Yazar "Çelik, Hamit" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Akut orta serebral arter enfarkt hastalarında ile ortalama trombosit hacmi, nötrofil lenfosit oranı ve trombosit lenfosit oranının prediktif değeri(Sivas Cumhuriyet University, 2020) Çelik, Hamit; Erbas, MesutAmaç: Tıkayıcı beyin damar hastalıklarında ortalama trombosit hacminin arttığı, lenfosit ve nötrofilerin iskemik hasarı artırdığı bilinmektedir. Çalışmamızda akut orta serebral dal enfarkı olan hastalarda ortalama trombosit hacmi, nötrofil lenfosit oranı ve trombosit lenfosit oranının prediktif değerini belirlemeyi amaçladık.Yöntem: Nisan 2017–Eylül 2019 tarihleri arasında Çanakkale Onsekiz Mart Anestezi ve Reanimasyon yoğun bakımda takip edilen, daha önce iskemik inme geçirmemiş akut orta serebral arter dal tıkanıklığı olan 50 hastanın dosyası geriye dönük olarak incelendi. Hasta grubu ulusal inme sağlık ölçeği skalası (NIHSS) ve Modifiye rankin skoru (mRS) kullanılarak değerlendirildi. İnmenin ilk saatindeki nötrofil ve trombosit sayısının lenfosit sayısına (NLO ve TLO oranı) oranının ve OTH (ortalama trombosit hacmi) düzeylerini Benzer yaş ve cinsiyette kontrol grubu ile karşılaştırdık.Bulgular: Çalışmamıza akut orta serebral arter dal iskemisi olan 28’i kadın (%56) olmak üzere 50 hasta alındı. Kontrol grubu ise yaşı ve cinsiyetiyle uyumlu 24’ü (%48) kadın 50 sağlıklı kişi alındı. Hastaların ortalama NIHSS skoru 11.4±2.6 ve ortalama mRS skoru 2.5±1.5 idi. Sonuç: Tıkayıcı beyin damar hastalıklarında hematolojik parametrelerin inmenin şiddeti ve prognozuyla ilişkisini inceleyen birçok çalışma vardır. Akut orta serebral arter dal infarktı geçiren hastalarla yaptığımız bu çalışmada inmenin ilk saatinde bakılan NLO, TLO, OTH düzeyini kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Hematolojik parametrelerin iskemik inmede bir biyobelirteç olarak kullanılması için çok merkezli daha geniş katılımlı çalışmalara ihtiyaç vardırÖğe Central pontine myelinolysis due to chronic alcohol use: Case report(Neurological Society R.O.C (Taiwan), 2020) Ocak, Özgül; Çelik, Hamit; Korkmazer, Bora; Ocak, Barış; Karaman, Handan Işın ÖzışıkCentral pontine myelinolysis (CPM) is a neurological disorder characterized by demyelination on the bottom of pons. CPM is known to be the most common clinical presentation of osmotic demyelination syndrome. Osmotic stress formed by rapid correction of hyponatremia in glia cells is thought to be important in pathogenesis. Oligodendroglias are more sensitive to dehydration and volume changes as they are tightly aligned in the pontine. Chronic alcohol use is a rare cause of osmotic demyelination. In chronic alcoholics, central pontine myelinolysis may be asymptomatic or mild symptoms may develop. We presented the case to emphasize that chronic alcoholism is a rare cause of central pontine myelinosis. © 2020, Neurological Society R.O.C (Taiwan). All rights reserved.Öğe Diagnosis Confirmation Rates of Desired Electroneuromyography Results with Pre-Diagnosis of Upper Extremity Entrapment Neuropathy(Fazile Nur Ekinci Akdemir, 2020) Ocak, Özgül; Çelik, HamitObjective Electroneuromyography (ENMG) is an examination used by clinicians to confirm the diagnosis of patients with suspicion of entrapment neuropathy. The correlation between the ENMG results and requests increases when the clinical examination and anamnesis are well evaluated. This study aims to determine the compatibility of the electroneurophysiological examinations made due to the prediagnosis of entrapment neuropathy at the ENMG Laboratory in the Neurology Clinic and determine whether there is a difference between the clinics that made the requests. Materials and Methods The study complied the examinations made in Canakkale Onsekiz Mart university neurology clinic ENMG laboratory between 01/07/2019 and 21/07/2020, and these examinations were retrospectively scanned. Results: In total, 1464 results were scanned and those who underwent ENMG examination on the entrapment neuropathy protocol (SUT code 703220) were included in the study. Patients for whom requests were made lower extremity entrapment neuropathy and those who were younger than 18 were not included. Information regarding 445 (313 women, 132 men) patients with upper extremity entrapment neuropathy were obtained. The mean age of the patients was 49.5±14.2 (18-89). The study found that among electroneurophysiological examinations made due to the prediagnosis of entrapment neuropathy, 155 (34.8%) were diagnosed with carpal tunnel syndrome, 18 (4.0%) were diagnosed with ulnar nerve entrapment neuropathy, 3 (0.7%) were diagnosed with radial nerve entrapment neuropathy, and 253 (56.9%) had normal results. While there were no significant differences between the rates of normal results in terms of clinics that made the requests. Conclusion: While normal results were obtained on the majority of the electroneurophysiological requests due to the pre-diagnosis of upper extremity entrapment neuropathy, there were no significant differences between the clinics.