçla Gazzâlî merkeze alınarak aynı konuda fikirlerini belirten diğer Eş‘arî kelâmcıların eserleri incelenerek doküman analizi yapılmış, elde edilen veriler söylem analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Neticede, Gazzâlî’nin duyulara dayalı bilgide şüpheci ve agnostik bir bilgi anlayışından kaçınma çabası nedeniyle hissî kerametlerin gerçekleşmesinin imkanı hususunda diğer Eş‘arî kelâmcıların baskın olarak öne çıkan görüşlerinden farklı bir tavır takındığı tespit edilmiştir. Böylelikle çalışma literatürde Gazzâlî’nin Eş’arî mezhebine bağlılığının derecesi hakkında yürütülen araştırmalara ele alınan konu üzerinden bir katkı sunmayı hedeflemektedir.
  • [ X ]
    Öğe
    İSLAM HUKUK DÜŞÜNCESİNDE ONTOLOJİNİN EPİSTEMOLOJİYLE İLİŞKİSİ
    (Trakya Üniversitesi, 2022) Şavluk, Hikmet
    İslam hukuk düşüncesi kelam ve fıkıh usulünün birleşimiyle meydana gelmiştir. Erken dönem fıkıh ve kelam alanına dair eser telif eden İslam bilginleri her iki disiplinin birbirine bağımlı olduklarını varsayarak meseleleri ele almışlardır. Onlara göre kelam ilmi ile fıkıh usulü ilminin birbirine bu kadar bağımlı olmasının sebebi her iki disiplinin temel amacının dini temellendirmek olmasıdır. Kişi bir usul eserini ele alırken bu faktörü göz önünde bulundurmazsa birçok tartışma konusu anlamsızlaşacaktır. Nitekim semereci yaklaşımla usul meselelerini ele almaya çalışan birçok araştırmacı erken dönemde yapılan tartışmaları lafzî bir boyuta indirgemiştir. Halbuki bu dönemde usulcünün amacı sadece nastan hüküm istinbat etmek değil, öncelikle nassın inanılabilirliğini ispat etmektir. Bu gayeyle mezhepler kelam ilminde benimsemiş oldukları ontolojik yapıya uygun bir epistemolojik temelle hüküm teorisi inşa etmiştir. Ehl-i Rey tarafından ilke haline getirilen hüsün-kubuh teorisi ile hükümler ontolojik bir yapıyla ilişkilendirilmiş ve usulde bu ilkenin içine yerleştirilebileceği epistemolojik bir temel oluşturulmuştur. Bu yapının temelinde vacip, mümkün ve mümteniʿ tasnifi bulunur. Bu sayede hükümleri tasnif edebilen Ehl-i Rey (Mu‘tezile, Hanefîler ve Zeydîler) şerʿ öncesi ahkamın akılla idrak edilmesini ve şerʿ sonrası ahkamın akla uygunluğunun ölçülmesini mümkün kılmaktadır. Ahkamın akla uygunluğunu bu cihetle değerlendiren erken dönem usulcüleri arasında Ehl-i Rey’den alimler olsa da bu durum zamanla Muʿtezile’yle özdeşleşmiştir. Eşyanın ontolojik yapısını ahkamın idrakinde önemli bir kriter olarak görenler bu bakış açısıyla aklî ve şerʿî hüküm tasnifine girişmiştir. Çalışmamızda eşyanın hakikatinin akılla vacip, mümkün ve mümteniʿ olarak tasnif edilmesinin hükümlerin idrakinde önemli bir kriter olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda erken dönem Ehl-i Rey ve Eşʿarîlerin aklın vahiy karşısındaki durumu ile ilgili görüşlerini ele alacağız ve aklın hükümleri idraki hususunda gerçekleşen ihtilafı farklı bir düzlemde inceleyeceğiz

| Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim