İlişkiselliğin geçişkenliği: Bağlanma biçimi ve anlamlandırma ihtiyacı arasındaki ilişki üzerine bir inceleme
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İnsan, doğada tek başına hayatta kalması mümkün olmayan; bu yönüyle, varoluşu zorunlu olarak ötekilerle ilişki içinde şekillenen bir sosyal varlıktır. Onun varlığı, daima bir insan veya nesneyle ilişkisini içerir. Bu ilişkisel yapı, yalnızca kişiler arası bağları düzenlemekle kalmayıp, bireyin dünyadaki yerini anlamlandırmasına ve varoluşsal kaygıdan uzaklaşmasına da aracılık etmektedir. Bağlanma kuramı, bireyin erken çocukluk döneminde bakım verenlerle kurduğu ilişkilerin niteliğinin, yaşam boyu sürecek bağlanma biçimlerini ve dünyaya atfedilen anlamı şekillendirdiğini ileri sürer. Bu yönüyle anlam, bireyin dünya ile karşılaşmasının yaratacağı kaygıyı karşı dayanak oluşturur. Çalışma, ilişkisel tarama modeline dayalı olup nicel veri toplama yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırma, evreni temsilen 431 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular; güvenli bağlanma ile anlamlandırma ihtiyacı arasında pozitif; güvenli bağlanma ile kaçıngan bağlanma arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Demografik değişkenlere bakıldığında, yaş ve algılanan gelir düzeyi ile güvenli bağlanma arasında, yaş ile anlamlandırma ihtiyacı arasında pozitif yönlü ilişkiler görülmüştür. Ayrıca, uzun vadeli yaşam planı ile kaygılı bağlanma arasında pozitif; yaş ile kaygılı bağlanma arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişkiler görülmüştür. Kaygılı bağlanmanın cinsiyete göre farklılık gösterdiği de belirlenmiştir. Sonuç olarak, güvenli bağlanma zemininde yer alan ben-sen ilişkisine açıklığın, bireyin yaşamını anlamlandırma sürecinde belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Bu çerçevede, bağlanma aracılığıyla kurulan düzenli ilişkiler yalnızca bireyin fiziksel çevresini düzenlemekle kalmaz; aynı zamanda düşüncelerini yapılandırır ve varoluşa anlam atfetmesine yardımcı olur. Bu bağlamda çalışma, bağlanmanın yalnızca kişiler arası ilişkilerde değil, insanın dünya ile kurduğu varoluşsal ilişkide de temel bir işlev gördüğünü ortaya koyması açısından literatüre katkı sunmaktadır.
Humans cannot survive alone in nature; in this sense, their existence is necessarily shaped by their relationships with others. Their existence always involves a relationship with another person or object. This relational structure not only regulates interpersonal bonds but also helps individuals understand their place in the world and escape existential anxiety. Attachment theory posits that the quality of the relationships an individual forms with caregivers in early childhood shapes the forms of attachment that will last throughout life and the meaning attributed to the world. In this sense, meaning serves as a foundation to counter the anxiety that arises from the individual's encounter with the world. The study was based on a correlational survey model and conducted using quantitative data collection methods. The research was carried out with 431 students representing the population. The findings show a positive relationship between secure attachment and the need for meaning and a negative relationship between secure attachment and avoidant attachment. When examining demographic variables, positive relationships were observed between age and perceived income level with secure attachment, and between age and the need for meaning. Additionally, positive relationships were observed between long-term life plans and anxious attachment, and negative relationships between age and anxious attachment. It was also determined that anxious attachment differs according to gender. As a result, it can be seen that openness in the I-you relationship, which is based on secure attachment, plays a decisive role in the process of giving meaning to an individual's life. Within this framework, regular relationships established through attachment not only organize the individual's physical environment but also structure their thoughts and help them attribute meaning to existence. In this context, the study contributes to the literature by revealing that attachment plays a fundamental role not only in interpersonal relationships but also in the existential relationship that humans establish with the world.