Öğe Evaluation of Serum 25-Hydroxyvitamin Vitamin D, Vitamin B12, and Folate Levels in Patients with Benign Paroxysmal Positional Vertigo(Emergency Physicians Associations of Turkey, 2021) Çelik, Hamit; Yardım, Ahmet; Ertaş, Atilla; Varışlı, Behçet; Ocak, ÖzgülAim: This study aimed to compare 25-hydroxyvitamin D (25-OH Vit D), vitamin B12, and folic acid levels in patients presenting with vertigo diagnosed with benign paroxysmal positional vertigo (BPPV) and healthy volunteer control group without vertigo, and to examine whether they are disease-associated. Materials and Methods: A total of 190 patients who applied between October to December 2019 diagnosed with BPPV and 149 volunteers without any complaints (control group), who came only for checkup, were included in the study. Serum 25-OH Vit D, vitamin B12, and folic acid levels of all participants were examined. Results: Of all participants, 209 (61.6%) were male and 130 (38.4%) were female. Out of 94 participants, 25-OH Vit D level was found to be at low levels. Of participants with low 25-OH Vit D levels, 65 (69.1%) were in the BPPV group and 29 (30.9%) were in the control group. Of all participants, 68 had low folic acid levels, wherein 33 (48.5%) were in the control group and 35 (51.5%) were in the BPPV group. The level of vitamin B12 of 2 participants among all participants was below normal values and these 2 participants were in the BPPV group. Conclusion: In our study, any significant relationship was not found between BPPV and serum vitamin B12 and serum folic acid levels. A significant relationship was determined between BPPV and decreased serum 25-OH Vit D level (p<0.01). We identified that low serum 25-OH Vit D levels may be an independent risk factor in the progress of BPPV.Öğe Persistan atriyal fibrilasyonda serum ınterlökin 6 ve apelin 12 düzeylerinin başarılı kardiyoversiyon sonrası gelişen atriyal stunning ile ilişkisi(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2013) Çelik, Hamit; Saygı, SerkanAtriyal fibrilasyon erişkin popülasyonun da en sık görülen kronik taşiaritmidir. AF?nin en korkulan komplikasyonu iskemik inmedir. Atriyal stunning olarak tanımlanan atriyal mekanik disfonksiyon sıklıkla AF?nin sinüs ritmine kardiyoversiyonundan sonraki 2?3 hafta içerisinde görülür. Bu dönem AF hastaları için tromboembolik komplikasyonlar açısından en riskli periyottur. Endojen peptid hormon olan apelinin AF hastalarında düştüğü gösterilmiştir. Biz bu çalışmada persistan AF hastalarında başarılı kardiyoversiyon sonrası gelişen atriyal sistolik disfonksiyon ile serum apelin 12 ve İL6 düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık. Çalışma popülasyonu elektif kardiyoversiyon amacıyla hastaneye yatırılan 42 persistan AF hastasını içermektedir. Yirmi iki kalıcı AF ve 11 sağlıklı olgu kontrol grubu olarak alındı. 42 persistan AF?li hasta başarılı şekilde uluslararası kılavuzlara uygun olarak sinüs ritmine döndürüldü. Persistan AF hastalarının atriyal ejeksiyon kuvvetleri kardiyoversiyondan hemen sonra ve 3. hafta kontrolünde hesaplandı. Serum apelin 12 ve İL6 ölçümü amacıyla kan örnekleri başlangıçta tüm hastalardan, 3. haftada ise persistan AF grubundan toplandı. Persistan AF ve kalıcı AF gruplarının bazal karakteristik özellikleri benzerdi. Serum apelin 12 ve İL6 düzeyleri persistan AF grubunda anlamlı olarak daha yüksekti (Sırasıyla, 5,062±1,392&4,084±1,070%4,270±1,117 pg/ml; p=0.01; 15,5±49&3,4±6,5&0,04±0,15 pg/ml; p=0.02; persistent&kalıcı AF& Kontrol, apelin 12, İL6). Hastaların % 69?u 3. hafta kontrolünde sinüs ritmindeydi. 3. hafta kontrolünde sinüs ritminde kalan hastalar ile AF?ye dönen hastaları karşılaştırdık. Sinüs ritmi grubunda kadın cinsiyet oranı daha az ve AF süresi daha kısaydı. Doku Doppler görüntüleme ile ölçülen bazal pik A? akım hızı sinüs ritmi grubunda anlamlı olarak daha yüksekti (0.06±0.02&0.04±0.02 m/s, sinüs&AF, p= 0.003). Serum apelin 12 düzeyleri sinüs ritmi grubunda AF grubuna göre başlangıçta düşük, 3. hafta kontrolünde yüksekti ancak fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Gerek bazal gerekse 3.hafta kontrol IL6 düzeyleri sinüs ritmi grubu ve AF grubunda benzerdi. Persistan AF hastalarının sinüs ritmine kardiyoversiyonunun güvenli ve etkili olduğunu bulduk. Kardiyoversiyon sonrası AF?ye dönen hastalarda pik A? akımının düşük olduğu saptandı. Başarılı kardiyoversiyon sonrası ölçülen pik A? akımı AF rekürrensi açısından bir ön gördürücü olabilir. Biz bu çalışmada gösterilen atriyal ejeksiyon kuvveti ile serum apelin 12 düzeyleri ve İL6 ile transmitral A dalga akım velositeleri arasındaki ilişkinin çarpıcı olduğunu düşünmekteyiz. Serum apelin 12 düzeyleri kardiyoversiyon sonrası AF hastalarında atriyal sistolik disfonksiyonun ön gördürücüsü olabilir. Anahtar kelimeler: Atriyal stunning, Atriyal fibrilasyon, apelin 12, İnterlökin 6, kardiyoversiyon











